Saleh’in 2 Şubat 2011 tarihinde, 2013 seçimlerinde aday olmayacağını ve iddiaların aksine iktidarı oğlu Ahmed’e bırakmak gibi bir niyetinin de olmadığını açıklamış olmasına rağmen, anılan açıklamanın ülkede gerginliği azaltmayacağı 3 Şubat 2011 tarihinde yirmi binden fazla göstericinin[1] başkent Sana’da toplanarak, başkanın istifasını istemesi ile net olarak görülmüştür. Dolayısıyla asıl mesele, Saleh’in bir sonraki seçimlerde aday olup olmaması değil, Saleh’in ivedilikle istifa etmesinin isteniyor olmasıdır; zira göstericilerin bir sonraki başkanlık seçimlerini beklemeye niyeti olmadığı açıktır. Göstericilerin Saleh’in istifasına yönelik isteklerinin yanıt bulamayacağı, gösterilerin başlamasından 9 ay sonra bile, Saleh’in halefini belirleyecek başkanlık seçimlerine kadar istifa etmemekte kararlı olduğunu açıklaması[2] ile netlik kazanmıştır. Mart ayı içinde Saleh’in anayasal reform yapılmasına yönelik verdiği sözler de ülkeyi ılımlı bir atmosfere sokamamıştır.
Şiddet olaylarına ve çatışmaya varan gösterilerin kısa vadeli nedeninin, Mısır ve Tunus olaylarının yarattığı domino etkisi olduğu düşünülebilirse de; olayların nedenlerini ülkenin birkaç yıldır içinde bulunduğu iç gerilim ve çatışma ortamında aramak gerekir. Zira, ülkenin kuzeyindeki çatışmalar ile güneydeki ayrılıkçı hareket birkaç yıldır ülkede iç güvenliği tehdit etmektedir. Diğer taraftan Yemen’deki şiddet olaylarını değerlendirirken, Yemen’in dünyanın en fakir ülkelerinden biri olduğunu ve 2006 yılında %35 olan yoksulluk oranının 2010 yılında %43’e yükseldiğini
[3] protestoların ve iç çatışmaların oluşmasında önemli bir etken olarak göz önünde bulundurmak gerekir.
Yemen’de göstericilerin kısa vadeli isteği Saleh’in istifası, uzun vadeli isteği ise ülkede demokratik yönetim sisteminin oluşturulmasıdır. Saleh’in istifa etmemesi nedeniyle göstericilerin kısa vadeli isteklerinin gerçekleşmiyor olması, halkın nazarında, ülkede demokratik bir yönetim oluşturulmasına yönelik isteğin de gerçekleşme ihtimalinin zayıf olduğunu göstermekte; dolayısıyla şiddet artarak devam etmektedir. Sonuç olarak Yemen bir çıkmaza girmiştir.
Uluslararası ortamda, Yemen’in içine girdiği çıkmazın iç savaş riski taşımasından ciddi endişe duyulmaktadır. BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon, sadece cesur reformların Yemen halkının beklentilerine yanıt verebileceğinin altını çizerken, Yemen yetkili makamlarını siyasi muhalefet, gençlik grupları ve sivil toplum ile kapsamlı bir diyalog başlatmaya davet etmiştir. Ban Ki-moon, Saleh’in 20 Mart 2011 tarihinde hükümeti görevden almasının Yemen halkının kaygılarını gidermek için yeterli olmayacağını da ifade etmiştir.
[4] Ülkede herhangi bir reform sürecinin başlamaması ve artan gerilim karşısında, Ban Ki-monn, ülkede tırmanan şiddet nedeniyle endişe duyduğunu belirtirken, protestoculara karşı aşırı güç kullanımını kınamıştır.
[5]
Ban Ki-monn Yemen’deki koşulların yakından izlenmesini teminen Özel Temsilci Jamal Benomar’ı görevlendirmiş, Benomar Yemen krizine çözüm amacıyla Körfez İşbirliği Konseyi ve diğer uluslararası ortaklarla birlikte çalışmalarını sürdürmüştür. Özel Temsilci Benomar, Temmuz ayı içinde Yemen’deki durumu “çok tehlikeli” olarak tanımlamış ve hükümet ile muhalifler arasındaki sorunlar çözülmediği müddetçe geçiş sürecinin mümkün olmayacağının altını çizmiştir.
