Libya’nın restorasyonu ve yeniden inşasına olanak kılabilmek amacıyla, konferans katılımcıları, BM Güvenlik Konseyi kararları uyarınca dondurulan mal varlıklarının, Libya halkının yararı için kullanıma açılmasına karar vermiştir.
Konferansta Libya delegasyonu başkanı Abdel Jalil, insan haklarının, temel özgürlüklerin ve adaletin garanti edildiği ve refahın paylaşıldığı yeni, demokratik ve çoğulcu bir Libya için, Libya’yı yeniden inşa edecek ara hükümetin oluşumuna ilişkin planlarını da açıklamıştır.
Libya’nın geleceğinin tartışıldığı konferansa iki üyesinin başkanlık ettiği AB’nin, çatışma sonrası Libya ile ilişkileri ne yönde gelişecektir?
Bilindiği gibi, 2004 yılında Libya’ya uygulanan yaptırımların kaldırılmasından itibaren Avrupa Birliği (AB) ile Libya arasındaki ilişkileri güçlendirmeye yönelik gayri resmi diyalog başlamış olsa da, halihazırda AB ve Libya arasındaki ilişkileri düzenleyen herhangi bir işbirliği ya da ortaklık anlaşması bulunmamaktadır. 2008 yılında müzakereleri başlayan AB-Libya Çerçeve Anlaşması’nın müzakereleri Şubat 2011 tarihine kadar devam etmiş, ancak Libya’daki olaylar nedeniyle askıya alınmıştır.
Libya’nın geleceğine ilişkin Paris’te gerçekleştirilen konferansta Avrupa Konseyi başkanı Herman Van Rompuy, Kaddafi sonrası Libya için Birlik hedefinin, Libya’daki demokrasiye geçiş sürecini desteklemek ve Libya’yı uluslararası toplumun bir parçası haline getirmek olduğunu belirtmiş ve Libya delegasyonu başkanı Abdel Jalil tarafından açıklanan plandan duyduğu memnuniyeti ifade etmiştir. Van Rompuy mesajında başlıca iki hususun altını çizmiştir. Birincisi bir bütün olarak AB ve AB’ye üye devletler Libya’da önemli siyasi ve askeri rol oynamaktadır. Bu kapsamda Van Rompuy, Avrupa Konseyi’nin 11 Mart 2011 tarihinde gerçekleştirilen olağanüstü toplantısı sonrası Libya için daha fazla diplomatik çaba gösterilerek Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 1973 sayılı kararının kabul edildiğini, AB’nin sert yaptırımlar benimsenmesi ve insani yardım sağlanması da dahil olmak üzere BM Güvenlik Konseyi kararını hızlı ve kararlı bir şekilde uyguladığını ve NATO çerçevesinde AB’nin birçok üyesinin ABD ile birlikte yeni Libya güçlerini askeri olarak desteklediğini; ayrıca Libya’daki Geçici Ulusal Konsey’e destek olan AB’nin Mayıs ayında Bingazi’de ofis açtığını belirtmiştir. Van Rompuy’un altını çizdiği ikinci husus ise, Kaddafi sonrası Libya’nın “uzlaşma”, “siyasi geçiş dönemi” ve “yeniden yapılanma” gibi önemli sorunlar ile karşılaşacağıdır. Van Rompuy’a göre kolay ve hızlı olmayacak olan “uzlaşma” ve “siyasi geçiş dönemi”, bizzat Libya tarafından yönetilecek bir süreç olup, uluslararası toplum BM’nin liderliği ve koordinasyonu altında Libya’ya yardım edecektir. Van Rompuy siyasi geçiş döneminde Libya’ya yardım etmeye hazır olan AB’nin, sürecin kapsayıcı, insan haklarına ve Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne yapılan taahhütlere saygılı olmasını beklediği vurgulamaktadır. “Yeniden yapılanma” hususunda ise, Van Rompuy, Libya’nın mal varlığının Libya halkına dönmesi gerektiğini belirtirken, 28 tüzel kişinin finansal varlıkları ve ekonomik kaynaklarının dondurulmasına yönelik yaptırımın kaldırıldığını bildirmiştir.
[2]
1 Eylül 2011 tarihinde AB tarafından yapılan basın açıklamasında
[3], çatışma sonrası Libya’ya destek olabilmek için, AB ve Libya arasında ticari ve ekonomik ilişkilerin kurulması, güvenlik sektöründe reform yapılması gibi AB’nin bir dizi eylemde bulunacağı belirtilerek, insani yardımlara ek olarak atılmakta olan adımlar,
*Libya’da demokrasinin, kamu mali yönetiminin, adalet sisteminin ve kamu hizmet yönetiminin desteklenmesini içerecek şekilde, devlet kurumları ile kamu idaresinin kapasitesinin oluşturulması için Geçiçi Ulusal Konsey’e kısa dönemli teknik yardım sağlanması,
*Libya’da adalet sistemine, özgür medyaya, eğitime ve demokratik geçiş sürecine destek için Avrupa Demokrasi ve İnsan Hakları Enstrümanı (EIDHR) aracılığıyla destek sağlanması,
*Libya’da sivil toplum örgütleri ve yerel yönetimlerdeki personelin eğitimi ve personele sağlanan teknik destek aracılığıyla sivil toplumun desteklenmesi,
*Sağlık sektöründe Libya’ya destek olunması,
* Yerinden edilmiş insanlar ile sınır kontrolleri ile ilgili acil konuların ele alınması,
*Güvenlik sektöründe reform konusunda Komisyon’un mümkün olabilecek faaliyetleri geliştirmesi
şeklinde sıralanmaktadır.
Ayrıca AB, Libya’daki yeni otoritenin ihtiyaçlarının karşılanabilmesi için AB’ye üye devletler, uluslararası aktörler, BM ve Dünya Bankası ile koordinasyon halinde çalışılacağının altını çizmektedir.
AB’nin çatışma sonrası Libya ile ilişkileri, Libya’daki olaylar nedeniyle müzakereleri askıya alınan Anlaşma’nın müzakerelerinin tamamlanması ve onaylanması sonrası, büyük ölçüde Anlaşma’nın içeriğine bağlı olarak gelişecektir. Yukarıda da belirtildiği üzere halihazırda AB-Libya ilişkilerini şekillendiren taraflar arasında herhangi bir Anlaşma bulunmamaktadır. 1 Eylül 2011 tarihli basın açıklamasında da, AB Libya ile siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel ilişkilerin ve işbirliğinin temeli olacak Çerçeve Anlaşma’nın müzakerelerine yeniden başlamaya hazır olduğunu belirtmiştir.
(Dr. Dilek YİĞİT, Hazine Müsteşarlığı Dış Ekonomik İlişkiler Genel Müdürlüğü, Ulusal Yetkilendirme Görevlisi Destek Birimi)
[2] Message by President Herman Van Rompuy to the Paris Conference on Libya, Paris, 1 September 2011.
[3] Press Releases, Responding to the Challenge of Stabilisation in post-conflict Libya, Brussels, 1 September 2011.