ENGLISH
22.05.2012
Ana Sayfa » Savunma - Güvenlik - TerörGeri Dön «

Filistin Devleti’nin BM’ye Tescili

30.08.2011 19:05:39

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Ömer Ersoy*

 

Dünyanın en kritik ve belki de en hassas gündemi olan Ortadoğu meselesine Eylül ayında yeni bir boyut eklenecektir. Filistinli yetkililerin açıklamalarına göre, 20 Eylül’den itibaren İsrail işgalinin protesto edileceği ve Filistin’in bağımsız bir devlet olarak BM nezdinde kabul edilmesi amacıyla başlatılacak olan resmi süreci desteklemek üzere geniş katılımlı protestolar icra edilecektir. BM’nin 194. üyesi olmak için yola çıkıldığını göstermek adına da bu yeni protesto dalgasının isminin, ‘Filistin 194’ olarak belirlendiği açıklanmıştır.
 
Bilindiği üzere, dünya barışını yakından ilgilendiren bu meseleye çözüm bulabilmek için kurulan ve BM Güvenlik Konseyi’nin de desteklediği Dörtlü Grup (ABD, Rusya, Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler), şimdiye kadar uygulanabilir bir yol haritası ya da kabul edilebilir bir çözüm önerisi ortaya koyamamıştır. Gelinen noktada, Filistin tarafı, Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te devam eden İsrail işgalinin, planlı bir şekilde her geçen gün genişletilen Yahudi yerleşim yerleriyle kalıcı hale getirmeye çalışıldığını ve bunun da kalıcı barışa değil kalıcı işgale hizmet ettiğini belirterek bu şartlarda ikili görüşmelerin anlamsızlığına vurgu yapmış ve görüşmelerden çekilmiştir.  
 
İsrail’in karşı çıktığı ve ABD’nin de kabule yanaşmayacağı anlaşılan yeni girişim amacına ulaşırsa, Filistin devletinin BM tarafından da tescil edilmesi sağlanmış olacaktır. Bilindiği gibi Ortadoğu meselesinin diğer tarafı olan İsrail, Mayıs 1949’da BM üyeliğine kabul edilmiştir. Bu tarih, 1948 yılında İsrail’in bağımsız bir devlet olduğunu ilan etmesinden sonra patlak veren Arap-İsrail savaşının hemen sonrasına denk gelmektedir. Bunun için atılması gereken resmi adımlar bir bir atılmıştır. Öncelikle dönemin İsrail geçici Hükümeti, BM Genel Sekreterine 1948 yılında yazdığı bir mektupla BM üyesi olma isteklerini iletmiştir.
 
Bu isteğin BM Genel Kurulunda oylanabilmesi için öncelikle BM Güvenlik Konseyi’nden ‘İsrail’in barış yanlısı bir devlet olduğu ve BM Şartı’nda belirtilen yükümlülükleri yerine getirmeye istekli olduğu kararı çıkması gerekiyordu. Bu karar ilk seferinde çıkmasa bile 1949 yılında yapılan ikinci başvurunun ardından oy çokluğuyla çıkmıştır. Daha sonra sıra Genel Kurulun onayına gelmiştir. Burada özellikle Arap ülkelerinden gelen sert itirazlar, tepkiler ve uyarılar gündeme gelmiş olsa da nihayetinde iki kutuplu düzenin baş aktörleri olan ABD ve SSCB’nin İsrail yanlısı tutumu belirleyici olmuştur. Oylamada 12 hayır oyuna karşılık 37 evet ve 9 çekimser oy kullanılmış ve böylece İsrail’in BM üyeliği kabul edilmiştir. Oylamada çekimser kalan 9 ülke arasında Türkiye ve Güvenlik Konseyi’nde veto hakkına sahip İngiltere de bulunmaktaydı.[1] 
Şimdi de Filistin, aynı süreçlerden geçerek BM nazarında İsrail gibi aynı statüye kavuşmak istemektedir. Bu bakımdan Filistin tarafının argümanları BM’de ciddi bir sınavdan geçecektir. İlk sınav BM Güvenlik Konseyi’nde olacaktır. Buradan ABD’nin vetosu nedeniyle bugüne kadar İsrail’i az da olsa düşündürebilecek bir kararın çıkmadığı dikkate alınırsa, Filistin tezine cevaz veren olumlu bir tavsiye kararının BM Güvenlik Konseyinden geçmesi kolay görünmemektedir. 
İsrail, kendisini çok yakından ilgilendiren bu gelişmelere tepki olarak, ülke genelinde ve işgali altındaki Filistin topraklarındaki güvenlik tedbirlerini artırmaya ve Filistin’in BM üyelik başvurusunu engelleyeme yönelik bazı diplomatik girişimlerde bulunmaya başlamıştır.
 
Arap Birliği başta olmak üzere Filistin yönetimi de diplomatik hamlelerini yoğunlaştırmıştır. Bu yıl BM Genel Kurulu başkanlığına normal şartlarda Nepal’in seçilmesi beklenirken, Afrika ve Asya’dan gelen destekle Katar’ın seçilmesi bu açıdan kayda değer bir gelişme olmuştur. Güvenlik Konseyi’nde muhtemel ABD vetosu karşısında atılabilecek adımlar da değerlendirilmektedir. Bu çerçevede, dünya barışı için aciliyet arz eden bir konuda BM Güvenlik Konseyi’nin karar alamaması durumunda devreye sokulmak üzere dizayn edilen BM Genel Kurulu’nu acil özel oturuma çağırma mekanizmasının kullanılabileceği söylenmektedir. Bunun, işletilebilmesi için BM Genel Kurulunun üçte ikisinin onayı gerekmektedir ki bu da sonucu henüz kestirilemeyen sıkı bir diplomatik mücadeleyi gerektirmektedir. Diğer bir seçenek de Filistin’in BM nezdindeki şuan için sahip olduğu gözlemci statülüğünün bir basamak yükseltilerek ‘üye olmayan ülke’ statüsüne çevrilmesidir. Bunun için BM Genel Kurulu’nun onayı yeterli olmaktadır.[2]
 
Diğer taraftan bu başvuruyu yapacak olan Filistin Kurtuluş Örgütü’nün ya da Filistin İdaresi’nin Filistinlileri ne oranda temsil ettiği tartışmaları da başlamıştır. Bu çerçevede, Filistinlilerin çoğunluğunun Filistin olarak bilinen toprakların dışında mülteci olarak yaşadığı ve Filistin yönetiminde hiçbir söz haklarının olmadığı gündeme getirilerek, bu şartlarda tüm Filistinliler adına BM’ye üyelik başvurusu yapılmasının hukuken tartışılır olacağı ileri sürülmektedir.[3] Ancak bu noktada Filistin Bağımsızlık Deklarasyonu’nun 1988 yılında ilan edilmiş olduğu ve Filistin’i hali hazırda 122 ülkenin devlet olarak zaten tanıdığını unutmamak gerekir.     
 
Bir devletin mevcudiyetinden bahsetmek için öncelikle toprak, nüfus, hükümete sahip olma ve ayrıca uluslararsı ilişkilere girebilme kapasitesinden bahsedilmelidir. Filistin örneğinde nüfus ve toprak şartının, ideal bir durumda olması gerektiği şekilde bir ol(a)madığı, yönetim açısından da birlik ve beraberliğin sağlanamadığı görülmektedir. Ancak bunun başlıca sebebi, işgal ve zorunlu göç nedeniyle normal olmayan şartların 50 yılı aşkın bir süredir Filistin’de hüküm sürüyor olmasıdır.
 
Dolayısıyla, Filistin yönetiminin tüm Filistinlileri etmediğini söylemek ya da İsrail’le kalıcı barış ve toprak paylaşımı olsun ondan sonra Filistin’in BM üyeliğini ele alalım demek, gelinen noktada geçerli bir yaklaşım olmayacaktır.     
 
 Araştırmacı* 


[1] http://unispal.un.org/UNISPAL.NSF/0/DBC85471407D9221052565C300656088
[2] http://english.aljazeera.net/indepth/opinion/2011/08/20118517420761397.html
[3] http://s3.documentcloud.org/documents/238962/final-pdf-plo-statehood-opinionr-arb.pdf





SDE’de 24 Mayıs 2012 Perşembe günü 14.00-16.30 saatleri arasında “Yüksek Seçim Kurulu’nun Demokrasilerdeki Yeri” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir…
22.05.2012 17:30:04

SDE'de 23 Mayıs 2012 saat 11.00-12.30 saatleri arasında Prof. Dr. Asad Zaman'ın katılımıyla “Capitalism in Crisis” (Krizdeki Kapitalizm) başlıklı bir seminer düzenlenecektir...
22.05.2012 11:49:19

17 Mayıs 2012 tarihinde SDE Ekonomi Koordinatörlüğü tarafından "Yol Ayrımında Avrupa" başlıklı bir panel gerçekleştirildi...
16.05.2012 10:27:30

SDE’de 27 Nisan 2012 Cuma günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında “Dünyada ve Türkiye’de Savunma Sektörünün Demokratik Denetimi” başlıklı bir Panel gerçekleştirildi…
25.04.2012 13:38:19

SDE’de 26 Nisan 2012 Perşembe günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında "Türkiye’nin Suriye Politikası" başlıklı bir beyin fırtınası toplantısı gerçekleştirildi.
24.04.2012 13:47:16


<Mayıs 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
30123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031123
45678910

4+4+4 eğitim sistemi için ne düşünüyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya