Mart 2004’te Berlin’de gerçekleştirilen Üçüncü konferans sonucunda ise katılımcılar Afganistan’ın yeniden yapılandırılması için 8 milyar dolar yardımda bulunacaklarını taahhüt etmişlerdir.
Afganistan için toplanan Dördüncü konferans Şubat 2006’da Londra’da gerçekleştirilmiş olup, toplantıya katılan ülkeler Afganistan’a 10 milyar dolar yardımda bulunma sözünü vermişlerdir. Londra’daki konferansın ardından Temmuz 2007’de Roma’da yeni bir konferans daha düzenlenmiştir. Bu konferansın ana teması Afganistan’da yargının düzenlemesiyle ilgilidir. Haziran 2008’de Paris’te gerçekleştirilen bir diğer konferansta Afganistan’ın yeniden yapılandırılması konusunda 5 senelik bir proje hazırlanıp, bu bağlamda 10 milyar dolarlık bir yardım sözü daha verilmiştir.
28 Ocak 2010 tarihli Londra Konferansı’na gelince, Afganistan hükümetinin bu konferansın gündemi ile ilgili açıklamalarına bakıldığında; göze çarpan en önemli gündem maddeleri olarak: 1) Taliban’la görüşme, 2) İsyancılara karşı savaş, 3) Ülkenin güvenlik kuvvetlerine güç kazandırılması, 4) Yolsuzluğa karşı mücadele olarak karşımıza çıkmaktadır.
Londra Konferansı’na 70 ülkenin liderleri ile birlikte Birleşmiş Milletler (BM) ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) gibi uluslararası kuruluşların temsilcileri de katılmıştır.
Amerika kaynaklı yeni araştırmalara göre, Afganistan’dan sadece Dubai’ye günlük 6 milyon Sterlin, kaçak olarak çıkartılmaktadır. Bunun da senede 2,3 milyar Sterlin yaptığı ve bu rakamın sadece Kabil hava alanından çıkartıldığı hesaba katıldığında, Afganistan ve Pakistan arasında geçişlerin sınırlar yokmuşçasına kolay olduğunu düşündüğümüzde, oradan yapılan kaçakçılığın miktarını kimse bilmemektedir. Bilindiği gibi, şu ana kadar Afganistan’a yapılan yardımların %20’si Afgan hükümeti eli ile %80’i ise yabancı hükümetler ve kuruluşlar tarafından harcanmaktadır. Bu veriler ve ilgili kaçakçılık haberleri dikkate alındığında, dünya ülkelerinin Afganistan’a yaptığı maddi hibelerin kaçta kaçının Afganistan halkına ulaştığı sorunu kafaları kurcalamaktadır.
Kabil Konferansı’na gelince, Afganistan onlarca sene sonra uluslararası kapsamda yeni bir toplantıya ev sahipliği yapmıştır. Kabil Konferansı’nda 70’e yakın ülkenin dışişleri bakanı veya özel temsilcileri katılmıştır. Konferansta konuşan Başkan Hamid Karzai, ülkede güvenliğin yabancı unsurlardan Afgan halkına kademeli geçişini “Afganlaşma” olarak ifade etmiştir. Başkan Karzai, 2014 sonuna kadar ülkenin tamamında kontrolü ele almayı amaçladıklarını bildirmiştir. Bu kuvvetlerden bazılarının çekilmesini sağlamak için 2011 yılı Ekim ayına kadar Afgan ordusunun 170 bin askere, Afgan polisinin de 134 bin sayısına ulaşması hedeflenmektedir.
Konferansta öne çıkan ikinci konu ise, Afganistan'a aktarılan dış yardımların kontrolü olmuştur. Başkan Karzai, dış yardımları daha etkili kontrol edebilmek için çağrıda bulunmuştur. Halen yardımların yaklaşık yüzde 20’si Kabil yönetimi üzerinden ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmaktadır. Başkan Karzai, konuşmasında bu oranın yüzde 50'ye çıkarılmasını istemiştir.
Üçüncü konu ise Afganistan’da barış sağlamak üzere Taliban’la uzlaşma programıdır. Başkan Karzai, “El Kaide ve diğer terörist örgütlerle ilişkilerini kesmeye, siyasi amaçlarını barışçıl yollardan sürdürmeye” istekli olması halinde Taliban ile yeniden bütünleşme yönündeki hükümet planının uygulanmasını açıklamıştır.
Öte yandan, Afganistan’la ilgili ikinci Bonn Konferansı 15 Aralık 2011’de gerçekleşecektir. İkinci Bonn Konferansı öncesinde İstanbul, Afganistan ile ilgili iki önemli uluslararası toplantıyı ev sahipliği yapacaktır. İstanbul toplantılarından birincisi, 1 Kasım 2011’de gerçekleştirilecek olup Türkiye-Afganistan-Pakistan Üçlü Zirve Süreci’nin de altıncı toplantısı olacaktır. Bu Zirve de üç ülkenin Cumhurbaşkanlarının katılımıyla gerçekleşecektir. İstanbul toplantılarından ikincisi, 2 Kasım’da Dışişleri Bakanları düzeyinde bir Konferans şeklinde gerçekleştirilecek.
Zirve toplantısı sonucunda Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Afganistan Cumhurbaşkanı Hamid Karzai ve Pakistan Cumhurbaşkanı Asıf Ali Zardari’nin ortak tatbikat ve kurs icrası ile güvenlik alanında eğitim işbirliğine dair iki protokol imzalanması öngörülüyor.
İlk toplantısı 2007 yılında gerçekleştirilen Zirve sürecinde ekonomi, kalkınma, güvenlik, eğitim gibi alanlarda çok boyutlu işbirliği sağlanmıştır.
2 Kasım 2011’de “Afganistan için İstanbul Konferansı”nın açılışı Cumhurbaşkanı Gül ile Afganistan Cumhurbaşkanı Karzai tarafından yapılacak. Konferansa, Pakistan, İran, Türkmenistan, Özbekistan, Tacikistan, Çin Halk Cumhuriyeti, Rusya Federasyonu, Hindistan, Kazakistan, Kırgızistan, BAE, Suudi Arabistan, Mısır, ABD, İngiltere, Fransa, Almanya, Avustralya, Japonya, Norveç, İspanya, İsveç, Polonya, Kanada ve İtalya’nın katılmaları beklenmektedir. Konferansa katılacak uluslararası kuruluşlar arasında da BM, İslam İşbirliği Teşkilatı, Ekonomik İşbirliği Teşkilatı, AİGK, AB, NATO, AGİT, ŞİÖ ve SAARC bulunuyor.
Afganistan’da barış, esenlik ve refahın sağlanması için bölgesel işbirliğini teşvik etmek amacıyla düzenlenen Konferansa Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve Afganistan Dışişleri Bakanı Zalmay Rasul eş-başkanlık edecekler.
Konferans vesilesiyle bölgesel güvenlik ve işbirliğinin güçlendirilmesini hedefleyen bir belgenin kabul edilerek açıklanması öngörülüyor. Söz konusu belgenin Afganistan konusunda devrede olan çeşitli bölgesel girişim ve mekanizmalara da katkı sağlaması hedeflendiği belirtiliyor.
Afgan makamlarca, İstanbul Konferansı’nın diğer konferanslardan farkı ise şudur: Şimdiye kadar istikrarsızlık ve terörizm konusu sadece Afganistan ile ilgili bir sorun olarak gösterilmiş ve bu yönde kararlar alınmıştır. Ancak bu konferansta istikrarsızlık ve terörizmin bölgesel bir sorun olarak ele alınacağı beklenmektedir.
Afganistan Dışişlerin Bakan Yardımcısı Cavid Ludin’e göre, Afganistan’ın güvenliği ve istikrarı sadece bu ülke için değil aynı zamanda bölgedeki ülkeler içinde hayatı önemi taşımaktadır. Bunun için ise bölgedeki ülkeler Afganistan’ın güvenliği ve istikrarı için destekte bulunmalıdırlar. Ludin’e göre İstanbul Konferansı’nda Afganistan’ın güvenlik ve istikrarını sağlamak üzere planlanan tüm hedeflere ulaşmak mümkün değildir ve bu uzun bir süreçtir. Bunun için daha fazla çaba gösterilmelidir.
Sonuç
İstanbul’da gerçekleşecek üçlü Zirve ve Afganistan’la ilgili Konferans, Afgan halkına geçmişte de olduğu gibi tüm olumsuzluk ve umutsuzluklara rağmen yeni bir umut vermektedir. Çünkü bu Zirve ve konferans Türkiye’de yapılmakta ve Afgan halkı Afganistan-Türkiye dostluğu ve kardeşliğine inanmaktadır. Bununla birlikte İstanbul Konferansı’na Afganistan sorununda aktif bir şekilde rol oynayan komşu ülkelerle birlikte bölge ve uluslararası güçler de katılacaktır. Sözü geçen güçlerin Afganistan için bir araya gelmesi ve Afganistan sorunun üzerinde durmaları da Afganistan’ın geleceği için aslında kendi başında bir gelişmedir. Ancak Afganistan üzerinden dünyanın bütün sorunlarının çözülmesi beklentisi, bu ülke halkının geleceği konusunda endişe duymasına neden olmaktadır. ABD-İran, Pakistan-Hindistan, Çin-Hindistan, Suudi Arabistan-İran, ABD-Rusya, Orta Asya-ABD gibi dünyadaki bölgesel sorunların mücadelesinin Afganistan üzerinden yürütülmesinden ve bu konferansın da geçmiştekiler gibi sonuçsuz kalmasından korkulmaktadır. Afganistan hükümeti için yukarıda bahsi geçen ülkelerin hangisini ikna edeceği konusu düşündürücüdür. Bu açıdan, bütün bu zorluklarla mücadele verebilecek mantıklı ve güçlü bir diploması izlemesi beklenmektedir.
Yakın zamanda olduğu gibi Hindistan ile Strateji Antlaşması imzalayarak Pakistan ile ve bunun üzerinden çok geçmeden Pakistan’ın lehinde bir politika izleyerek Hindistan ile ilişkilerimizi bozmamalıyız. Bu bağlamda, Afganistan’ın eskiden olduğu gibi büyük güçler dahil bölge ve komşu ülkelerine yönelik tarafsızlık ve denge politikası bugün de dürüstçe izlenmelidir.
(Khalilullah RASULİ, SDE Afganistan Uzmanı)