ENGLISH
22.05.2012
Ana Sayfa » Savunma - Güvenlik - TerörGeri Dön «

Vergi Kaçakçılığında Zürih Durağı

03.01.2012 09:50:10

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Ömer Ersoy*

İsviçre’nin, vergi ve cezai soruşturmalardan kaçan fonlar için sığınılacak güvenli bir liman olduğu sır değildir. Bu tespiti doğrulayacak birçok olay, soruşturma ve bilgi mevcuttur. İsviçre bu anlamda, Afrika ülkeleri başta olmak üzere gelişmekte olan ülkelerden, yine bu ülkelerin üst düzey yöneticileri tarafından hortumlanan fonların aktarıldığı kıyı bankacılığının önemli merkezlerinden birisidir. Ancak bu özelliği sadece kara kıtanın çalınan zenginlikleri için geçerli değildir. Aynı zamanda gelişmiş ülkelerin varlıklı zümreleri için de İsviçre, vergi cenneti olma hüviyetini taşımaktadır.
 
Dünya üzerinde kayıt dışı paranın izini sürdüğümüzde, ülkesinde vergi vermemek ya da suçtan elde edilen kazançları gizlemek ve aklamak amacıyla 60’ın üstünde vergi cennetinin faaliyette bulunduğunu görmekteyiz. Bu tür yerler, bol miktarda nakit getiren zengin müşterilerine, banka sırrı kavramıyla özel bir finansal mahremiyet ve dokunulmazlık sağlamaktadır. Vergi cennetleri olarak tabir edilen bu yerler, aslında vergiden kaçanların sığındığı kara deliklerdir. İsviçre, yayınlanan birçok rapora göre bu sıralamanın başında gelen yerlerden birisidir.
 
Küresel ekonomik krizin de etkisiyle, son günlerde özellikle gelişmiş ülkelerden ekonomik anlamda oldukça karamsar haberler gelmektedir. ABD’nin geçen yıl borçlanma tavanını yükseltmek zorunda kalması, yine tarihinde ilk defa kredi notunun düşürülmesi, Avrupa’da Yunanistan’ın iflas etmesi ve kötü bir dönemden geçen Avro’nun ve Avro bölgesi ülkelerinin yeni krizlere gebe olması, bu duruma verebileceğimiz birkaç somut örnektir. Bu hal, ülkeleri vergi gelirlerini yükseltmeye ve dolayısıyla da vergi kaçakçılığına karşı daha etkili tedbirler almaya zorlamaktadır.
 
Vergi kaçakçılığı ile mücadele edilmesini amaç edinen Londra merkezli bir izleme merkezi olan Tax Justice Network’ün açıkladığı verilere göre vergi kaçakçılığından miktar anlamında en çok etkilenen ilk on ülke sırasıyla, ABD, Brezilya, İtalya, Rusya, Almanya, Fransa, Japonya, Çin, İngiltere ve İspanya’dır.[1] Listede, AB ülkelerinin sayısal anlamda öne çıktığı görülmektedir.    
 
Hepimizin bildiği gibi, devletin temel fonksiyonlarını sürdürebilmesi için, büyük ölçüde vergi gelirine ihtiyacı vardır. Bunların mükelleflerden gerektiği gibi toplanamaması, ülkeyi yönetenlerin, açığı kapatmak üzere, özel iletişim vergisi, gümrük vergisi, katma değer vergisi gibi halkın genelini ve özellikle de dar ve orta gelir grubunu etkileyen dolaylı vergilere ağırlık vermesine neden olmaktadır. Bu noktada tersten düşündüğümüzde dolaylı vergi yükünün azalmasıyla sonuçlanabilecek bir süreç olarak vergi kaçakçılığı ile mücadelenin önemi ortaya çıkmaktadır.
 
Sosyo-ekonomik, toplumsal ve hukuki yönleri olan bu sürecin etkin işletilebilmesi, özellikle de sınır ötesine kaçan paraların takibinin yapılması son dönemin en önemli konularından birisi haline gelmiştir. Sermayenin sınıraşan transferindeki büyük kolaylık ve vergi cennetlerinin sunduğu cazip koşullar, mücadele sürecin etkinliğini ve gücünü zayıflatmaktadır. Buna karşı caydırıcı tedbirler almak için harekete geçen ülkelerin hedefinde ise ağırlıklı olarak bu paraların yatırıldığı İsviçre bulunmaktadır.
 
Örneğin ABD Gelir İdaresinin, 2009 yılında başlattığı bir soruşturma, ABD’de ikamet eden ve İsviçre bankası UBS’de hesapları olan bazı kişilerin vergi kaçakçılığı amacıyla hareket ettiğini göstermiştir. ABD mahkemelerine taşınan bu tespit, daha çok yatırım bankacılığı ve portföy yönetiminde uzmanlaşan UBS Bank görevlilerinin ABD’deki zengin müşteri kitlesine ulaşarak, normalde ödemeleri gereken vergi yükünden kaçabilmelerine imkân verecek hukuk dışı formüller üzerinde gizli görüşmelerde bulunduğu iddiasını delillendirmiştir.
 
Bu gelişmenin ardından, ABD topraklarında ciddi yaptırımlarla karşı karşıya kalan UBS Bankası Şubat 2009’da ABD savcılarıyla ‘soruşturmanın tehiri’ anlaşmasını imzalayarak toplam 780 milyon dolar para cezası ödemeye razı olmuş ve bankada hesapları olan bazı ABD’li müşterileri hakkında ABD Gelir İdaresine bilgi vermeyi taahhüt etmiştir.
İsviçre, özellikle Almanya’dan yükselen tepkiler nedeniyle bu ülkeyle ve İngiltere’yle de geçen yıl içinde vergi anlaşmaları imzalamıştır. Söz konusu anlaşmalar 2013 yılında yürürlüğe girecektir. Fransa’dan da İsviçre’ye en üst düzeyde tepki gelmiş, ‘AB vatandaşlarının vergi kaçakçılığı yapmalarına yardımcı olmaktan vazgeçmezse’ Avrupa’dan dışlanacağı tehdidi savrulmuştur. Bu da göstermektedir ki yakın bir zamanda Fransa ile de bu tür bir anlaşma zemini doğabilecektir.
 
İsviçre’yi hedefine koyan ülkelere son olarak Yunanistan da eklenmiştir. Çünkü ekonomik kriz nedeniyle yükseltilen ağır vergi yüküyle karşı karşıya kalan Yunanlılar, ülke ekonomisine olan güvensizliğinde etkisiyle başta İsviçre olmak üzere ülke dışına önemli miktarlarda nakit transferi gerçekleştirmiştir. Yunanistan, vergi mükelleflerinden hem İsviçre’ye kaçırdıkları milyarlarca Avro’nun vergisini almak hem de ülke dışına para çıkışını yavaşlatmak amacıyla İsviçre ile bir vergi anlaşması imzalamak üzere görüşmelere çoktan başlamıştır.
 
İsviçre’nin imzaladığı ya da imzalayacağı bu tür anlaşmalar zengin müşterilerin paralarını başka ülkelere kaydırmasına yol açabilecek bir riski de beraberinde getirmektedir. Bu da İsviçre’yi ekonomik anlamda olumsuz etkileyebilecektir. Ancak, anlaşmalarda var olan bazı boşluklar ve istisnalar ile bunların bütüncül bir yaklaşımdan uzak olarak sadece ikili bazda hayata geçirilmiş olması, bu anlaşmaların etkinliğini sorgulamamıza neden olmaktadır. Sonuç olarak, vergi kaçakçılığı ile mücadelede küresel bir standart ve yükümlülükler getirecek bağlayıcı bir uluslararası mevzuata duyulan ihtiyaç her zamankinden daha fazladır.
 
Araştırmacı* 


[1] http://www.investorplace.com/2011/12/10-worst-countries-for-tax-evasion/






SDE’de 24 Mayıs 2012 Perşembe günü 14.00-16.30 saatleri arasında “Yüksek Seçim Kurulu’nun Demokrasilerdeki Yeri” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir…
22.05.2012 17:30:04

SDE'de 23 Mayıs 2012 saat 11.00-12.30 saatleri arasında Prof. Dr. Asad Zaman'ın katılımıyla “Capitalism in Crisis” (Krizdeki Kapitalizm) başlıklı bir seminer düzenlenecektir...
22.05.2012 11:49:19

17 Mayıs 2012 tarihinde SDE Ekonomi Koordinatörlüğü tarafından "Yol Ayrımında Avrupa" başlıklı bir panel gerçekleştirildi...
16.05.2012 10:27:30

SDE’de 27 Nisan 2012 Cuma günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında “Dünyada ve Türkiye’de Savunma Sektörünün Demokratik Denetimi” başlıklı bir Panel gerçekleştirildi…
25.04.2012 13:38:19

SDE’de 26 Nisan 2012 Perşembe günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında "Türkiye’nin Suriye Politikası" başlıklı bir beyin fırtınası toplantısı gerçekleştirildi.
24.04.2012 13:47:16


<Mayıs 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
30123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031123
45678910

4+4+4 eğitim sistemi için ne düşünüyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya