ENGLISH
22.05.2012
Ana Sayfa » AmerikaGeri Dön «

Amerikan Parlamentosu’ndan TBMM’ye Notlar

19.09.2011 10:02:26

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Geçmişte yedi yıl süre ile TBMM’de çeşitli siyasal partilerde danışmanlık hizmetinde bulunmuş bir uzman olarak, Amerikan Dış İşleri Bakanlığının finanse ettiği Yasama Uzmanları Programına katılarak, Washington DC’de, Amerikan Temsilciler Meclisi’nde Demokrat Parti Virginia Kıdemli Milletvekili James P. Moran’ın ofisinde üç hafta boyunca, “ABD Temsilciler Meclisi Personeli” kimlik kartı ile Senato ve Temsilciler Meclisi’nin tüm mekanlarına girip her türlü Meclis faaliyetini yerinde inceleme fırsatı buldum.

 

Yasama faaliyetlerine vatandaşın doğrudan katılımında Amerikan Parlamentosu örneğini yerinde incelemek, milletvekili, seçmen ve personel ilişkilerini ve davranış biçimlerini gözlemlemek ve bizdeki örnekleri ile kıyaslamak heyecan verici idi. Dünyanın bu süper gücü, karar alma mekanizmalarını nasıl işletiyor? Dünyanın en etkili parlamentosu nasıl çalışıyor? Dünyanın hemen her bölgesinde nasıl bu denli etkin olabiliyorlar? Bu etkide Parlamentolarının rolü nedir? Amerikan Parlamentosu gücünü nereden alıyor? Amerikan vatandaşlarının ABD politikaları üzerindeki etkisi nasıl gerçekleşiyor?

 
Milletvekilinin Tecrübelisi Makbul
 
Amerikan Parlamentosu, ABD’nin sembollerinden olan kubbeli kongre binasını merkez alan Capitol Hill denilen geniş bir kampüs içinde yer alan 435 kişilik Temsilciler Meclisi ile 100 kişilik Senato’dan oluşuyor. Temsilciler Meclisi üyeleri ki bu yazıda bizdeki karşılıklarından mülhem olarak “milletvekilleri” olarak adlandırılmışlardır, her iki yılda bir yapılan seçimler sonrasında parlamentoda görev alıyorlar. İlk kez milletvekili seçilen bir üye ile daha önceki yıllarda görev yapan tecrübeli üyeler arasında bizdeki gibi bir eşitlik yok. İlk kez seçilenler, gerek personel istihdamları gerekse yasama faaliyetlerine doğrudan katılımları konusunda bazı sınırlamalar ile karşı karşıya kalıyorlar. Amerikan Parlamentosunda etkin bir milletvekili olabilmek için, en az dört kez üst üste seçilerek, “ranking member” denilen kıdemli üye sıfatını almak gerekiyor. Ofisinde görev yaptığım Virginia Kıdemli Milletvekili James P. Moran -seçmenlerinin ve personelinin ifadesi ile kısaca “Jim”- tam 11 kez üst üste seçilmeyi başarmış ve 22 yıldır milletvekilliği yapan kıdemli bir üye. AK Parti yönetiminin milletvekilliğini üç dönemle sınırlandıran parti tüzüğü, tecrübenin önemini yadsıyor mu diye düşünmeden edemiyorum. Dünya parlamentolarının uygulamaları bu konuda yeterince incelenmemiş olabilir mi?
 
Lobiciliğin Yasal Olduğu Tek Parlamento
 
Amerika için tam bir seçim cenneti demek mümkün. Vatandaşın seçim sandığı görmekten bıktığı seçimlere katılım oranlarının düşüklüğünden de anlaşılıyor. En küçük bir belediyenin meclis üyelerinin bile iki yılda yenilendiği, hatta Amerikan filmlerinden aşina olduğumuz emniyet yöneticileri şeriflerin bile seçimle işbaşına geldiği bir ülke ABD. Her iki yılda bir seçim yapılması nedeni ile milletvekilleri, seçmenlerine çok daha yakın olmak ve daha fazla gündemde kalmak zorundalar. Bu durum kampanya dönemleri için milletvekillerine çok büyük bir ekonomik maliyet getiriyor. Kampanya dönemlerinde en çok konuşulan konu “fund raising” denilen kampanyaya para bulma işlemi. En küçük eyaletten gelen milletvekilinin bile bir seçim kampanyası için 2-3 milyon Doları bulan seçim harcaması yapması gerekiyor. Bu durum, Amerikan sisteminde lobicilik denilen sistemi yasal bir zemine oturtmuş ve katı sayılabilecek kurallara bağlanmış. Lobi faaliyetine bir dolar bile para verebilmek için mutlaka Amerikan vatandaşı olmak ya da oy kullanma hakkına sahip olmak gerekiyor.
 
