ENGLISH
22.05.2012
Ana Sayfa » Savunma - Güvenlik - TerörGeri Dön «

Gazze Ablukasına Hukuki Bakış

09.09.2011 09:15:13

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Ömer Ersoy*

 

Gazze’ye insani yardım götürmek üzere yola çıkan Mavi Marmara gemisinin açık denizde İsrail askerlerince 9 kişinin hayatına mal olan silahlı bir müdahaleyle durdurulmasının ardından 16 ay geçti. Saldırıdan hemen sonra Türkiye’nin isteğiyle acilen toplanan BM Güvenlik Konseyi, 1 Haziran 2010 tarihli Başkanlık açıklamasıyla, İsrail’in tutumunu oy birliğiyle eleştirdi ve kınadı. BM Genel Sekreteri’nin, olayın tüm boyutlarının, hızlı, tarafsız, şeffaf ve güvenilir bir şekilde soruşturulması gerektiğine dair girişimi ise aynı bildiriyle desteklendi.
 
Bu çerçevede, BM Genel Sekreteri’nin onayıyla kurulan Araştırma Komisyonu, Yeni Zelanda’nın eski Başbakanı Geoffrey Palmer ve eski Kolombiya Cumhurbaşkanı Alvaro Uribe’nin, Gazze ablukası ve Mavi Marmara baskınıyla ilgili şahsi ve siyasi bakış açılarını bir raporla BM Genel Sekreterine sunmasıyla çalışmasını tamamladı.  
 
New York Times’ın, Palmer Raporunu, BM’de ele alınmasından önce tüm dünyaya ifşa etmesiyle Mavi Marmara olayı yeni bir boyut kazandı. Bu gazetecilik adına önemli bir başarı gibi görünse de, İsrail’in tezlerine yakın bir tutumun raporda benimsenmiş olması, New York Times’ın buna ilgi göstererek manşetten vermesinde belirleyici bir rol oynadığı kesin. Ayrıca, Türkiye’nin İsrail’den beklediği özür ve tazminat taleplerinin neticelenebilmesine yönelik sakin ve uygun ortamın, bu vakitsiz ifşaat sebebiyle ciddi bir yara aldığını belirtelim.
 
Rapor özetle Gazze ablukasının, uluslararası bir abluka olarak kabul edilmesi gerektiğini ve bu anlamda hukuki niteliğe sahip olduğunu ileri sürmektedir. Başta Türkiye olmak üzere birçok ülkenin tepkisini çeken bu hukuksuz yargının, hiçbir hukuki belgeye ya da gerekçeye dayandırılamamış olması da bu manada çok şaşırtıcı değildir. Raporda İsrail’e yapılan tek ikaz, ‘sivillere karşı orantısız ve aşırı güç kullanmış olduğu’ yönündedir. Yani rapor İsrail’e, ‘ablukayı devam ettirmen de bizce bir sakınca yok, karşı çıkanları ve bunu fiilen gösterenleri ise vurmak yerine daha az can yakıcı metotlar geliştirmeni yeğleriz’ demektedir.  
 
3 yönden İsrail ablukası altında tutulan 1.5 milyonluk Gazze, hayata tutunabileceği tek çıkış noktası olan Mısır’dan da beklediği yardımı ve anlayışı bugüne kadar görememiştir. İsrail, Gazze ablukasını kendince meşru görmekte ve bunu delmeye çalışan her türlü sivil girişime karşı uyguladığı silahlı tepkiyi de ‘meşru müdafaa’ ya da yasal hakkın kullanımı olarak algılamaktadır. Mavi Marmara’da, bunun öncesinde ve sonrasında Gazze’ye ulaşmaya çalışan yardım gemilerinin durdurması amacıyla gerçekleştirilen askeri müdahaleleri de bu kapsamda açıklamaktadır.
 
Uluslararası hukukun, türüne az rastlanan bu duruma nasıl bir yorum ve anlayış getirdiğini gelin birlikte anlamaya çalışalım. Öncelikle İsrail, uluslararası sularda gemileri durdurmasının, 12 Haziran 1994 tarihli denizlerdeki silahlı çatışmalarda uygulanabilecek San Remo Manüel’ine uygun olduğunu ileri sürmektedir. Bu Manüel’in 67. maddesinde ‘tarafsız ülke bayraklı deniz taşıtlarına, kaçak eşya taşıdıklarına ya da ablukayı deleceğine dair makul sebeplerin var olması ve durması yönünde uyarıldığı halde bu çağrıya olumsuz yanıt vermesi durumunda müdahalede bulunulabileceği’ düzenlenmiştir.
 
Uluslararası hukuk açısından ‘abluka’dan ne anlaşılması gerektiği yine aynı Manüel’de ve Londra Deklarasyonu’nda belirtilmektedir. Savaş zamanı muharip tarafların birbirini ablukaya alma hakkını kabul eden ilk uluslararası belge olan 1909 tarihli “Deniz Savaşı Hukuku hakkında Deklarasyon ancak savaş durumunda uygulanabilmektedir. San Remo Manüeli’nin 97. maddesi de ‘muharip tarafların’ denizdeki çatışmalarını düzenlemektedir. 
 
Dolayısıyla, bu metinlerde ‘bir ablukanın varlığından söz edebilmek için’ altı çizilen temel şart, öncelikle muhrip tarafların var olduğu uluslararası nitelik taşıyan silahlı bir çatışmanın söz konusu olmasıdır.
 
İsrail- Gazze ihtilafına baktığımızda ise uluslararası hukukça kabul edilen iki muharip tarafın var olduğunu söylememiz şu aşamada mümkün değildir. Öncelikle Gazze bir devlet değildir. İkincisi İsrail’in resmi tavrı Gazze’yi işgal etmemiş olduğu yönündedir. Çünkü İsrail, Cenevre Sözleşmesinin kısıtlayıcı hükümleriyle karşı karşıya kalmamak için Gazze’yi resmen işgal eden güç olarak ilan edilmek istememektedir. Buna paralel olarak Hamas, İsrail tarafınca muharip güç olarak görülmemektedir. Zira böyle bir duruma İsrail’in evet demesi, Hamas-İsrail çatışmasını savaştaki iki ülkenin birbirine saldırması manasına getirmiş olacak ki bu İsrail’in kabul edeceği bir durum değildir.
 
Dolayısıyla uluslararası silahlı bir çatışmanın hukuken ortada olmadığı bir durum söz konusudur. Böyle bir ortamda, uluslararası hukukun cevaz verdiği bir ablukadan bahsetmek de mümkün değildir. Kısacası Gazze’ye uygulanan abluka, uluslararası hukukun dışında cereyan etmektedir. 
 
İsrail’in uyguladığı abluka sadece silah ambargosu değil aynı zamanda temel ihtiyaçlar için gerekli olan malzemelerin de sınırlandırılmasını içermektedir. San Remo Manüelinin 102. maddesi abluka ilanını şu durumlarda yasaklamaktadır; sivil nüfusu açlığa veya diğer gerekli ihtiyaçlarından mahrum bırakmak amacını taşıdığı ve ablukadan umulan somut askeri avantajın yanında sivil nüfusa ciddi oranda zarar vermesinin beklendiği haller.
 
BM Goldstone raporunda bütün bir topluluğu cezalandırmanın kabul edilemeyeceğine vurgu yapılmakta; ablukanın kendisinin insanlığa karşı işlenen uluslararası bir suç olarak kabul edilebileceğini söylenmektedir. BM Güvenlik Konseyi’nin 2009 tarih ve 1860 sayılı kararında, Gazze’ye engellenmeksizin insani yardımın açılması istenmektedir. BM’nin Filistinli Mülteciler için kurulan BM Yardım ve Çalışma Ajansı da, Gazze halkı üzerindeki ambargonun etkisini şöyle tanımlamaktadır: Gazze’de insani gelişim, sağlık, eğitim ve toplumun tümünün psikolojisi üzerinde derin bir kriz yaşanmaktadır. İşsizlik oranı yüzde 45 seviyesindedir. Fakirlik sınırının altında yaşayan 300 bin insan bulunmaktadır. Ticaret, sanayi ve tarım tamamen çökmüş durumdadır. Tüm Gazze’yi etkisi altına alan bu vahim durum İsrail’in güvenlik ve askeri amaçlarının çok ötesinde sonuçlar doğurmuş durumdadır.
 
Dolayısıyla, Gazze-İsrail ihtilafını iki muharip taraf olarak kabul ettiğimizi bir an için varsaysak bile Gazze’deki ablukanın sivil nüfus üzerindeki ciddi olumsuz etkilerini göz önüne aldığımızda, ablukanın her halükarda hukuksuz olduğu ortaya çıkmaktadır.
 
Bu durumun, Uluslararası Adalet Divanı’nın alacağı bir kararla teyit edilmesi, uluslararası hukukun halen geçerli olduğunu, hukukun, güçlünün her davranışını onaylamak ve meşru kılmak için değil, adaletten ve mağdurdan yana tavır almak için var olduğunu göstermesi bakımından önemlidir.
 
Araştırmacı*

 






SDE’de 24 Mayıs 2012 Perşembe günü 14.00-16.30 saatleri arasında “Yüksek Seçim Kurulu’nun Demokrasilerdeki Yeri” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir…
22.05.2012 17:30:04

SDE'de 23 Mayıs 2012 saat 11.00-12.30 saatleri arasında Prof. Dr. Asad Zaman'ın katılımıyla “Capitalism in Crisis” (Krizdeki Kapitalizm) başlıklı bir seminer düzenlenecektir...
22.05.2012 11:49:19

17 Mayıs 2012 tarihinde SDE Ekonomi Koordinatörlüğü tarafından "Yol Ayrımında Avrupa" başlıklı bir panel gerçekleştirildi...
16.05.2012 10:27:30

SDE’de 27 Nisan 2012 Cuma günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında “Dünyada ve Türkiye’de Savunma Sektörünün Demokratik Denetimi” başlıklı bir Panel gerçekleştirildi…
25.04.2012 13:38:19

SDE’de 26 Nisan 2012 Perşembe günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında "Türkiye’nin Suriye Politikası" başlıklı bir beyin fırtınası toplantısı gerçekleştirildi.
24.04.2012 13:47:16


<Mayıs 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
30123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031123
45678910

4+4+4 eğitim sistemi için ne düşünüyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya