“Avrupa’nın Kendine Dönen Silahı: Dışlayıcılık ve Ayrımcılık” başlıklı analizin yönetici özeti aşağıdadır;
Soğuk Savaş’ın sonra ermesiyle birlikte Avrupa’da aşırılıkçı ve radikal eğilimler artmıştır. Hem sosyal hem siyasi seviyelerde karşılık bulan bu içe kapanmacı yaklaşımlar, 11 Eylül ile birlikte tırmanışa geçmiştir. Böylece 2000’li yıllar Avrupa’da dışlayıcı ve ayrımcı uygulamalara sahne olmuştur. Toplumsal seviyede İslam korkusu, göçmen karşıtlığı, yabancı düşmanlığı gibi unsurlar üzerinden ortaya çıkan bu uygulamalar, siyasi tercihlere de yansımıştır. Bu itibarla aşırı sağcı partiler iktidar ortağı haline gelirken; merkez sağ partilerin gündemleri aşırılıkçılığa kaymıştır. Bu ortamda nefret ve korku temelli bir bakış açısıyla şekillenen “öteki” tanımı, ekonomik krizden etkilenmekte ve çok kültürlülük perspektiflerini zedelemektedir.
Göçmenleri, yabancıları, Müslümanları hedef göstermenin ötesinde sözü edilen dışlayıcı ve ayrımcı zihni yapı, mevcut düzen için de bir tehdit haline gelmiştir. Norveç saldırısı ile görüldüğü üzere nefret ve korku odaklı ötekileştirme bir silah olarak geri dönmüş ve ideal olduğu düşünülen kendi toplumunu vurmuştur. Böylelikle her bireyin kendisini tanımladığı değerler sistemi içerisindeki herhangi bir unsurdan dolayı sistem dışında ilan edilmesi mümkün hale gelmekte ve bu durum demokratik sistemler açısından bir soruna işaret etmektedir.
Avrupa’daki ayrımcılığın ve dışlayıcılığın temel parametrelerinin belirlenmesi amacıyla ilk bölümde öncelikle Avrupa’daki ulusala dönüş eğilimleri irdelenecektir. Ardından İslam korkusu ve Avrupa’daki boyutlarının üzerinde durulacak ve son olarak, Avrupa’da sosyal ve siyasi tabanı genişleyen ırkçılığa ve yabancı düşmanlığına değinilecektir. Birinci bölümde tasvir edilen ortamda şekillenen “öteki” tanımına dair tartışmalara ise ikinci bölümde yer verilecektir. Bu çerçevede ötekinin tanımlanması sürecinde ekonomik nedenlerin etkisine, sosyal bir model olarak çok kültürlülüğün iflasına ve siyaset sahnesinde aşırı sağın yükselişine değinilecektir.