Yabancıların ülkede lobi yapması kesinlikle yasak. Washington’da 2000’den fazla lobi şirketi bulunmakta ve bu şirketlerde yaklaşık olarak 15000-20000 arasında lobici ve onların desteklediği 40.000 civarında lobi personeli çalışıyor. Lobicilerin tek hedefi, 435 adet Temsilciler Meclisi Üyesi ile 100 adet Senatörü ve onların danışmanlarını etkilemek. Ancak, lobiciler sadece kampanya faaliyetlerinde belli kurallarla milletvekili ve senatörleri destekleyebiliyorlar. Örneğin bir yemek organizasyonu için bir lobi şirketi 2.300 Dolardan fazla ödeme yapamıyor. Ancak bütün bu destekler seçimlerden sonra asla yapılamıyor. Yasama faaliyeti boyunca bir milletvekili ya da parlamento çalışanı herhangi bir lobiciden bir dolar değerinde hediye dahi alamıyor. Milletvekilleri ve Senatörler için geçerli olan bu kurallar tüm parlamento çalışanları için de geçerli kabul ediliyor.
 
Ülkemiz adına Washington’da lobicilik yapan Amerikalıların kurduğu en büyük organizasyon, Başkanlığını Mr. Mc. Curdy’nin yaptığı TCA olarak bilinen “Turkish Coalition of America”. Sadece Amerikan vatandaşlarından oluşan yüzbinlerce üyesi olan bu kuruluş, geçtiğimiz seçimlerde 100’den fazla milletvekilinin kampanyalarına milyonlarca dolar fon sağlamış. Ermeni lobisinin iddialarına karşı Türk tezlerini savunan Prof. Mc. Carty gibi akademisyen ve uzmanları da finanse eden bu kuruluşun yanı sıra, son yıllarda Amerikalı muhafazakar Türklerin çeşitli derneklerini bir araya getirerek oluşturdukları TAA denilen “Turkish American Alliance” adlı dev bir organizasyon, tam da Capitol Hill’in ve Amerikan Parlamentosunun karşısındaki büyük ve gösterişli ofisi ile göze çarpıyor. Genel Başkan Dr. Faruk Taban geçtiğimiz birkaç yılda 100 den fazla milletvekilini ve onların onlarca yasama danışmanını bizzat ülkemize getirerek, kültürümüzü ve değerlerimizi yakından tanımalarına imkan verdiklerini anlatıyor.
 
Her Milletvekilinin Ofisi Birer Bakanlık Gibi
 
Bir milletvekiline verilen yıllık yaklaşık 1,3 Milyon ile 1,8 milyon Dolar arasında değişen personel bütçesini, milletvekili ister 4-5 kişi ile kullanır ve her bir personele yılda 300.000 Dolar yıllık sözleşme bedeli öder; isterse genelde olduğu gibi, bu bütçeyi 18 kişilik çeşitli düzeylerdeki personelin istihdamı için kullanır. Bu nedenle Parlamentoda en yüksek memur sözleşmesi yaklaşık 90-100 bin Dolar civarındadır. Oysa bu rakam Agency denilen bakanlıklarda 120-150 bin Dolar civarındadır.
 
Parlamento başta olmak üzere, devlet dairelerinde personelin niteliklerinin en üst düzeyde olduğunu gözlemlemek mümkün. Kongre ve Senatoda master derecesi olmayan yasama danışmanı bulmanız nerde ise imkânsız. Bir milletvekilinin 18 kadar personeli içinde 8-10 adet yasama asistanı adı verilen kadrolar bulunuyor ki, bu kadrolarda çalışan uzmanların nitelikleri dudak uçuklatıyor. Her biri, uluslararası ilişkiler, enerji, çevre, sosyal güvenlik, istihdam, yerel yönetimler, ekonomi, aile ve sosyal işler, eğitim gibi onlarca alanda milletvekiline ve seçmenlerine hizmet veriyorlar.
 
Birer metrekareyi geçmeyen küçük ahşap bölmelerden çıkan tek ses klavye sesleri. Herkesin işini en iyi yapmasına dayanan, rekabetçi bir sistemi ofiste izlemek mümkün. Boş gezenin boş kalfası olarak tabir edilen bir personel görmek mümkün değil. Şaşırtıcı bir şekilde çalışkan insanlar topluluğunu izlemek insana keyif veriyor. Ofiste fısıltı ile bile konuşmak ayıp karşılanıyor. Her milletvekilin ofisinde sivil toplum örgütünün, hatta özel sektörün görevlendirdiği personel alanları ile ilgili kurumlara katkı veriyorlar. Bunların sayısı bir ofiste dördü geçemiyor.
 
Her milletvekili ofisinin bir Chief of Staff dedikleri yöneticisi var. Bu yöneticiler hem yasamada hem de milletvekilleri ve seçmenler üzerinde çok etkililer. Her haftanın ilk günü personel toplantısı yapılarak, gündemdeki konular değerlendiriliyor ve milletvekilinin haftalık programına son şekli veriliyor. Milletvekili hangi alanda bir toplantıya gidiyorsa, ya da Genel Kurulda hangi konuda bir konuşma yapacaksa, o konudaki danışmanını yanında götürüyor. Hatta Genel Kurul dışındaki konuşmalarında uzmanına bizzat söz veriyor. Onun uzmanlığına saygısını ortaya koyuyor. Ofise eleman aranıyorsa, aranan özellikler çok detaylı olarak ilana çıkılıyor ve başvurular arasından mülakat yapılıyor. Mülakatı genellikle ofis yöneticisi yapıyor. Ofiste telefonlara cevap verilmesi, yazıların dosyalanması, fotokopi işlemleri, postaya verilecek zarfların hazırlanması gibi işlemler, üniversitelerden gelen ve mesaisi açısından farkları bulunmayan stajyer öğrenciler tarafından yürütülüyor.
 
Ortalama bir milletvekili ofisine haftada 2000 civarında e-posta geliyor. Bu e-postaları konularına göre yasama uzmanlarına dağıtan bir görevli var. Uzmanlarca cevaplanan e-postalar ofis yöneticisinin onayından geçtikten sonra yine ofis yöneticisinin (chief of staff) milletvekilinin elektronik imzasını kullanması ile vatandaşa gönderiliyor. Elektronik olmayan mektuplar ise, normal posta ile aynı yöntemle cevaplanıyor.
 
Her bir yasama asistanı hemen hergün ve gündeme göre memorandum- kısaca memo- denilen raporlar hazırlayarak milletvekiline sunuyorlar. ABD Temsilciler Meclisinde bir milletvekilinin günde ortalama 40-50 sayfa memo okumadığı günün bulunmadığı söyleniyor. Kısaca ABD’li Temsilciler Meclisi üyeleri ve senatörler çok ama çok okuyorlar. Jim Moran’ın Dış İlişkilerden sorumlu asistanı Tom Garofalo’nun, Milletvekili Jim Moran’ın Türkiye’ye yapacağı ziyaret öncesinde hazırladığı rapor, dipnotları ve üslubu ile erbabını şaşırtacak derecede uzmanlık ürünüydü.
 
TBMM’nin aksine ziyaretçi yoğunluğu yok burada. Aksine personel yoğunluğu var: Kongrede 8500, Senato’da 4800 milletvekili ve senatör personeli bulunuyor. Komisyonlarda görevli uzman personelin sayısı da Kongrede 1300, Senato’da 900. Ayrıca, 20.000 kadar da Kongre Bütçe Ofisi, Kongre Şeffaflık ve Hesap Verilebilirlik Ofisi, Kongre Kütüphanesi, Kongre Araştırma Servisi, Kongre Polis Merkezi gibi yardımcı bürolarda çalışan personel de ilave edildiğinde, Capitol Hill denilen Kongre ve Senato kampüsünde görevli personelin toplam sayısı 35.500 civarında büyük bir rakama ulaşıyor. Ne var ki bu kadar fazla personelin çok ağır bir iş yükü ve yoğun mesaisi de gözden kaçmıyor. Kongre Yönetimi Vakfı’nın bir araştırmasına göre, Kongre’ye 2006 yılında 313 Milyon e-posta gelmiş ve bunların yüzde 97’si personel tarafından cevaplanmış. Bu rakamın son yıllarda 500 milyona ulaştığı tahmin ediliyor.
 
Kongre Kütüphanesi ve Kongre Araştırma Merkezi ise binlerce çalışanı ile Dünyanın en önemli bilgi kaynaklarından birisi olmuş. Kongre kütüphanesinde 5 milyondan fazla eser bulunuyor. Bu eserler arasında, çok kıymetli yazmalar da dahil Türk İslam Eserlerinin en nadide olanlarını görmek heyecan veriyor.
 
