Nijerya ve Petrol Şirketleri Sorunu
Nijerya’da yer alan Nijer deltası, Afrika kıtasının en zengin petrol rezervlerini barındıran bölgelerden biridir. Kaliteli ve ucuz maliyetli petrolünün yanında bir miktar doğalgaz kaynağına da sahip bulunmaktadır. Ancak böylesine zengin bir yeraltı kaynağı, yaklaşık yarım asırlık bir süreden beri, hükümet, Batılı petrol şirketleri ve bölge halkı arasında birtakım anlaşmazlıklara yol açmaktadır. Bu sorunlardan biri olarak, 1990’lı yılların başında bölge halkından bir grup insanın, delta üzerinde sondaj yapan Royal Dutch Shell Şirketi’ne yönelik protestoları sonucunda dokuz kişinin hükümet kararıyla idam edilmesi sayılabilir. (Tıkla-1)
Sözkonusu olay sebebiyle Batılı petrol şirketlerinin Afrika kıtasındaki faaliyetlerinin meşruiyeti sorgulanmaya başlamıştır. Bölge halkının petrol şirketlerine olan itirazları önceleri sadece çevresel kaygılarla meydana gelmekteyken, bu durum 2000’li yıllarda silahlı gruplar oluşturarak sondaj platformlarına saldırılar şeklinde kendini göstermeye başlamıştır. Nijerya hükümetlerinin yaşanan sorunlar karşısında halkının taleplerinden çok küresel şirketlerin çıkarlarını gözetmesi, Nijer deltasında yaşayan toplulukların zamanla silaha sarılmalarına yol açmıştır. Bir süredir hükümet nezdinde hukuki girişimlere başvuran MOSOP hareketiyle birlikte silahlı MEND cephesi de Batılı şirketlerin bölgedeki faaliyetlerine karşı çıkmaktadır. Nijerya hükümetinin sözkonusu olaydan sonra aldığı karar sebebiyle, Shell şirketiyle beraber aynı coğrafyada petrol çıkarmakta olan Chevron ve Agip gibi uluslararası şirketler de 1993 yılından bu yana Nijer deltasında faaliyet yürütememektedir. (Tıkla-2)Ancak geçtiğimiz hafta Nijerya hükümetinin ilan ettiği yeni bir düzenleme ile Shell şirketinin lisansının aktifleştirilmesi haberi bölge halkını endişeye sevketmiştir. Yabancı şirketlerin bölgeden tecrit edildiği onaltı yıllık süreçte devlet teşebbüsü olan Ovade-Ogharafe projesi petrol üretimini sürdürmüştür. Ancak şu an itibariyle yetersiz teknolojik altyapı yüzünden zengin petrol kaynakları yeterince işletilememektedir. (Tıkla-3) Bu noktada Nijerya hükümetinin bu kararı almasında bazı ülke ya da baskı gruplarının etkisinin olduğu düşünülmektedir. Zira bir yanda dünyanın her yerinde yeni petrol kuyuları açılırken, diğer yanda da varolan kuyuların kapasiteleri arttırılmaya çalışılmaktadır.
Nijerya’da yeni petrol platformlarının kurulmaya başlamasından öncelikle, ülkede etkili olabilen Amerikan ve İngiliz şirketleri kar sağlayacaktır. Bununla beraber Afrika rekabetinde Batılı devletlerden geri kalmak istemeyen Çin, Japon ve Rus şirketlerinin de bir süre sonra Batı Afrika petrolüne yönelmeleri beklenebilir. Nijerya gibi Afrika hükümetlerinin kendi halklarının bu zenginliklerden faydalanma talepleri ile, Batılı şirketlerin ve devletlerin baskıları arasında bir denge oluşturarak kalkınmak istemeleri, yakın gelecekte oldukça zorlu bir sürecin yaşanacağını işaret etmektedir
(Ahmet Said Altın, Ortadoğu-Afrika Masası, Asistan, 9 Ekim 2009)