AB 9 Mayıs 2011 tarihli Konsey Tüzüğü
[1] ve Konsey Kararı
[2] ile Suriye’ye karşı kısıtlayıcı önlemler uygulamaya karar vermiştir. Konsey Tüzüğü uyarınca Suriye’ye karşı,
-İç baskı amacıyla kullanılabilecek ekipman ambargosu
-Belirli hizmetlerin sağlanması yasağı
-Suriye’de sivil nüfusa karşı şiddetli baskıdan sorumlu kişiler ve onlarla ilişkili kişilerin, kurum ve kuruluşların fonları ve ekonomik kaynaklarının dondurulması
önlemlerinin alınmasına karar verilmiştir.
Konsey Kararı ile alınan önlemler ise,
-Silah ve benzeri malzeme üzerine ambargo,
-İç baskı amacıyla kullanılabilecek ekipman ambargosu
-Belirli hizmetlerin sağlanması yasağı
-Sivil nüfusa karşı şiddetli baskıdan sorumlu kişiler ile onlarla ilgili kişilerin kabulüne kısıtlamalar getirilmesi
olarak sıralanmaktadır.
23 Mayıs 2011 tarihinde gerçekleştirilen AB Konsey toplantısında Suriye’de devam eden baskı ile askeri ve güvenlik güçleri tarafından kullanılan şiddet kınanarak ve kabul edilemez olarak nitelendirilerek, Suriye hükümeti, insani yardım organizasyonlarının ve insani yardımların Deraa, Banias ve Homs gibi şehirlere serbest girişini garanti etmeye ve insani ilkelere tamamen saygı duymaya çağrılmış; Suriye makamlarından, kapsayıcı bir ulusal diyalog başlatmak ve somut bir takvime bağlanmış siyasi reformları gecirmeksizin uygulamak suretiyle, Suriye halkının meşru taleplerine yanıt vermesi istenmiştir. Birlik, Suriye ile yeni iki taraflı işbirliği programlarına ilişkin tüm hazırlıkları ve ENPI ve MEDA kapsamında devam eden ikili programları askıya alma kararı almış ve Avrupa Yatırım Bankası’nı yeni finansman operasyonlarını şimdilik onaylamamaya davet etmiştir. Ayrıca AB ve Suriye arasındaki Ortaklık Anlaşması’nın imzalanması gündemden çıkarılmıştır.
[3]
Konsey’in 20 Haziran 2011 tarihli toplantısında, Suriye’deki krizin sadece siyasi bir süreçle çözülebileceğinin altı çizilirken, Suriye makamları şiddete hemen son vermeye ve gecikmeksizin güvenilir, kapsamlı ulusal diyalog ve anlamlı siyasi reformlar başlatmaya çağrılmıştır. Konsey, Suriye’deki olayların bölgesel istikrara tehdit oluşturarak çevre ülkeleri de etkilemekte olduğunu vurgulayarak, Türkiye’nin ve diğer bölgesel aktörlerin çabalarından memnuniyet duyduğunu belirtmiştir.
[4] Aynı tarihte AB Dış ilişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton yaptığı açıklamada; ülkede devam eden baskıyı kınarken, hükümetin güvenilir ve kapsayıcı bir diyaloğu başlatması gerektiğini belirtmiş ve AB’nin Suriye’ye uyguladığı yaptırımları genişletmeye hazırlandığını ifade etmiştir.
[5] Suriye’deki durumun artan ciddiyeti üzerine, Catherine Ashton’ın belirtmiş olduğu gibi, Konsey 23 Haziran 2011 tarihli ve 2011/367/CFSP sayılı Kararı ile kısıtlayıcı önlemlerin kapsamını genişleterek, kısıtlayıcı önlemlere tabi kişi ve kuruluşları içeren 2011/273/CFSP sayılı Konsey Kararının eki listeye yeni kişi ve kuruluşları eklemiştir.
[6]
Catherine Ashton, 13 Temmuz 2011 tarihinde AB’ye aday ülkeler Hırvatistan, Makedonya, Karadağ ve İzlanda ile potansiyel adaylar Arnavutluk ve Sırbistan’ın ve EFTA ülkelerinin 2011/367/CFSP sayılı Kararın amaçlarını benimsediklerini ve ulusal politikalarının Konsey Kararı’na uyumlu olacağını açıklamış ve AB’nin duyduğu memnuniyeti ifade etmiştir.
[7] Dolayısıyla, Suriye’ye karşı AB’nin kısıtlayıcı önlemleri, sadece AB üyeleri tarafından değil, AB’ye aday ve potansiyel aday devletler ile EFTA ülkeleri tarafından da uygulanacak önlemler niteliğini kazanmıştır.
Ancak Suriye’de şiddet olaylarının artarak devam etmesi üzerine, Catherine Ashton, 1 Ağustos 2011 tarihinde, Suriye rejiminin Suriye halkının meşru taleplerine yanıt olarak söz verdiği reformları uygulamakta isteksiz olduğunun anlaşıldığını belirterek, Suriye’deki olayları kınamıştır.
[8] Yüksek Temsilcinin Suriye’de artan şiddeti ve can kaybını kınadığı gün, Konsey 2011/488/CFSP sayılı Kararı ile, ülkedeki şiddet olaylarına dahil olan ya da ilişkisi bulunan beş Suriyeli kişiyi daha, mal varlıklarının dondurulması ve seyahat yasağı şeklinde kısıtlayıcı önlemler kapsamına almıştır.
