ENGLISH
22.05.2012
Ana Sayfa » Savunma - Güvenlik - TerörGeri Dön «

Afganistan için Bonn Konferansı

07.12.2011 09:39:50

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Ömer Ersoy*

 

 
 
Almanya, 5 Aralık’ta düzenlenen Uluslararası Afganistan Konferansı’na ev sahipliği yaptı. Bonn’da icra edilen Konferans sadece bir gün sürmüş olsa da, ele alınan konular ve taşıdığı önem itibariyle üzerinde dikkatlice durulması gereken bir toplantı olmuştur. Bu nedenle, 100’e yakın ülkeden 1000’i aşkın temsilci tarafından katılım sağlamış ve Batılı ülkelerden üst düzeyde ilgi görmüştür. 
 
 
Bundan on yıl önce yine Bonn’da toplanan ilk Konferans’ta, askeri müdahale sonucu iktidardan henüz uzaklaştırmış olan Taliban sonrası Afganistan’da kurulacak yeni yönetimin temelleri atılmıştı. Burada alınan karara göre, Hamid Karzai, Afganistan Geçici Yönetiminin başına getirilmiş ve 2 buçuk yıl süreyle bu görevde kalmıştır. 2001’deki Bonn Konferansıyla birlikte Batı’nın Afganistan’a askeri müdahalesi siyasi anlamda meşruiyet kazanmıştır.
 
Bu seferki Konferans, 2014 yılı sonrasında Afganistan’daki uluslararası gücün ülkeden ayrılmasıyla ortaya çıkacak otorite ve güç boşluğunun nasıl doldurulacağı konusuna odaklanmıştır. Bu kapsamda, üç önemli konu ön plana çıkmıştır.
Bunların ilki, 2014 yılına kadarki süreçte, Afganistan Hükümetine, ülke genelindeki sorumluluğunun devredilmesi sürecinin iyi yönetilmesidir. Bilindiği gibi, Geçen yıl Lizbon’da düzenlenen NATO Zirvesinde alınan karar gereği, ülkedeki uluslararası askeri gücün 2014 yılına kadar ülkeden ayrılması ve bundan sonraki süreçte genel asayiş ve güvenliğin sağlanmasına ilişkin asli sorumluluğun Afganistan ordusu ve polisine devredilmesi öngörülmüştür.
 
Bunun için öncelikle her türlü lüzumlu teçhizata sahip, eğitimli ve maaşları nispeten de olsa tatminkâr bir ordunun ve polis gücünün kurulması gereklidir. Bunun yanında, Afganistan Hükümetinin kamu yönetimi, hukukun üstünlüğü ve adalet alanında ilerleme kaydetmesi, ayrıca yolsuzlukla mücadelede kararlılık göstermesi elzemdir.
 
Tüm bunların başarılabilmesi için, hem adil bir yönetimin hem de düzenli ve yeterli bir bütçenin mevcut olması şarttır. Bugünkü şartlarda, Afgan Hükümeti’nin bütçesinin neredeyse yüzde 90’ının uluslararası yardımlara dayandığı gerçeğiyle yüz yüzeyiz. Bu maddi desteğin kesilmesi halinde Hükümetin, başkent Kabil’in güvenliğini sağlamada dahi büyük zorluklar çekebileceği ortadadır.
 
Bu konuyla bağlantılı diğer bir husus, 2014 sonrası en azından bir miktar yabancı askeri kuvvetin ülkede bulunmaya devam etmesi meselesidir. Bu noktada en büyük tartışma ABD’nin kullandığı askeri üslerinin geleceği konusunda yaşanmaktadır. Hamid Karzai, 2014 sonrasında da ABD askeri güçlerinin ülkede kalabilmesinin yasal zeminini oluşturmak amacıyla ABD ile on yıllık bir stratejik ortaklık anlaşması imzalamak istemektedir.
 
Bu amaçla toplanan Afgan Büyük Meclisi (Loya Jirga) bu isteğe şartlı olarak destek vermiştir. ABD’nin başından beri aklında olan stratejik hedeflerle bu talep aslında örtüşmektedir. ABD, ‘Afganistan’da askeri bir güç olarak varlığını devam ettirmek, Orta Asya’nın doğal zenginliği için bir kavşak noktası olan burada inisiyatifi elinden bırakmamak ve dolayısıyla Çin’e karşı pozisyonunu güçlendirmek’ şeklinde özetlenebilecek bir tutum izlemektedir. Buna karşın, İran, Çin ve Pakistan, ABD’nin 2014’den sonrasında Afganistan’da askeri bir güç olarak varlığını devam ettirmesine karşı çıkmaktadır. 
 
İkincisi, 2014 yılından sonra uluslararası toplumun Afganistan’la ilişkilerinin yeniden düzenlenmesi meselesidir. Bugün için askeri yönü ağır basan bu ilişkilerin ilerleyen süreçte siyasi yöne kayması gerekecektir. Afganistan, uluslararası toplumun maddi ve siyasi desteğinin sürmesini şiddetle istemektedir. Aksi halde, ülkenin iç savaşa sürüklenebileceği ve Taliban’ın bunu fırsat bilip iktidar koltuğuna oturabileceği, Afganistan Hükümetince en üst düzeyde dile getirilmektedir.
 
Dolayısıyla, ‘bugün desteği çekerseniz bir gün içinde 10 yıl öncesine döneriz’ mesajı uluslararası topluma verilmektedir.
Konferans’ta yardım programlarının ne şekilde sürdürüleceği ve ülkelerin ne oranda destek vereceğine dair detaylara girilmezken, Hindistan, Marshall Planı ölçeğinde bir yardım programının devreye sokulmasını talep etmiştir. Yardımın boyutu ve ülke taahhütleri, muhtemelen 2012 yılı ortasına kadar netleşmiş olacaktır.
 
Üçüncüsü, ülkenin istikrarı için gerekli olan ülke içindeki birlik ve beraberliğin sağlanması meselesidir. Bu noktada, özellikle Taliban ve Pakistan’ın belirleyici bir konumda olduğunu söylersek hata etmiş olmayız. Ancak, bu iki önemli aktörün de Bonn Konferansı’nda olmaması ciddi bir engel olarak görülmektedir.
 
ABD, Konferans öncesi Taliban’ın Bonn’a çağrılmayacağını duyurmuştur. Taliban, Afganistan Hükümetiyle anlaşma zemini için ön koşul olarak bütün yabancı askerlerin Afganistan’ı terk etmesinde ısrarlıdır. Karzai’nin ülke genelindeki güç ve otoritesini sağlamlaştırması, büyük ölçüde Taliban’la varacağı bu uzlaşıya bağlıdır. ABD, Taliban’la devam eden müzakere sürecini desteklemekte ancak müzakere masasında daha güçsüz bir Taliban olması için askeri operasyonlara ağırlık vermektedir.
 
Bu müzakere ve barış ihtiyacının, Pakistan’ın Afganistan üzerindeki ağırlığını artırmasına yardımcı olduğu bir gerçektir. Zira Taliban’ın birçok kanadı ve ileri gelenleri açısından Pakistan’ın telkini ve yönlendirmesi halen oldukça önemlidir.
Hatırlayacağınız gibi, Taliban ve diğer silahlı radikal gruplarla, ülkedeki istikrarın sağlanması adına Afganistan’ın eski devlet başkanı Tacik kökenli Burhaneddin Rabbani başkanlığındaki Yüksek Barış Konseyi’nin sürdürdüğü görüşmeler, Rabbani’nin geçtiğimiz ay bombalı bir saldırıya kurban gitmesiyle kesilmiştir. Karzai, bu saldırının sorumlusu olarak Pakistan’ı işaret etmesi ve müzakere sürecinin Pakistan nedeniyle sürdürülemediğini söylemesi iki ülke arasında ipleri germişti.  Bunun üstüne bir de, Pakistan’ın bölgedeki siyasi rakibi olan Hindistan’la stratejik işbirliği anlaşması imzalaması, Pakistan tarafında sert bir dille eleştirilmiştir. 
 
Bu tartışmalar devam ederken Kasım ayında Afganistan-Pakistan sınırında nöbet bekleyen 24 Pakistanlı askerin ABD hava saldırısı sonucu hayatını kaybetmesi, ipleri iyice germiştir. ABD bunun koordinesizlikten vuku bulan talihsiz bir kaza olduğunu ileri sürerken Pakistan tarafı bu olayın bilinçli, provokatif bir saldırı olduğunda ısrar etmektedir.
Pakistan tüm bu hadiselere tepki olarak, Afganistan ve ABD’nin ısrarına rağmen Bonn Konferansını katılmamıştır. Dolayısıyla, Afganistan’ın geleceğini kurma sürecinde, bölgesel diyalog, ulusal uzlaşı konusunda ciddi eksiklikler var olmaya devam etmektedir.
 
Araştırmacı*
 

 






SDE’de 24 Mayıs 2012 Perşembe günü 14.00-16.30 saatleri arasında “Yüksek Seçim Kurulu’nun Demokrasilerdeki Yeri” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir…
22.05.2012 17:30:04

SDE'de 23 Mayıs 2012 saat 11.00-12.30 saatleri arasında Prof. Dr. Asad Zaman'ın katılımıyla “Capitalism in Crisis” (Krizdeki Kapitalizm) başlıklı bir seminer düzenlenecektir...
22.05.2012 11:49:19

17 Mayıs 2012 tarihinde SDE Ekonomi Koordinatörlüğü tarafından "Yol Ayrımında Avrupa" başlıklı bir panel gerçekleştirildi...
16.05.2012 10:27:30

SDE’de 27 Nisan 2012 Cuma günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında “Dünyada ve Türkiye’de Savunma Sektörünün Demokratik Denetimi” başlıklı bir Panel gerçekleştirildi…
25.04.2012 13:38:19

SDE’de 26 Nisan 2012 Perşembe günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında "Türkiye’nin Suriye Politikası" başlıklı bir beyin fırtınası toplantısı gerçekleştirildi.
24.04.2012 13:47:16


<Mayıs 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
30123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031123
45678910

4+4+4 eğitim sistemi için ne düşünüyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya