ENGLISH
22.05.2012
Ana Sayfa » Savunma - Güvenlik - TerörGeri Dön «

Muhaberat’ın Suriye’sinde Korku ve Kontrol

25.08.2011 09:35:23

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Ömer Ersoy*

 
Arap ülkelerinde muhaberatın ne anlama geldiği, sahip olduğu görev ve kabiliyetlerin rejim muhaliflerine ve bazen de devlet liderliğine nasıl ve ne şekilde risk oluşturabileceği, bir önceki ‘Arap dünyası ve muhaberat’ başlıklı yazıda kısaca açıklanmıştır. Şimdi de Suriye’nin devletleşme sürecinde muhaberatın rolü ve etkisi konusuna kısaca değinerek, ülkede bugünlerde gün yüzüne çıkan problemlerin ve halka uygulanan ağır şiddetin nedenleri üzerinde düşünme fırsatı bulmuş olacağız.
 
1919 yılında Osmanlı devletinden koparılarak Fransız sömürgesi haline getirilen Suriye, 1946 yılında bağımsızlığını elde etmiştir. O tarihten sonra ülke her 2-3 yılda bir tekrarlanan darbelerle sarsılmaya başlamıştır. Diğer taraftan 1952 yılında Mısır devlet başkanlığı koltuğuna darbeyle oturan Nasır da, bu dönemde Suriye’nin kaderinde önemli rol oynamıştır.
 
Mısır ve Suriye muhaberatları Suriye’de Nasır yanlısı bir yönetimin iktidara gelmesi için örtülü işbirliğine gitmişlerdir. Daha sonra iki ülke 1955 yılında Birleşik Arap Cumhuriyeti adı altında birleşmiştir. 1958 yılında Muhaberat servisleri Mısırlı unsurların nüfuzu altında birleşmiştir. Muhaberatın Suriye biriminin başına Nasır’a bağlılığı ile dikkat çeken Suriye’nin eski askeri istihbarat şefi Abdel Hamid Sarraj getirilmiştir. 1961 yılında gerçekleşen askeri bir darbe sonrası Suriye, Arap Birliği Cumhuriyeti’nden ayrılmış, Sarraj tutuklanarak cezaevine konulmuştur.
 
Daha sonra, 1963 yılındaki darbeyle iktidara gelen Baas partisi, ülke yönetiminde belirleyici bir pozisyona yükselmiştir. Sosyalizm ve Arap milliyetçiliği temelinde doğan Baas, sömürgeciliğe karşı sert bir duruş sergilemesiyle halk nezdinde destek görmüştür. Baas partisinin organizasyon açısından en dikkat çeken özelliği ise istihbarat servislerinde de olması gereken bağlılık, gizlilik ve disiplindir.
 
Ülkesindeki darbeler ve istikrarsızlık dönemini 1970 yılında yaptığı darbeyle kapatan Hafız Esad, iktidarını koruma ve güçlendirmesi adına sert tedbirleri vakit geçirmeksizin devreye koymuştur. Bu kapsamda ordunun güç kullanma tekelini elinden almaya yönelmiş ve muhaberatı, ordu içindeki muhalifleri de kontrol edecek şekilde güçlendirmiştir. Klasik ordu hizmetlerinin bir kısmı Muhaberat servislerine devredilmiş bu çerçevede şehir merkezlerine yakın yerlerde muhaberata bağlı silahlı ve tam donanımlı birlikler ihdas edilmiştir. Diğer taraftan, kendisi de bir Nusayri olan Hafız Esad, Nusayrileri devlet ve parti içinde etkili pozisyonlara getirmiştir. Suriye nüfusunun sadece yüzde 15’ini oluşturan Nusayriler, böylece iktidar gücünü avuçlarına almışlardır.   
 
Hafız Esad, ülkesinin müttefiki ve silah tedarikçisi olarak SSCB’yi tercih etmesiyle muhaberatın şekillenmesinde de Moskova etkisi ağırlık kazanmıştır. Bu dönemde muhaberat, ordunun hareketlerini yakından takip ederken aynı zamanda ülkede bulunan dini grupların ve rejim muhaliflerinin ezilmesinde, ülke içindeki toplumsal protestoların bastırılmasında kullanılmıştır. Ayrıca, 1975 yılında patlak veren Lübnan iç savaşı döneminde de Suriye istihbaratı Lübnan’da etkili olmaya başlamıştır. Suriye’de İsrail’le yaşanan savaşlar ve gerginlikler nedeniyle 1963 yılından beri olağanüstü hal uygulanmaktadır. Bu sayede insan haklarını ya da yasalarını fazlaca dert etmeden muhaberat servisleri ülkede faaliyetlerini yürütebilmektedir.
 
Suriye’de Hafız Esad, kendisinden sonra ülkeyi yönetmek için büyük oğlu Basil’i hazırlarken oğlunun 1994 yılında geçirdiği bir trafik kazası neticesinde hayatını kaybetmesi bu planını suya düşürmüştür. Daha sonra Basil’in yerini almak üzere, o günlerde Londra’da tıp eğitimi almakta olan Beşar Esad hemen Suriye’ye çağrılmış ve hızlı bir askeri eğitimden geçirilerek devlet başkanlığı koltuğu için hazır edilmeye çalışılmıştır.
 
