İran heyeti SDE Stratejik Planlama Kurulu Başkanı ve analist Aydın Bolat ve SDE İran Uzmanı Dr. Kaan Dilek tarafından karşılandı. Aydın Bolat, SDE ve faaliyetleri hakkında bilgi vererek, bölgemizdeki sorunların sivil toplum kuruluşları ve düşünce kuruluşları tarafından karşılıklı görüş alış verişiyle çözülebileceğine ve dostluk ilişkisinin daha da güçlendirilebileceğine dikkat çekti. Bolat SDE'nin misyon ve vizyonu doğrultusunda diğer ülkelerin düşünce kuruluşlarıyla ortak programlar düzenlemeye önem verdiğini de belirtti. Bolat, Füze Kalkanı, Arap Baharı, Tahrir eylemleri ve Suriye'deki son durum hakkında Enstitümüzün görüşlerini anlattı.
Bölgesel Güç Odakları
Uluslararası Araştırmalar ve Eğitim Merkezi (IPIS) Başkanı ve Büyükelçi Hadi Süleymanpur ziyaret sırasında şunları kaydetti;
“İran’ın ve Türkiye’nin bölgede iki sermayesi vardır. Türkiye’nin sermayeleri başarılı bir hükümet, uygun bir ekonomik gelişim, keyifli bir toplum yapısı ve istikrarıdır. Türkiye’nin bir diğer sermayesi, İran gibi stratejik bir derinliğe sahip olmasıdır. İran’ın sermayeleri ise direniş hareketi (ki bu direniş İran’ın 30 yıllık tecrübesiyle oluşmuştur) ve Türkiye’dir.”
“Dünya’da meydana gelen en önemli olaylardan birisi ABD süper gücünün Pasifik’e doğru kaymasıdır. Elimizdeki veriler 2015 ve 2025 yıllarının önem kazanacağını gösteriyor. 2015’te Çin’in ekonomik göstergeleri, ABD’den daha fazla olacak. 2025’te ise Çin, ABD’nin en önemli rakibi haline gelecektir. Yani şu andaki odak noktası başka bir bölgeye kayacak. Bu Ortadoğu’da nisbî bir güç boşluğu meydana getirecektir ve bu durum bölgesel aktörlere daha fazla rol alma imkanı getirecektir. Bölgesel güçler kimlerdir? Türkiye, İran, Mısır, Irak ve belki S. Arabistan. Mısır’ın yeniden ciddi bir bölgesel güç olabilmesi için en azından bir 5 yıla ihtiyacı var gözükmektedir. Irak’ın ise bölgesel güç konumuna ne zaman geri döneceği belirsizdir. Durumu tam belli olmayan S. Arabistan’ı bir kenara bıraktığımızda geriye sadece İran ve Türkiye kalmaktadır. Bu demektir ki Türkiye ve İran birbirinin tamamlayıcısı olmalıdır. Millî çıkarlar elbette zaman zaman çelişebilir ancak Avrupalılar gibi sorunlarımızı çözmeyi başarmalıyız. Bu gelecek nesillere karşı borcumuzdur.”
Bölgedeki Güç Boşluğu Nasıl Doldurulur?
“Bölgede oluşacak güç boşluğuTürkiye ve İran’ın karşılıklı anlaşmasıyla doldurulabilir. Mısır ve Irak’a da geçmiş potansiyellerini yeniden yakalamaları için yardım edilmelidir. İran ve Türkiye birbirlerinin sorunlarını kendi sorunları olarak görmelidir.”
“Bizim Mısır’da göz ardı edilemez bir sosyal etkimiz var. Ancak S. Arabistan Mısır’da kaç parti kurdurdu henüz tam olarak belli değil. Bu partiler bölgede radikalizme hizmet eden partilerdir. Bunlar Mısır’da demokrasiye ne kadar hizmet edebilir? Bu çerçevede önümüzde üç önemli konu bulunmaktadır: 1) Batının bölgedeki etkisi 2) İsrail’in etkisi 3) Radikalizm (özellikle mezhepsel radikalizm) Biz radikalizm derken el-Kaide’den ve Selefî hareketlerden bahsediyoruz.”
Suriye’de Reform Süreci
“Suriye’de reform sürecinin devam etmesini ve çatışmaya dönmemesini umuyoruz. Suriye’de yaklaşık 27 kavim bulunuyor ve maalesef her birinden farklı bir ses yükseliyor. Suriye’deki durum çatışmaya çok müsait. Suriye, iç savaş ya da dış müdahale ile karşı karşıya kalırsa bölgesel konular çok daha girift bir hal alabilir. Suriye’nin istikrarsız hale gelmesi el-Kaide’nin güçlenmesi demektir. Güçlenen el-Kaide komşu ülkelere girecek ve bölgesel aktörlerin kontrolü ellerinden kaçırmalarının zeminini hazırlayacaktır.”
“Eğer Suriye bir çatışma ya da bir yabancı müdahaleye maruz kalırsa; Türkiye için, tıpkı Afganistan’ın SSCB için ve sonra ABD için bir bataklığa dönüştüğü gibi, bir bataklığa dönüşür.”
“Hüsnü Mübarek yönetimi totaliter ve Camp David’e bağlı bir yönetimdi. Beşar Esad ise Batı ve İsrail’in çıkarları doğrultusunda hareket etmemiş temiz bir iktidara sahipti. Yönetime geldiğinde reforma ilgi duymuştu. Batı, İsrail ve radikalizme karşı durmuştu. Bizce görece kabul edilebilir bir Suriye hükümeti vardı.”
“Suriyelilerle konuşmalarımızda bize reform için zamana ihtiyaçları olduğunu söylüyorlar ve bize Türkiye’deki mevcut hükümeti örnek gösteriyorlar. Suriyeliler, Türkiye’deki mevcut hükümetin ciddi reform çalışmaları yapabilmesinin 10 yıla yakın bir zaman aldığını ifade ediyorlar.”
Süreçte Atılması Gereken Adımlar
“İran’a düşen görev Suriye’nin Arap Birliği’nin planını kabul etmesini sağlamaktır ve İran Suriye’ye bu konuda baskı uygulamıştır.”
“IPIS olarak İran Dışişleri Bakanlığı’na bir rapor hazırladık ve Suriyeli muhaliflere karşı çok sert bir tutum içerisinde olmamaları gerektiğini söyledik. Suriye konusunda İran’da ve Türkiye’de gittikçe kamuoyunda bir kutuplaşma meydana geliyor gibi görünmektedir. IPIS ve SDE olarak bizlere düşen görev bu kutuplaşmanın önüne geçmek olmalıdır.”
“Son zamanlarda Çinlilerle de görüşme imkanı bulduk. Suriye ile ilgili konularda son derece sertlerdi. Onların düşüncesi Suriye’nin henüz yolun başında olduğuna dair… Çinliler genel bir proje uygulandığını düşünüyorlar ve proje neticesinde Batı, Çin ve Rusya’nın etkinlik alanını daraltacak.”
“Baas Partisi’ndeki karizmatik isimler giderse diğer Baasçılarla anlaşmak son derece zor olabilir. Son 30 yıllık tarihimizde iki önemli olay vardı ve bunlardan birinde Baas ile diğerinde Taliban ile uğraştık. Dolayısıyla Baasçıları sizden daha iyi tanıyoruz. Baas, çalışılması zor bir siyasi harekettir. Biz Esad’in hala rol alabileceğini düşünüyoruz. Nedeni ise Baas’ı kontrol edebilmesidir.”
Kalantari; “İran ve Türkiye Ortak Çalışmalı”
Son olarak Asya-Pasifik Çalışmaları Merkezi Başkanı, BüyükelçiJevad Kalantari Suriye konusunda ve başka diğer konularda neler yapılabileceğine dair şunları ifade etti:
“Üç temel başlık üzerinde çalışılabilir;
1) İran’daki düşünce kuruluşlarıyla birlikte Suriye üzerine bir toplantı gerçekleştirilebilir. Bu toplantılarda bizi sınırlayan hiçbir şey olmayacaktır. Çözüme yönelik her türlü şey tartışılabilir. Neyin konuşulup neyin konuşulmayacağını belirlemek hep birlikte bizim elimizdedir. Bunu sınırlandırmanın anlamı yoktur.
2) Biz SDE ile bir memorandum imzalamaya hazırız. Böylelikle her alanda ve her bölge üzerinde birlikte çalışabiliriz. Round-tables, work-shops, bilgi değişimi ve başka her şeyi kapsayan bir işbirliği yapılabilir.
3) Türkiye’den öğretim üyeleri İran’daki üniversitelerde Türk dış politikasını anlatmak için davet edilebilir. Bu da çok iyi ve ilgi çekici bir gelişme olacaktır.”