Hakkını teslim etmek gerekiyor ki, örgüt bu tarz eylemleriyle insan öldürmeyi, kalleşçe öldürmeyi çok iyi başarmaktadır. Yaratıcılığını çözümden yana kullanmak yerine bu tür maharetleriyle göstererek sadece insani değerlerden ne kadar uzaklaşmış olduğunu ispatlamaktadır.
Bu tip saldırılar barışın tesisini hiç bir şekilde kolaylaştırmamakta aksine daha da zorlaştırmaktadır. Bu da örgütün baştan beri iddia ettiği değerlere ve davalara bile aslında ne kadar uzak olduğunu göstermektedir. Açıkçası örgüt demokratikleşme sürecinde olumlu adımlar atıldığı ve mesafeler alındığı halde bu tür saldırıları daha da artırmasıyla ne barış ne de demokrasi konusunda samimi olmadığını ortaya koymaktadır.
Son zamanlarda tırmanışa geçen terör olayları, Türkiye’nin bölgesel ve giderek küresel bir güç haline gelmesinden duyulan rahatsızlığın bir sonucu olduğu kadar, kronik sorun alanlarının çözümüne yönelik önemli adımlar atmasını engellemeye dönük bir amaç da taşımaktadır.
Sivil ya da asker-polis birçok vatandaşımızın hiçbir insani, ahlaki ya da siyasi değerle izahı mümkün olmayan bir şekilde katledildiği bu menfur saldırıların, yeni anayasa çalışmalarının resmi olarak başlayacağı bir güne denk getirilmesi de bu açıdan manidardır.
Bu tür terör eylemlerinin ardından kamuoyunda, “sözün bittiği yer”e hızla çekiliyoruz. Eylemlerin nihai amacının bu olduğu, söz yerine en arkaik duygu ve tepkilerin devreye girmesinin hedeflendiği anlaşılıyor. Bunun kimseye hiçbir faydasının olmadığı açıktır. Buna prim vermemek ve sözün bütün imkanlarını sonuna kadar kullanmanın, terörü acze düşürecek en önemli yöntem olduğunu unutmamak gerekiyor.
Bu amaçla yeni anayasa komisyonunun özgürlükçü ve demokratik bir anayasa amacından sapılmayacağı mesajını vermesini olumlu buluyor, bu tür saldırıların daha demokratik, özgürlükçü ve insan onuruna yaraşır bir anayasa hedefinden saptırmamasını önemsiyoruz. Terörle mücadele ederken demokratikleşme hedefinden ve insan hakları zemininden sapılmaması, örgütün elindeki bütün bahaneleri de almakta, teröre karşı en etkili mücadele çizgilerini oluşturmaktadır.
Bu saldırıların Kürt halkının sorunlarına veya Türkiye’nin kendi sorunlarıyla yüzleşmesine bir katkı çerçevesinde anlaşılması da mümkün değildir. Saldırıları gerçekleştirenlerle onların içerideki ve dışarıdaki azmettiricileri, Türkiye’yi yeniden kendi içine kapanmaya, zaman kaybettirmeye ve bölgesel ya da küresel düzeyde yaşanan sorunlar karşısında pasif bir tutum almaya zorlamaktadırlar.
Menfur saldırılarda şehit düşen sivil, asker ve polis vatandaşlarımıza Yüce Allah’tan rahmet ve yaralılara acil şifalar diliyor, evlatlarını yitiren ailelerin acısını yürekten paylaşıyoruz. Terörün bitirilmesi noktasında alınacak her türlü meşru, makul ve gerçekçi tedbirlerin destekçisi olacağımızı kamuoyuyla paylaşıyoruz
Milletimizin başı sağ olsun.
Stratejik Düşünce Enstitüsü (SDE)