Bu hazırlıklardan birisi Beşar’ı tehdit etme potansiyeline sahip Rıfat Esad’ın, abisi Hafız Esad tarafından 1999 yılında yolsuzlukla suçlanarak devlet başkanlığı yardımcılığı görevinden azledilmesidir. Rıfat bunun üzerine kendisine bağlı birlikler ve Muhaberat’ın bazı unsurlarıyla Lazkiye’de Hafız Esad’ın ordusuna karşı savaşmış ancak mağlup olmuştur. Daha sonra Rıfat Esad diplomatik geziler adı altında ülke dışına sürgüne gönderilmiştir.
 
Hafız Esad, 2000 yılında öldüğünde henüz 36 yaşında olan oğlu Beşar Esad’ın, cumhurbaşkanı olması anayasaya göre mümkün değildi. Bunun için en az 40 yaşında olması gerekiyordu. Anayasada yapılan hızlı bir değişiklikle Cumhurbaşkanlığı yaşı 34’e düşürülerek Beşar’ın iktidar yolu açılmıştır. Böylece Beşar Esad devlet başkanlığı koltuğuna oturmuş ancak kendisini bu koltuğa layık görmeyen bazı grupların itiraz ve hoşnutsuzluklarından nasibini almıştır. Bunların başında muhaberat gelmektedir. Beşar Esad’ın liderlik için yeterli olmadığı, 1992 yılına kadar hiçbir askeri geçmişi bulunmadığı ve lider olmak için çok genç olduğu, onun yerine Rıfat Esad’ın oğlu Sümer’in lider olması gerektiğini düşünen unsurlar halen bulunmaktadır. Bazıları da Beşar Esad’ın Nusayri elite zarar verecek reformlara girişebileceği endişesini taşımaktadır.
 
Muhaberat’ın Beşar Esad’a karşı direnç gösterdiği olay 2000 yılında halkın ve dünyanın gözü önünde cereyan etmiştir. O yıl Beşar Esad bazı siyasi mahkûmları serbest bırakmış ve reformist hareketlerin üzerindeki baskıyı azaltmıştır. Muhaberat ise aynı reformistleri tekrar yakalamış ve üzerlerindeki baskıyı eski seviyesine çıkarmıştır. Muhaberatın bu uygulama için devlet başkanından talimatlandırılmadığı ve kendi başına hareket ettiği Suriye basınında genişçe yer almıştır. Bu durum yurtdışında da bu şekilde algılanmış ve Beşar Esad yönetiminin muhaberat karşısında yeteri kadar güçlü olmadığı kanaati gelişmiştir.
 
Diğer bir örmek de 2005 yılında Lübnan’da bir suikasta kurban giden Refik Hariri soruşturmasıyla ilgilidir. Bu olaydan hemen sonra Suriye Lübnan’daki varlığı nedeniyle uluslararası baskılara maruz kalmıştır. Beşar yönetiminin ilk hareketi muhaberatın askeri istihbarat şefini emekliye sevk etmek olmuştur. Ayrıca, Suriye ordusunun ve muhaberatının 2004 yılında başlayan Lübnan’dan çekilme süreci hızlandırılarak 2005 yılının Mayıs ayında tamamlanmıştır. Lübnan’daki Suriye Muhaberatını yıllarca yöneten ve daha sonra Suriye İçişleri Bakanlığı’na getirilen Ghazi Kanaan’ın, ofisinde ölü bulunması da kafaları iyice karıştırmıştır. Bu olayın, muhaberatın kendi içinde ya da devlet başkanıyla arasında olan güç mücadelesinin bir sonucu olabileceği tartışılmıştır.
 
Dolayısıyla, Suriye’de bugün yaşanan hadiselerin yakın geçmişinde yaşadığı korkulardan, halkın egemenline dayanmayan çarpık siyasi yapılanmadan ve reform hareketlerine karşı esirgenen hoşgörüden bağımsız olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz.

 Araştırmacı*






SDE’de 24 Mayıs 2012 Perşembe günü 14.00-16.30 saatleri arasında “Yüksek Seçim Kurulu’nun Demokrasilerdeki Yeri” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir…
22.05.2012 17:30:04

SDE'de 23 Mayıs 2012 saat 11.00-12.30 saatleri arasında Prof. Dr. Asad Zaman'ın katılımıyla “Capitalism in Crisis” (Krizdeki Kapitalizm) başlıklı bir seminer düzenlenecektir...
22.05.2012 11:49:19

17 Mayıs 2012 tarihinde SDE Ekonomi Koordinatörlüğü tarafından "Yol Ayrımında Avrupa" başlıklı bir panel gerçekleştirildi...
16.05.2012 10:27:30

SDE’de 27 Nisan 2012 Cuma günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında “Dünyada ve Türkiye’de Savunma Sektörünün Demokratik Denetimi” başlıklı bir Panel gerçekleştirildi…
25.04.2012 13:38:19

SDE’de 26 Nisan 2012 Perşembe günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında "Türkiye’nin Suriye Politikası" başlıklı bir beyin fırtınası toplantısı gerçekleştirildi.
24.04.2012 13:47:16


<Mayıs 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
30123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031123
45678910

4+4+4 eğitim sistemi için ne düşünüyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya