Orta Doğu - Afganistan Ekseninde Bitmeyen Sorunlar
ABD’nin İran’la aradığı uzlaşı formülleri arasında yer alan ve İran’la Ekim ayı başında Cenevre’de yapılan “Altılar” Toplantısında masaya getirilen, İran’ın elindeki uranyumu, zenginleştirilmek üzere, Rusya ve diğer Batılı ülkelere gönderilmesi önerisi bu kez İran Meclisinde ve kamuoyunda itirazlarla karşılaşmaktadır.
İran Yönetiminin arzusu uranyumun, büyük bölümü itibariyle, zenginleştirilmek üzere, Rusya’ya gönderilmesi şeklindedir ve bu amaçla UAEA’dan, bu gönderme planını değerlendirmek üzere, bir teknik komisyon oluşturmasını talep etmiştir.
ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton bu kararın bir an önce verilmesi gereğine işaret ederek “sabrın da bir sınırı olduğunu” söylemiş ve İran’a yönelik yeni bir çağrıda bulunmuştur.
İran’da hükümetin bu konuda iç politika sahnesinde zorluklarla karşı karşıya kalacağı görülmektedir. Bu bağlamda, ilave müzakerelere gereksinim bulunduğunu ileri sürerek, kendi uranyumunu dışarıya göndermektense, dış ülkelerden uranyum ithal etmek yoluna gidilebileceği iddiasını ortaya atmaktadır. Zira İran, konunun teknik yönlerinden endişe duymakta ve yakıt ikmali konusunda zorluklarla karşılaşabileceğini öne sürmektedir.
İran’ın bu konuda ayak sürüme politikası izlemesini beklemek yanlış olmayacaktır.
Afganistan Cumhurbaşkanı Hamid Karzai ve Cumhurbaşkanlığı yarışından çekilme kararı alan Abdullah Abdullah ile görüşmelerde bulunmak üzere, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban-ki Moon, 2 Kasım 2009 tarihinde, Kabil’e gelmiştir. Afgan yetkililer, 7 Kasım için planlanan 2. tur seçimlerin, bir formalitenin yerine getirilmesi şeklinde bile olsa, yapılacağını beyan etmektedir. Ban-ki Moon’un ziyareti geçen hafta BM Misafirhanesine yönelik terör saldırısının hemen ertesine rastlamakta olup, bu vesile ile 7 Kasım seçimlerinde BM’nin oynayacağı rolü ve “müşahit” sıfatıyla sahneye çıkartacağı kişi ve kurumların kimler olacağını saptamaya yönelik bir karar alma gayreti olarak değerlendirilebilir.
Müzakerelerin yeniden başlayabilmesi için, Filistinlilerin şart koştuğu şekilde, İsrail’in yerleşim faaliyetini durdurmayı reddetmesi ve buna ABD Yönetimi’nin yeterli güçlü direniş bir göstermeyişi, özelde Filistin genelde Arap Dünyasında düş kırıklığı yaratmış bulunmaktadır.
Hillary Clinton’un 2 Kasım Pazartesi günü Fas’da Arap Ülkeleri Dışişleri Bakanları ile yaptığı toplantı öncesi, Arap Birliği Genel Sekreteri Amr Moussa, bu düş kırıklığının Suudi Arabistan ve Mısır gibi ülkelerce de tümüyle paylaşıldığının altını çizmiştir. Hillary Clinton ise, İsrail’in yerleşim faaliyetinde bazı kısıtlamalara gitmeyi kabul etmiş olmasının dahi, bundan öncesine nazaran, önemli ve anlamlı bir değer taşıdığını vurgulayarak; Filistin Başkanı Mahmud Abbas’ın, Batı Yakası’nda güvenliği güçlendirmek açısından attığı olumlu adımlara işaret etmiş ve kendisini tebrik etmiştir. Clinton, İsrail’in de buna mukabil adımlar atması gereğini özellikle hatırlatmıştır.
Başkan Obama’nın, Filistin-İsrail müzakerelerini yeniden başlatabilmek için sarf ettiği gayretlerin, Araplar’ın iddia ettiği şekilde, başarısız olduğunu öne sürmek şu aşamada olası değildir. Obama’nın bu gayretlerini, tüm olumsuzluklara rağmen sürdürmesi beklenir.
(Nüzhet Kandemir, ABD Masası)