[6] 11 Ekim 2011 tarihinde Benomar, ülkede güvenliğin önemli ölçüde kötüleştiğini, beş ya da altı vilayetin hükümet kontrolünün dışına çıktığını ve isyancılar tarafından kontrol edildiğini belirterek, acil ve barışcıl bir geçiş sürecinin başlatılması gerektiğini vurgulamıştır.
[7]
Halk ayaklanmalarının çatışmaya dönüşmesi ve devlet başkanının istifa etmemekte direnmesi sonucunda bir çıkmaza giren Yemen’e karşı Avrupa Birliği’nin (AB) tutumu ne şekilde gelişmiştir?
Yemen’deki olaylara karşı AB’nin tutumunu değerlendirmeden önce, Yemen’in AB dış politikasındaki yerine kısaca değinmekte fayda vardır. Kuzey Afrika, Ortadoğu ve Körfez bölgesine yönelik olarak AB başlıca iki bölgesel politika aracı oluşturmuştur. Birincisi, Kuzey Afrika ve Ortadoğu bölgesini içeren, Küresel Akdeniz Politikası ile başlayıp, Barselona Süreci ile ivme kazanan ve halihazırda Akdeniz için Birlik Politikası kapsamında geliştirilmeye çalışılan “AB’nin Akdeniz Politikası”, ikincisi ise Avrupa Ekonomik Topluluğu ile Körfez İşbirliği Konseyi arasında 1988 yılında imzalanan İşbirliği Anlaşması kapsamında yürütülen “AB’nin Körfez ülkeleri politikası”dır. Ancak halihazırda her iki bölgesel politika aracının uygulandığı coğrafi alanda, söz konusu bölgesel politikaların kapsamına alınamayan üç “ayrık” örnek karşımıza çıkmaktadır; İran, Irak ve Yemen. AB, bölgesel politikaları kapsamına dahil olmayan ülkelerle ikili düzeyde ilişkilerini yürütmeye çalışmaktadır; AB’nin Yemen ile ilişkileri de 1997 yılında imzalanan İşbirliği Anlaşması kapsamında yürütülmektedir.
Yemen’de halk ayaklanmalarının başlamasını takiben, AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton’un sözcüsü, halkın barışcıl yollarla ifade ettiği endişelerinin diyalog aracılığıyla giderilmesi gerektiğini vurgularken, AB’nin siyasi ve ekonomik reformların uygulanması için Yemen’e yardım etmeye hazır olduğunu belirtmiştir.
[8] 20 Şubat 2011 tarihinde AB’nin Yemen Delegasyonu, Yemen halkının meşru taleplerine yanıt verilmesi çağrısında bulunmuştur.
[9] Yüksek Temsilci Catherine Ashton, Mart ayı içinde Yemen ile ilgili yaptığı her açıklamasında, ülkede şiddetin sonlandırılması çağrısında bulunurken, hükümet güçlerinin göstericiler üzerinde uyguladığı şiddeti kınamış ve Yemen halkının isteklerine yanıt vermeye yönelik somut adımların atılması gerektiğini vurgulamıştır. Ancak Ashton’un çağrıları Yemen yönetimi üzerinde herhangi bir etki yapmamış; Ashton, BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri’ni Yemen’deki insan hakları ihlalleri hususunda bağımsız bir değerlendirme başlatmaya davet etmiştir.
[10] BM İnsan Hakları Yüksek Komiserine bağlı bir misyon Yemen’deki insan hakları ihlallerini değerlendirmek üzere 28 Haziran 2011 tarihinden itibaren Yemen’e dokuz günlük bir ziyaret gerçekleştirmiştir. 20 Haziran 2011 tarihinde gerçekleştirilen AB Konsey toplantısında, AB üye devlet dışişleri bakanları BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri’nin Yemen’e bir misyon gönderilmesine yönelik kararını memnuniyetle karşıladıklarını belirtmiştir.