[9]
AB’nin Suriye hükümetini, Suriye halkının meşru taleplerine yanıt vermeye ve siyasi reformlar uygulamaya davet etme girişimleri başarıyla sonuçlanmayınca, Yüksek Temsilci Catherine Ashton 18 Ağustos 2011 tarihli açıklamasında, Suriye rejiminin değişmek istemediğini, reformlar sürekli baskı altında başarılı olamayacağından Başkan’ın reform vaatlerinin güvenirliğini yitirdiğini, Esad’ın Suriye halkının gözünde meşruiyetini kaybettiğini ve dolayısıyla Esad’ın iktidarı bırakması gerektiğini belirtmiştir.
[10] Ashton’ın bir gün sonra yaptığı açıklamada ise, Esad’ın iktidarı bırakması gerektiği tekrar vurgulanırken; Suriye halkı üzerinde olası olumsuz etkilerini en aza indirmeye çalışarak, Suriye rejimine karşı kısıtlayıcı tedbirlerin kapsamını genişletmek için siyasi bir anlaşmaya varıldığı belirtilmektedir. AB’nin Suriye’den ham petrol ithalatına ambargo uygulanması, Avrupa Yatırım Bankası teknik yardımlarının askıya alınması, rejimin politikalarını destekleyenlerin ve rejim politikalarından faydalananların mal varlıklarının dondurulması ve seyahat yasağı getirilmesine ilişkin öneriler Konsey’in gelecek toplantısında tartışılacaktır.
AB’nin, Konsey’in hukuki tasarrufları aracılığıyla düzenlemek suretiyle Suriye’ye karşı aldığı önlemlerin, ülkedeki şiddet eylemleri ile ilişkili gerçek ve tüzel kişilere karşı mal varlıklarının dondurulması ve seyahat yasağı şeklindeki önlemleri içermekte olduğu görülmektedir. Suriye’de şiddet olayları arttıkça, kısıtlayıcı önlemlere tabi gerçek ve tüzel kişileri içeren listeye yenileri eklenmektedir. Diğer taraftan, Suriye’deki olayları sürekli kınayan AB’nin Suriye’ye tepkisi, “havuç-sopa” politikası kapsamında değerlendirilirse, “sopa”nın, Suriye’ye verilen ya da taahhüt edilen “havuç”un geri alınması şeklini almıştır. AB Suriye ile yeni iki taraflı işbirliği programlarına ilişkin tüm hazırlıkları, ENPI ve MEDA kapsamında devam eden ikili programları askıya almak, Ortaklık Anlaşması’nın imzalanmasını gündemden çıkarmak, Avrupa Yatırım Bankası’nı yeni finansman operasyonlarını onaylamamaya davet etmek ve Banka’nın ülkeye teknik yardımlarının askıya alınmasını önermek gibi önlemler ile verilen ya da taahhüt edilen “havuç”u “sopa” ya çevirmektedir.
AB’nin Suriye’ye karşı aldığı önlemler, Birliğin “sivil güç” niteliğini sergileyen bir örnektir. Bir uluslararası aktörü “sivil” kılan, kullandığı dış politika araçları ile izlediği dış politika hedefleridir. Dolayısıyla AB, dış politikasında askeri güçten ziyade ekonomik güce dayanması nedeniyle dış politika araçları bakımından; uluslararası işbirliği, dayanışma, uluslararası ilişkilerde hukukun üstünlüğünün güçlendirilmesi gibi uluslararası ortamı şekillendirmeye yönelik amaçları -Arnold Wolfers’in ifadesiyle benimsemiş olduğu “possession goals” yerine “milieu goals”
[11] – açısından bir “sivil güç” dür. Suriye olayları ise, AB’nin olaylara verdiği tepki ve kullandığı ekonomik nitelikli yaptırım araçları dikkate alındığında, özellikle kullandığı araçlar bakımından “sivil güç” niteliği taşıdığını teyit eden bir uluslararası sorun niteliğindedir. Ancak Suriye olaylarına karşı AB’nin tutumu, Birliğin “sivil güç” niteliğini teyit etse de, AB’nin ne ölçüde etkili bir dış politika aktörü olduğu sorgulanmaya devam edecektir.
(Dr. Dilek YİĞİT Şube Müdürü, Hazine Müsteşarlığı Dış Ekonomik İlişkiler Genel Müdürlüğü, Ulusal Yetkilendirme Görevlisi Destek Birimi)
[1] Council Regulation (EU) No 442/2011 of 9 May 2011 concerning restrictive measures in view of the situation in Syria.
[2] Council Decision 2011/273/CFSP of 9 May 2011 concerning restrictive measures against Syria.
[3] Council of the European Union, Council conclusions on Syria, 3091st Foreign Affairs Council meeting, Brussels, 23 May 2011.
[4] Council of the European Union, Council conclusions on Syria, 3101st Foreign Affairs Council meeting, Luxembourg, 20 June 2011.
[5] European Union, Remarks by High Representative Catherine Ashton at the press conference after the Foreign Affairs Council, Luxembourg, 20 June 2011.
[6] Council Implementing Decision 2011/367/CFSP of 23 June 2011 implementing Decision 2011/273/CFSP concerning restrictive measures against Syria
[7] Declaration by the High representative on behalf of the European Union on the alignment of certain third countries with the Council Decision 2011/367/CFSP implementing Council Decision 2011/273/CFSP concerning restrictive measures against Syria, Brussels, 13 July 2011.
[8] Statement of the High Representative on the extention of restrictive measures against Syrian individuals responsible for and asscociated with repression, 1st August 2011.
[9] Council Implementing Decision 2011/488/CFSP of 1 August 2011 implementing Decision 201/273/CFSP concerning restrictive measures against Syria.
[10] Statement by High Representative Catherine Ashton on behalf of the EU on EU action following the escalation of violent repression in Syria, Brussels, 18 August 2011.