ENGLISH
22.05.2012
Ana Sayfa » EkonomiGeri Dön «

Macaristan’da Yeni Anayasa ve AB’nin Demokratik Değerleri

04.01.2012 17:07:51

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Dr. Dilek Yiğit*

Macaristan’da Nisan 2010 seçimlerinde oyların % 52.73’ünü alarak, parlamentodaki sandalye sayısının % 68’ine sahip olan Fidesz partisinin (Hungarian Civic Union) Nisan 2011’de parlamentodan geçirdiği yeni anayasa, 1 Ocak 2012 tarihi itibariyle yürürlüğe girmiştir. Yeni anayasa yürürlüğe girmeden önce Başbakan Viktor Orban tarafından, Macaristan’ın komünizmden demokrasiye geçiş sürecinin sonlanmasının işareti olarak tanımlanmıştır.[1] Ancak, anayasanın yürürlüğe girmesinden bir gün sonra, binlerce kişinin Budapeşte’de toplanarak yeni anayasa aleyhinde gösterilerde bulunması, bu gösterilerde anayasanın Macaristan’da demokrasinin düşüşünün sembolü olarak ve Başbakan Viktor Orban’ın da “diktatör” olarak tanımlanması, yeni anayasanın Macaristan’da gerilim kaynağı olacağını göstermektedir. 

Gösteriler karşısında yeni anayasayı savunan Devlet Başkanı Pal Schmitt, yeni anayasanın kapsamlı bir danışma sürecinin ürünü olduğunu, ulusal ve Avrupa değerlerine dayandığını belirtirken;[2] Başbakan Viktor Orban’ın sözcüsü Peter Szijjarto, yeni anayasaya karşı gösterilerin, Macaristan’ın demokratik, özgür ve anayasal bir devlet olduğunu kanıtlamış bulunduğunu ifade etti.[3]
 
Macaristan’ın yeni anayasasında tepki çeken hususlar nelerdir? Anayasanın, basın özgürlüğü de dahil, anayasal özgürlükleri ortadan kaldırmayı hedeflediği ileri sürülmektedir. Eski siyasi muhaliflerden oluşan bir grup, Orban hükümetinin hukukun üstünlüğü ilkesini yok saymak, yönetimde kontrol ve denge sistemini ortadan kaldırmak, sivil toplum kuruluşları da dahil olmak üzere özerk kurumları kapatmaya yönelik politika izlemek niyetinde olduğunu ileri sürmektedir.[4] Ayrıca, yeni anayasa ile Anayasa Mahkemesi’nin yetkileri azaltılmakta ve yargıya ilişkin düzenlemelerin yargı bağımsızlığına zarar vereceğinden kaygı duyulmaktadır. Diğer taraftan, yeni anayasa, parlamentoya, Merkez Bankası ile başkanı hükümet tarafından atanacak Mali Denetim Otoritesi’ni birleştirme yetkisi vermektedir. Dolayısıyla bu durum Macaristan Merkez Bankası’nın bağımsızlığı üzerinde kaygılar yaratmaktadır.
 
Avrupa Birliği’nin (AB) üyesi olan Macaristan’da tartışmalı yeni anayasaya yürürlüğe girmeden önce, AB’nin uyarı mahiyetinde bir girişimi oldu. Avrupa Komisyonu Başkanı Manuel Barroso, Başbakan Orban’dan anayasanın bazı bölümleri üzerinde tekrar düşünülmesini istedi.[5] Ancak anayasaya karşı gösterilerin başlaması ve anayasanın demokrasinin düşüşü olarak nitelendirilen hükümlerinin mevcudiyeti karşısında Birlik nasıl bir tutum takınacaktır? Aslında bu soru Macaristan’da yeni anayasanın yarattığı gerilim ortamında, genelleştirilerek “AB, demokratik değerleri ihlal eden AB üyesine ne tür yaptırımlar uygulayabilir?” şeklinde sorulabilir. Zira Macaristan örneği ışığında, AB’nin herhangi bir üyesinin demokratik değerleri ihlal etme ihtimalinin mevcut olabileceği düşünülebilir. Üstelik aday devletlerin demokratik koşullarını Kopenhag kriterleri ışığında yakından takip eden ve demokratik değerlerin ihlal edilmesi durumunda aday devlet ile katılım müzakerelerini askıya alma yaptırımına başvurulacağını açıkça belirten AB’nin, demokratik değerlerin aday ülkelerde olduğu gibi üye devletlerde de korunması için gerekli özeni göstermek zorunda olduğu aşikârdır.
 
Bilindiği gibi AB’nin en önemli özelliklerinin başında normatif bir güç olması gelmektedir; dolayısıyla Birlik, belirli değerlere istinat eden ve istinat ettiği değerleri üçüncü ülkelere yaymaya çalışan bir aktördür. Lizbon Antlaşması’nın 2. maddesi;
 
Birlik, insan onuruna saygı, özgürlük, demokrasi, eşitlik, hukukun üstünlüğü ve azınlıklara mensup kişilerin hakları da dahil olmak üzere insan haklarına saygı değerleri üzerine kuruludur. Bu değerler, çoğulculuk, ayrımcılık yapmama, hoşgörü, adalet, dayanışma ve kadın-erkek eşitliğinin hakim olduğu bir toplumda üye devletler için ortaktır.”
 
hükmünü taşımaktadır. Antlaşma’nın 3. maddesinde ise,
 
Birlik, dış dünya ile ilişkilerinde kendi değerlerini ve çıkarlarını savunur ve destekler ve vatandaşlarının korunmasına katkı sağlar. Barışa, güvenliğe, dünyanın sürdürülebilir kalkınmasına, halklar arasında dayanışma ve karşılıklı saygıya, serbest ve dürüst ticarete, yoksulluğun ortadan kaldırılmasına ve çocuk hakları başta olmak üzere insan haklarının korunmasına ve Birleşmiş Milletler Şartı’nda yer alan ilkelere saygı gösterilmesi de dahil uluslararası hukuka titizlikle uyulmasına ve uluslararası hukukun geliştirilmesine katkıda bulunur...”
 
hükmü yer almaktadır. Her iki madde, AB’nin normatif yönünü açıkça sergilemektedir.
 
AB’nin istinat ettiği değerlerin üye devletlerden herhangi biri tarafından ihlal edilmesi durumunda alınabilecek önlemler ise, Lizbon Antlaşması’nın 7. maddesi ile düzenlenmiştir. Söz konusu madde
 
“1. Konsey, üye devletlerin üçte birinin, Avrupa Parlamentosu’nun veya Avrupa Komisyonu’nun gerekçeli önerisi üzerine ve Avrupa Parlamentosu’nun muvafakatini aldıktan sonra, 2. maddede belirtilen değerlerin bir üye devlet tarafından ciddi biçimde ihlaline yönelik açık bir risk bulunduğunu üyelerinin beşte dört çoğunluğuyla tespit edebilir. Konsey, bu tespiti yapmadan önce ilgili üye devleti dinler ve aynı usule göre hareket ederek bu devlete tavsiyelerde bulunabilir. Konsey, bu tespitin dayandığı gerekçelerin geçerliliğini sürdürüp sürdürmediğini düzenli olarak kontrol eder.
 
2. Avrupa Birliği Zirvesi, üye devletlerin üçte birinin veya Avrupa Komisyonu’nun önerisi üzerine ve Avrupa Parlamentosu’nun muvafakatini aldıktan sonra, 2. maddede belirtilen değerlerin bir üye devlet tarafından ciddi ve sürekli biçimde ihlal edildiğini, ilgili üye devleti gözlemlerini sunmak üzere davet ettikten sonra, oybirliğiyle tespit edebilir.
 
3. Konsey, 2. paragraf uyarınca bir tespitte bulunulması halinde, ilgili üye devletin hükümet temsilcisinin Konsey’deki oy hakları da dahil, Antlaşmalar’ın bu üye devlete
uygulanmasından kaynaklanan haklardan bazılarının askıya alınmasına nitelikli çoğunlukla karar verebilir. Konsey bu kararı verirken, askıya alma işleminin gerçek ve tüzel kişilerin hak ve yükümlülükleri üzerindeki muhtemel etkilerini göz önünde bulundurur.
 
İlgili üye devletin Antlaşmalar’dan kaynaklanan yükümlülükleri, her hâlükârda bu devlet için bağlayıcı olmaya devam eder.
 
4. Konsey, sonradan, 3. paragrafta belirtilen tedbirlerin alınmasına neden olan durumun değişmesine bağlı olarak, bu tedbirlerin değiştirilmesine veya kaldırılmasına
nitelikli çoğunlukla karar verebilir ...”
 
hükümlerini taşımaktadır. Görüldüğü gibi, anılan maddede iki farklı durum düzenlenmektedir. Birincisi; bir üye devlet tarafından 2. maddede belirtilen değerlerin ciddi biçimde ihlaline yönelik açık bir riskin bulunması durumudur. Bu durumda, AB’nin yapabileceği, ilgili üye devlete tavsiyelerde bulunmaktır. İkincisi; bir üye devlet tarafından 2. maddede belirtilen değerlerin ciddi ve sürekli biçimde ihlal edilmesi halidir; bu durumda ilgili üye devlet için yaptırım mekanizması işletilebilir. Dolayısıyla, teorik olarak demokratik değerleri ihlal eden bir üye devlet için Birliğin yaptırım uygulaması mümkündür; ancak anılan madde hükmünün gerçekten uygulanabilirliği tartışılır; zira Avro alanındaki borç krizi de, Antlaşma’da kamu borcuna ilişkin referans değerleri aşan ülkelere yaptırım uygulanmasının öngörülmesine rağmen, yaptırım sisteminin etkin uygulanamadığını açıkça göstermiştir. Kısaca mesele, yaptırımların Antlaşma’da öngörülmesi kadar, ne ölçüde etkin uygulanabileceğidir.
 
Sonuç olarak, Macaristan’ın yeni anayasasının yarattığı gergin ortamda, Lizbon Antlaşması’nın, hiç başvurulmayacağına inanılan ya da böyle temenni edilen 7. maddesi, Birliğin istinat ettiği demokratik değerleri ihlal eden üye devlete karşı yaptırım uygulanmasına kadar varmasa bile bunun gündeme gelebileceğini göstermiştir.
 
Dr., Hazine Müsteşarlığı*
 


[1] V. Pop, Hungarian leader accused of “dictatorship” over new constitution, 03.01.2012, http://euobserver.com
[2] Hungarians Protest Controversial New Constitution, 03.01.2012, www.spiegel.de
[3] E. Balazs ve Z. Simon, Hungary’s New Constitution Sparks Protest by Opposition, 04.01.2012, www.businessweek.com
[4] Hungarians Protest Controversial...
[5] A.g.e.
 
 

 




EKONOMİ KATEGORİSİNDEKİ DİĞER HABERLER



SDE’de 24 Mayıs 2012 Perşembe günü 14.00-16.30 saatleri arasında “Yüksek Seçim Kurulu’nun Demokrasilerdeki Yeri” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir…
22.05.2012 17:30:04

SDE'de 23 Mayıs 2012 saat 11.00-12.30 saatleri arasında Prof. Dr. Asad Zaman'ın katılımıyla “Capitalism in Crisis” (Krizdeki Kapitalizm) başlıklı bir seminer düzenlenecektir...
22.05.2012 11:49:19

17 Mayıs 2012 tarihinde SDE Ekonomi Koordinatörlüğü tarafından "Yol Ayrımında Avrupa" başlıklı bir panel gerçekleştirildi...
16.05.2012 10:27:30

SDE’de 27 Nisan 2012 Cuma günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında “Dünyada ve Türkiye’de Savunma Sektörünün Demokratik Denetimi” başlıklı bir Panel gerçekleştirildi…
25.04.2012 13:38:19

SDE’de 26 Nisan 2012 Perşembe günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında "Türkiye’nin Suriye Politikası" başlıklı bir beyin fırtınası toplantısı gerçekleştirildi.
24.04.2012 13:47:16


<Mayıs 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
30123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031123
45678910

4+4+4 eğitim sistemi için ne düşünüyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya