Suriye’de devam eden protestolar Baas rejimi tarafından şiddetli bir şekilde bastırılmakta ve bu durum her gün onlarca insanın ölümüne neden olmaktadır. Son bir kaç aydır Suriye’ye yönelik uluslararası müdahalenin konuşulduğu ancak gerek Rusya ve Çin’in kararsız tutumu gerek NATO üyesi ülkelerin artan ekonomik kriz ve iç politik sorunları yüzünden Esad’a yönelik uluslararası baskı Türkiye’nin de içinde yer aldığı ortak basın açıklamalarından öteye geçmemektedir.
Bu arada devlet başkanı Esad bir taraftan iç muhalefeti bastırırken diğer taraftan da olası bir müdahaleye karşı destekçilerini silahlandırmaktadır. Bunun yanısıra Suriye içerisinde kitlesel tabanı bulunan Hizbullah, PKK ve Taşnak örgütlerinin hareket alanını genişleterek muhalefetin örgütlenmesine karşı bu grupları kullanmakta ve safını güçlendirmekte diğer taraftan da İran ile bölgesel ittifakını pekiştirmeye çalışmaktadır.
Mağrip ve Arap dünyasındaki ayaklanmalar sırasında rejimlerin şiddetli baskılarına karşı ilk başlarda sesiz kalan Arap Birliği uzun bir süreden sonra Suriye’deki olayların ve Esad’ın muhalefete yönelik baskılarının durması, ayrıca muhalefetin istediği bir kısım reformların gerçekleştirilmesi için 27 Ekim’de Suriye yönetimi ile görüşme yapmıştı. Görüşme sonrası yapılan ortak basın açıklamasında taraflar görüşmenin olumlu geçtiğini vurgulamıştı.
Görüşmenin ana teması göstericilere yönelik askeri müdahalelere son verilmesi, muhalefet ile görüşmelere başlanması ve tutukluların serbest bırakılması gibi hükümet ile muhalefet arasında ortamı yumuşatacak ve reformların önünü açacak ana noktalardı. Ancak başta ABD ve Türkiye olmak üzere uluslararası kamuoyu Esad’ın istifa etmesi gerektiğini çünkü reformlar konusunda geç kalındığını ifade etmekte idi.
Ayrıca muhalefetin büyük bir kesimi bunun yeterli olmadığını Esad’ın istifa etmesi gerektiğini ve hükümete yönelik protestolarını devam ettirmekte kararlı olduklarını belirttiler. Yalnız sadece muhalefet değil Esad yönetimi de Arap Birliği ile olan görüşmede verdiği sözü yerine getirmedi. Görüşmeler sonrası protestocular hükümet güçleri tarafından öldürülmeye devam edildiği gibi tutuklamalar da aynı şekilde devam etti. Dolayısıyla Suriye’nin Arap Birliği Çalışma Planı’nı önkoşulsuz bir şekilde uygulayacağına dair verdiği teminata ilişkin beklentiler zayıfladı.
Arap Birliği Genel Sekreteri El Arabi yaklaşık bir hafta boyunca muhalif gruplarla görüşerek taleplerini değerlendirdi. Muhaliflerin talepleri Suriye’nin Arap Birliği üyeliğinin askıya alınması ve Esad rejiminin katliamlarını durdurmak için uluslararası müdahalenin yapılması gerektiği yönündeydi. Bütün bu gelişmelerden sonra Arap Birliği hem Suriye’deki son gelişmeleri hem de muhalefetin taleplerini değerlendirmek için 12 Kasım’da Kahire’de toplandı.
Suriye delegeleriyle yapılan görüşmeler sonrası Arap Birliği adına Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Hamad Bin Casım Suriye’nin üyeliğini askıya aldıklarını duyurdu. Açıklamada Suriye’de devam eden şiddet olaylarından dolayı üyeliğin askıya alındığını ayrıca diğer Arap Birliği üyelerinin elçilerini geri çağırmasını ve Suriye’ye yönelik politik ve ekonomik yaptırımların uygulanmaya konulmasını talep etti.
[1] Arap Birliği’nin bu kararını, hem Esad yönetimi hem de Şam sokaklarını dolduran onbinlerce rejim yanlısı 13 Kasım Pazar günü protesto etti. Suriye yönetimi Arap Birliği’nin acilen yeniden toplanması gerektiği çağrısında bulunurken Şam’daki gösterilerde ise bazı göstericiler Türkiye, Suudi Arabistan ve Fransa konsolosluklarına saldırdı.
Aslında görüşme sonrası yapılan açıklama oldukça sürpriz oldu çünkü ne Suriye ne de uluslararası kamuoyu böyle bir kararın çıkacağını beklemiyordu. Yalnız görüşmeler öncesi Suriye muhalefetinin talebi bu yöndeydi. Dolayısıyla Arap Birliği’nin Suriye’deki Esad yönetimini değil de muhalefetin beklentisi yönünde karar vermesi ayrıca Arap Birliği açısından da radikal bir adım olarak değerlendirilebilir. Diğer taraftan bazı Arap ülkelerinin Esad’a sığınma imkanı tanıdıklarına ilişkin çıkan haberlere bakılırsa Esad’ın sadece Suriye’deki muhalefet ve uluslararası kamuoyu nezdinde değil bunun yanısıra Arap Birliği başta olmak üzere diğer Arap liderleri nezdinde de meşruluğunu neredeyse yitirmiş bulunduğunu göstermektedir. Bundan sonraki süreçte Esad, ya Arap Birliği’nin talepleri doğrultusunda reformlara devam edip bir süreliğine daha iktidarını koruyacak veya İran’ın doğrudan Rusya, Çin gibi bir kısım ülkelerin ise dolaylı desteğine yaslanarak bir iç savaşı başlatacaktır.