Toplantı Ak Parti’nin hazırlamış olduğu "Türkiye Hazır, Hedef 2023" başlıklı seçim beyannamesinin Doç. Dr. Hamit Emrah Beriş tarafından incelenmesi ile başladı. Beriş, Ak Parti’nin daha önceki seçim dönemlerinde hazırladığı (2002-2007) seçim beyannamelerine değindi. 2011 Beyannamesinde ise temel hedefin “yeni anayasa” olduğunu, “özgürlük için güvenlik” anlayışının ortaya konulduğunu, temel yasalarda değişiklik yapılacağını, dış politikadaki adımların arttırılarak devam ettirileceğini ve AB hedeflerinden vazgeçilmediğine değindi.
Beriş, Ak Parti’nin 2011 Seçim beyannamesini tutarlı bulduğunu, içinde gerçekçi verilerin yer aldığını, rasyonel seçmene hitap ettiğini ve 2023 hedeflerinin Partinin kendisine olana güveni ifade ettiğini belirterek sözü CHP’nin seçim beyannamesi üzerinde duracak olan Dr. Murat Yılmaz’a bıraktı.
Yılmaz’da CHP’nin geçmiş beyannameleri ile 2011 beyannamesini karşılaştırdı. CHP’nin İstanbul’da çıkarttığı oy oranlarını yıllara göre değerlendirdi ve süreç içinde CHP’nin İstanbul’da yakaladığı en büyük başarının yüzde 37 ile 2009 Seçimlerinde, Kemal Kılıçtaroğlu ile yakaladığını ve bu oy oranının Türkiye çapında CHP’nin oy oranını etkilediğini belirtti. CHP’nin bürokratik vesayet kurumları ile ilişkisi ve siyasi söylemindeki değişim ihtiyacı üzerinde dururken, Kılıçtaroğlu ile bu ihtiyacın bir ölçüde sağlandığına temas etti.
CHP’nin 2011 beyannamenin öncekilerden farklı olduğunun altını çizen Yılmaz, bu değişimin gerçek bir değişim mi, yoksa siyasi denemelerin bir sonucu mu olduğu sorusuna yanıt aradı. Beyannamede bazı tutarsız söylemlerin olduğunu ileri süren Yılmaz, CHP’nin kendi içinde daha tutarlı söylemler geliştirmesi gerektiğini savundu.
Doç. Dr. Yusuf Tekin ise seçim beyannamesini ilk açıklayan Milliyetçi Hareket Partisi üzerinde durdu. Seçim sürecinde beyannamesi üzerinde en az durulan ancak en çok tartışılan partinin MHP olduğuna dikkat çeken Tekin, MHP beyannamesinin özensiz bir şekilde hazırlandığını vurguladı.
Prof. Dr. Tanel Demirel ise BDP üzerinde durdu ve 21 yıl içinde 6 tane “Kürt yasal siyaseti partisinin” kurulduğunu, bunlardan dördünü AYM’nin kapattığını, birinin ise Öcalan tarafından kapatıldığını belirtti. “Kürt yasal siyaseti partilerinin”, bölgesel olmaktan ileri gidememek ve PKK ile ilişkilerini netleştirememek gibi iki temel sorunu olduğunu vurgulayan Demirel, bu partilerin baraj nedeni ile ilk kez 2007 Seçimlerinde bağımsız adaylar ile seçimlere girdiklerini açıkladı. 2007 ve 2009 yıllarını Kürt sorunu konusunda kıyaslayan Demirel, Türkiye’nin bu konuda çok yol aldığının altını çizdi.
Toplantı soru cevap bölümü ile son buldu.