[11]
BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri’nin Yemen’deki koşullara ilişkin 13 Eylül 2011 tarihinde açıklanan raporunda; hükümetin ülkenin ve büyük şehirlerin bazı bölgelerinde kontrolünü kaybettiğini, silahlı muhaliflerin bu alanlarda kontrolü ele geçirdiklerini, güvenlik kaygıları nedeniyle BM misyonunun Ta’izz, Sana ve Aden dışındaki bölgeleri ziyaret edemediği, Yemen’de hesap verebilirliğin ve yolsuzlukla mücadelenin önemli meseleler olduğu, zira birçok Yemenlinin yargıyı güvenilmez ve meşruiyetten yoksun gördüğü belirtilmektedir.
[12]
Ban Ki-monn’un Özel Temsilcisi Benomar’ın açıklamalarında ve BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri’nin raporunda altı çizilen tehlikeli ortam, bizzat Yemen yöneticileri tarafından da ifade edilmektedir. Başkan Yardımcısı Hadi, Yemen’in içinde bulunduğu ortamın, Yemen’in birliği, güvenliği, istikrarı ve ekonomisine ciddi tehdit oluşturacağını belirtmiştir.
[13]
BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri’nin raporunu takiben 23 Eylül 2011 tarihinde açıklamada bulunan AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Sözcüsü, Catherine Ashton’ın Suudi Arabistan’dan Yemen’e dönen devlet başkanı Saleh ile ülkedeki tüm tarafları şiddetten kaçınmaya ve Körfez İşbirliği Konseyi girişimi uyarınca siyasi anlaşmaya varma yolunda ilerlemeye davet ettiğini belirtmiştir.
[14]
9 Ekim 2011 tarihinde, AB’nin Yemen Delegasyonu Başkanı, Nobel Barış Ödülünü alan Yemenli Tawakkul Karman’ı kutlarken, Nobel Barış Ödülü’nün Karman’a verilmesini, tüm dünyada ve özellikle Arap dünyasında insan hakları ve adaleti destekleyenler için önemli bir işaret, Yemen ve ötesinde dönüştürücü değişimin sembolü olduğunu vurgulamıştır.
[15] Delegasyon başkanının ifadeleri, AB’nin ülkede demokratik bir yönetim için mücadele edenlere yönelik desteğinin göstergesidir. Zira daha önce, Avrupa Parlamentosu 7 Nisan 2011 tarihli kararında Bahreyn ve Suriye ile birlikte Yemen halkının cesaret ve kararlılıklarını takdirle karşılarken, meşru demokratik isteklerini desteklediklerini belirtmiştir.
[16]
10 Ekim 2011 tarihinde toplanan AB Konseyi’nde, AB’ye üye devlet dışişleri bakanları, Saleh’i, Yemen’de acilen, düzenli ve kapsayıcı bir siyasi geçiş süreci sağlanmasına yönelik Körfez İşbirliği Konseyi Girişimi’ni koşulsuz imzalamaya ve uygulamaya çağırmış; erken seçimlerin yapılmasını da içerecek şekilde ülkedeki tüm tarafların kabul edebileceği siyasi bir anlaşma sağlanması yolunda Başkan Yardımcısı Hadi’nin gayretlerini desteklemeye devam edeceklerini ve Yemen’deki siyasi geçiş süreci için siyasi destek ve yardım vermeye hazır olduklarını belirtmişlerdir.
[17] Bilindiği gibi Körfez İşbirliği Konseyi’nin altı üyesi tarafından başlatılan Girişim, başkanlık seçimlerin erken yapılması karşılığında Saleh’e bağışıklık önermekte ve Yemen’de yetki devrinin düzenlenmesi için bir yol haritası oluşturmaktadır. AB üye devlet dışişleri bakanları, açıklamaları ile Körfez İşbirliği Konseyi Girişimi’ne destek vermektedir; ancak seçim tarihinin net olarak belirtilmediği Girişim, göstericiler ve muhalefet tarafından tereddütle karşılanmaktadır; zira ülkede göstericiler ve muhalefet Saleh’in seçimlere kadar iktidarda kalmasına karşı çıkmakta ve hatta Saleh’in koşulları yeniden devlet başkanı olmak amacıyla kullanacağından korkmaktadır.
[18] Dolayısıyla, AB’nin Körfez İşbirliği Konseyi Girişimi’ne destek veren tutumu, Yemen muhalefeti ve göstericiler için fazlaca anlamlı değildir.
Diğer taraftan AB Konseyi toplantısında en fazla dikkat çeken husus, AB dışişleri bakanlarının, AB’nin Yemen’de siyasi çıkmazın devam etmesi ve bu duruma bağlı olarak ekonomik ve insani koşulların daha da kötüleşmesi durumunda mevcut tüm seçenekleri inceleyeceğini belirtmeleridir.
[19] Henüz AB’nin Yemen’e karşı herhangi bir yaptırım uygulayabileceğine ilişkin resmi açıklamalarda bulunulmamıştır; ancak Konsey toplantısında gerekirse yaptırım mahiyetinde önlemler alınabileceği ima edilmektedir.
Ocak ayında başlayan süreç Yemen’i bir çıkmaza sürüklemiştir. Devlet Başkanı Saleh’in öncelikle bir sonraki başkanlık seçimlerinde aday olmayacağını açıklaması ve daha sonrasında Ekim ayı içinde istifa vaadinde bulunması ülkede mevcut gerginliği ve çatışmaları giderememiştir. 17 Ekim 2011 tarihi itibarıyla, Saleh henüz istifa etmediği gibi, bir sonraki başkanlık seçimlerinin tarihi de kesinleşmemiştir. Yemen’in içine girdiği çıkmaz karşısında AB’nin tepkisi, ülkede şiddetin durdurulması çağrısında bulunulması ve yönetim tarafından insan hakları ve temel özgürlüklere saygı duyulması hususunda gerekli hassasiyetin gösterilmesinin istenilmesi şeklinde olmuştur. Yüksek Temsilci Ashton’un ve sözcüsünün açıklamalarında, Suriye ile ilgili açıklamalarda gördüğümüzün aksine Saleh’i istifaya çağıran açık ifadeler yer almamaktadır. Dolayısıyla AB’nin, öncelikli olarak Körfez İşbirliği Konseyi Girişimi’nin somut sonuçlar verip vermeyeceğini ve yapılması öngörülen, ancak tarihi henüz netlik kazanmayan başkanlık seçimine giden süreci izlemeyi tercih ettiğini düşünmek mümkündür.
(Dr. Dilek YİĞİT Şube Müdürü, Hazine Müsteşarlığı Dış Ekonomik İlişkiler Genel Müdürlüğü)
[4] Yemen:UN chief calls on authorities to reach for “bold reforms”, UN News Service, 20 March 2011.
[5] Secretary General, Gravely Concerned About Escalating Yemen Violence, Department of Public Information, News and Media Division New York.
[6] UN envoy says situation in Yemen “very dangerous”, http://www.kuna.net.kw
[7] Security in yemen deteriorating dramatically, Un envoy warns Security Council, UN News Service, 11 October 2011.
[8] Statement by the spokesperson of EU High representative Catherine Ashton on Yemen (17.02.2011)
[9] Local EU statement on yemen (20.02.2011), Delegation of the European Union to the Republic of Yemen
[10] Statement by the High representative, Catherine Ashton on the situation in Yemen (31.05.2011)
[11] Council conclusions on Yemen, 3101st Foreign Affairs Council meeting, Luxembourg, 20 June 2011.
[12] Report of the High Commissioner on OHCHR’s visit to Yemen, 13 September 2011.
[13] Escalation could end the GCC Initiative and lead Yemen to civil war, Hadi, Yemen Observer, 30 September 2011,
www.yobserver.com
[14] Statement by the spokesperson of Catherine Ashton, EU High Representative on latest developments in Yemen (23.09.2011)
[16] European Parliament resolution of 7 April 2011 on the situation in Syria, bahrain and Yemen
[17] Council conclusions on Yemen, 3117th Foreign Affairs Council meeting Luxembourg 10 October 2011.
[18] Yemeni Leader Says Deputy Can Pursue Deal to Transfer Power, The New York Times, September 12, 2011.
[19] Council conclusions on Yemen, 3117th Foreign Affairs Council meeting Luxembourg 10 October 2011.