 
Kapılar Vatandaşa Açık; Katılımcı Demokrasi Şöleni
 
Parlamento binalarına girmek için herhangi bir randevu talep edilmediği gibi, TBMM’de maalesef mevcut bulunan ziyaretçi kartı alınması, TC kimlik no sorgulanması gibi bir uygulama da yok. TBMM’de olduğu gibi, 3-5 ayrı güvenlik kontrolünden geçmek, çoğu zaman bunlar için sıra beklemek durumunda kalmak, Genel Kurul günlerinde ziyaretçi yasağı gibi uygulamalar bulunmuyor. 11 Eylül gibi bir travma yaşamalarına rağmen, sıradan Amerikalılar ellerini kollarını sallayarak, sadece rutin x-ray cihazlarından geçerek milletvekili ya da senatörlerin odalarına ulaşabiliyorlar. Amerikan Kongresinde vatandaşlara kapalı alanlar bulunmuyor. Sadece, Genel Kurul ve Yüksek Mahkeme oturumlarını izlemek, Kongre kubbesi ziyareti yapmak gibi faaliyetler için, bir milletvekili ofisinin önceden randevu alması gerekiyor.
 
ABD Parlamentosunun her bir salonu, boş odası, hatta koridorları, sivil toplum örgütlerinin, lobicilerin, uluslararası kuruluş ya da devlet erkanının ve her alanda örgütlü toplumun hizmetine sunulmuş. Her gün onlarca salonda onlarca seminer, panel, toplantı takip etmek mümkün oluyor. Her bir toplantıya mümkün olduğunca, ya milletvekili ya da senatörlerin bizzat kendileri ya da ilgili alandaki danışmanları katılıyor ve sürekli notlar alınıyor.
 
Bir salonda Parlamentoda bulunan iki adet Müslüman milletvekili tarafından davet edilmiş İslam İşbirliği Teşkilatı Başkanı Prof. Ekmeleddin İhsanoğlu, Başkan Obama ile teşkilatı adına ilk kez gerçekleştirdiği ziyaret hakkında katılımcılara bilgi veriyor. Başka bir salonda Kolombiyalı mültecilerin durumuna ilişkin yerelden sunumlar yapılıyor. Bir diğer salonda Afganistanlı muhalif bir kadın milletvekili, durumun Taliban’ın etkin olduğu dönemden daha vahim olduğunu, Taliban’ın çocukları bari öldürmediğini, ABD bombalarının ise çocukları öldürdüğünü, ABD’nin Afganistan’dan derhal çekilmesi gerektiğini ve Karzai’ye verdiği destekten vazgeçmesini talep ediyor. Bir diğer salonda bir grup muhafazakar Amerikalı, aile planlamasının her yıl binlerce çocuğun daha doğmadan öldürülmesi anlamına geldiğini haykırıyor.
 
Sadece Kongrenin iç salonları değil, bahçeleri de örgütlü toplumun ellerindeki dövizler, mesaj yüklü kıyafetlerle örgütlü insanların nümayişleri ile dolu. Bir tarafta kürtaj karşıtları seslerini yükseltirlerken bir tarafta, ABD’nin diktatör liderlerine desteğini çekmesini isteyen Etiyopyalılar. Bu arada, TBMM’de pankart açtı diye yıllarca hapis yatan üniversiteli genci hatırlamadan edemiyorum.
 
 
 
Parlamentonun Etik Kuralları Şok Ediyor!
 
ABD Parlamentosundaki ilk günümde yaşadığım bir olay bana ilk şokumu yaşattı. Beraberinde çalışacağımı öğrendiğim Virginia Milletvekili James P. Moran için Ankara’dan satın aldığım çini bir vazoyu kendilerine takdim ettiğimde, hediyenin faturasını görmek istediler. İyi ki atmamışım, ben de gösterdim. Kabaca hesaplayarak 50 Dolar civarı olduğunu görünce kabul ettiler. Başta biraz bozulur gibi olmuşsam da, gerçekleri öğrenince rahatladım.
 
ABD Kongre ve senatosunda OCE (Office of Congressional Ethics) “Kongre Etik Ofisi” denilen bir büro var. Burada her daim görevde olan komiteler bulunmakta. Bunlara (House Ethics Committee) deniyor. Bir milletvekili, senatör ya da Parlamento personeli, lobici olamayan kimselerden gelen hediyeleri ancak 100 doların altında olmak ve yılda en fazla bir kez verilmek kaydı ile kabul edebiliyor. Lobicilerden ya da iş takibi yapan birilerinden tek kuruşluk hediye kabul etmeleri mümkün değil. Onların ikram edecekleri yemekleri yiyemezler, konser ve spor müsabakası biletleri kabul edemezler. Eğer yasama süreci içinde yemek daveti almışlarsa, ya da bir seyahat bileti kendilerine gönderilmişse, bu hususu Etik Komiteye bildirdikten ve onların onayını aldıktan sonra kabul edebilirler. Ancak yemeğe eşlerini ya da çocuklarını götüremezler, eşleri katılmak zorunda ise, yemek bedelini kendileri ödemekle yükümlüdürler.
 
Kongre günlerinde lobicilerin desteği ile kampanya yapılamaz, cezalar çok ağırdır. Etik Komitenin düzenli olarak güncellediği yüzlerce sayfalık kararları her daim takip etmek gerektiğinden, yasama uzmanlarından biri sürekli bu işle görevlendiriliyor. Aksi halde, aralarında milletvekillerinin de bulunduğu çok miktarda parlamento çalışanı hataen işlenmiş etik dışı basit faaliyetler nedeni ile sistem dışı kalabilmektedir. “Bir kimse suçluluğu ispatlanana kadar masumdur.” İlkesi Amerikan politik yaşamında asla uygulanamıyor. Jim Moran bu konudaki acımasız uygulamalardan dert yanarken, bana geçmişte basit bir hatasından dolayı homeless (evsiz) durumuna düşmüş bir milletvekilinden bahsediyor.
 
Dindar Parlamento
 
ABD Kongresinde her yıl yeni yasama yılı dini bir merasimle açılıyor. Bu merasimde bizzat Kongre tarafından görevlendirilen bir papaz görev yapıyor. Kongre’nin resmi papazı olan Reverend Daniel Coughlin’in yanı sıra onlarca papaz da bu merasimde, milletvekilleri, senatörler, onların aileleri ve personelle birlikte duaya katılıyorlar. Milletvekillerinin ilk yeminlerinde de “Amerika’nın Allah’ın yardım ve inayetiyle tek bir millet olarak yaşaması için çalışacaklarına” yemin ediyorlar.
 
Amerikan Kongresinde iki adet Müslüman milletvekili bulunmakta olup her ikisi ile de tanışıp görüşme imkânı buldum. Bunlardan biri Minnesota Milletvekili Keith Ellison, diğeri de Indiana Milletvekili Andre Carson. ABD Kongresinde özellikle Cuma günleri kalabalık bir cemaatin doldurduğu bir mescit tahsis edilmiş. Kongre Merkez Binasının HC-5 no’lu salonunda Cuma Namazı kılmak çok farklı bir duygu. Hele de siyahi bir Müslümanın heyecan dolu İngilizcesi ile verdiği hutbede, Müslümanların uluslararası sorunlarına çok doğru tespitler yapması, ABD kongresinde, ABD’nin Müslüman politikalarını eleştirmesi, çok uzun hutbede, Türkiye gibi bazı ülkelerde başörtüsü zulmünün ABD politikalarının nihai bir sonucu olduğunu anlatması çok muhteşemdi.
 
ABD Kongre ve Senatosunda benimle beraber bulunan başörtülü meslektaşım Zehra Taşkesenlioğlu, ne Genel Kurul salonlarında ne de çalışma ortamlarında en küçük bir ima ile bile karşılaşmadı. Farklı kültürlerden oluşmuş bir toplumun çok kültürlü meclisi böyle olsa gerek diye düşünüyoruz.
 
 
 
Garsondan Şoföre, Çaycıdan Berbere, Sekreterden Ayakkabı Boyacısına Mahrumiyet(!) Meclisi
 
Amerikan Parlamentosunda milletvekillerinin kendilerine tahsis edilmiş birer makam araçları ya da şoförleri bulunmuyor. Milletvekillerinin bir sekreteri var demek de yanlış olur; evet, her milletvekilinin sayıları 22’ye kadar çıkan personel istihdam etmeleri mümkün ancak tüm bu personelin görev tanımları içerisinde milletvekilinin telefonlarına bakacak, özel işlerine yardımcı olacak sekreter benzeri bir pozisyon söz konusu değil. Her milletvekiline veya senatöre kalemlerine göre ayrılmış bir bütçe var. Bu bütçe kalemleri içinde, milletvekilinin kullandığı odaların kiraları, elektrik ve su paraları, personel giderleri, kırtasiye ve iletişim masrafları bulunuyor.
 
TBMM ile karşılaştırıldığında taban tabana zıtlıklar insanı şaşırtıyor. Milletvekillilerinin Parlamentoda hiçbir ayrıcalıkları bulunmuyor dense yeridir. Kongre ve Senato kafeteryalarında garson bulunmadığından, milletvekilleri hatta meclis başkanları yemeklerini açık büfeden kendileri alıyorlar ve sıraya girip ücretlerini ödüyorlar. Hatta çöplerini ve yemek artıklarını çöp ayrıştırma kutularına kendileri atıyorlar. Kafeteryalar kesinlikle piyasadaki benzerlerinden ucuz değil. Çaycı, hizmetli gibi kadrolar bulunmuyor ve milletvekilleri ve senatörler kendi kahvelerini kendileri hazırlıyorlar. Hiçbir personeli de, ona yardımcı olmuyor.
 
TBMM’nin aksine, berber, kuaför, ayakkabı boyacısı, kuru temizlemeci gibi maaşını Parlamentodan alan görevliler de bulunmuyor.
 
Bize Düşen
 
Elbette insanoğlunun geliştirdiği hiçbir sistem mükemmel değildir ve her daim geliştirilmeye muhtaçtır. 1700’lü yılların ikinci yarısından itibaren Batılı aydınlanmacıların etkisi ve Avrupa’daki hatalardan ders alınarak oluşturulmuş olan Amerikan Sistemi, 300 yıllık geleneği ile birleştirerek son yüz yıldır dünyaya nizam verebilme iddiası ile emperyal bir yapıya bürünmüş. Amerika’da bir yasama uzmanı dostum şöyle demişti: “Osmanlı’dan sonra dünyaya bir lider gerekiyordu, biz de onu devraldık.” Katılımcı demokrasiyi bir şekilde kendi içinde gerçekleştirmiş, vatandaşlarının tümünü kuşatan ve tüm taleplerine karşılık veren, sistemini rekabete ve başarıya odaklamış, geleneklerinden güç alan bir Parlamento yapısı Amerikan sisteminin en güçlü yanı olarak kendini gösteriyor.
 
Yeni Türkiye’nin gelişen demokrasisinde tüm vatandaşlarını sistemin içine çekmede, tüm vatandaşlarının taleplerini dikkate almada Amerikan Parlamentosundan ilham alacağı çok hususlar olduğunu bizzat müşahede ettim. Yeni Türkiye, vatandaşlarının demokratik haklarını sadece oy vererek kullanabildikleri ilkel bir demokrasi değil, tüm vatandaşlarının özgürce ve rahatça girip çıktıkları, parlamento çalışmalarına aktif olarak katıldıkları, sadece ülkemizin değil, bölgemizin ve dünyamızın sorunlarının tartışıldığı demokratik ve özgürlükler parlamentosu idealine yakındır.
 
(Davut Gazi Benli, Araştırmacı) 



AMERİKA KATEGORİSİNDEKİ DİĞER HABERLER



SDE’de 24 Mayıs 2012 Perşembe günü 14.00-16.30 saatleri arasında “Yüksek Seçim Kurulu’nun Demokrasilerdeki Yeri” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir…
22.05.2012 17:30:04

SDE'de 23 Mayıs 2012 saat 11.00-12.30 saatleri arasında Prof. Dr. Asad Zaman'ın katılımıyla “Capitalism in Crisis” (Krizdeki Kapitalizm) başlıklı bir seminer düzenlenecektir...
22.05.2012 11:49:19

17 Mayıs 2012 tarihinde SDE Ekonomi Koordinatörlüğü tarafından "Yol Ayrımında Avrupa" başlıklı bir panel gerçekleştirildi...
16.05.2012 10:27:30

SDE’de 27 Nisan 2012 Cuma günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında “Dünyada ve Türkiye’de Savunma Sektörünün Demokratik Denetimi” başlıklı bir Panel gerçekleştirildi…
25.04.2012 13:38:19

SDE’de 26 Nisan 2012 Perşembe günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında "Türkiye’nin Suriye Politikası" başlıklı bir beyin fırtınası toplantısı gerçekleştirildi.
24.04.2012 13:47:16


<Mayıs 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
30123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031123
45678910

4+4+4 eğitim sistemi için ne düşünüyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya