Son bir ay içinde döviz kurlarındaki hareketlenme tüm iktisadi birimlerin dikkatini çekmiştir. 29 Nisan 2011’de 1 Amerikan doları 1.51 Türk Lirası iken, 25 Temmuz 2011’de 1 Amerikan doları 1.71 TL’ye eşit olmuştur. Bu hareketlilik karşısında Merkez Bankası iki önlemi uygulamayı hayata geçirmiştir. Bu uygulamaların birincisi döviz alım ihalelerine ara verilmesidir. Bir diğer önlem ise bankacılık sektöründe yükümlülüklerin vadesinin uzamasını teşvik etmek amacıyla, yabancı para zorunlu karşılık oranları uzun vadeli yükümlülükler için azaltılması, bir yıldan kısa vadeli yükümlülükler için ise bir değişikliğe gidilmeyerek yüzde 12 olarak sabit tutulmasıdır.
Dalgalı kur rejimi uygulayan ekonomilerde zaman zaman kurda dalgalanmalar gerçekleşmektedir. Ancak Türkiye’de son dönemde gerçekleşen döviz kuru hareketliliği cari açığın artmasından ve bankaların döviz açık pozisyonlarının artmasından kaynaklanmıştır. Bilindiği gibi, Türkiye’de 2000-2001 krizinden sonra dalgalı kur rejimi uygulanmaya başlamıştır.
Merkez Bankası, 2011 yılında da enflasyon hedeflemesinin yanı sıra dalgalı döviz kuru rejimi uygulamasına devam etmektedir. Uygulanmakta olan bu kur rejiminde döviz kuru bir politika aracı olarak kullanılmamakta, Merkez Bankası’nın nominal ya da reel herhangi bir kur hedefi bulunmamaktadır. 2002 yılından itibaren ilan edilmekte olan yıllık para ve kur politikaları duyurularında belirtildiği üzere, dalgalı kur rejiminde döviz kurları piyasadaki arz ve talep koşulları tarafından belirlenmektedir. Döviz arz ve talebini belirleyen esas unsurlar ise uygulanan para ve maliye politikaları, ekonomik temeller, uluslararası gelişmeler ve bekleyişlerdir.
Diğer taraftan, dalgalı kur rejimi uyguluyor olsalar da ülkemiz gibi gelişmekte olan ekonomilerde güçlü döviz rezerv pozisyonuna sahip olmak, karşılaşılabilecek iç ve dış şokların olumsuz etkilerinin giderilmesine ve ülkeye duyulan güvenin artırılmasına büyük katkı sağlamaktadır. Bu nedenle, döviz arzının, döviz talebine kıyasla arttığı dönemlerde Merkez Bankası rezerv biriktirme amaçlı döviz alım ihaleleri gerçeklestirmektedir. Merkez Bankası döviz alımlarını, döviz piyasasındaki arz ve talep koşullarını mümkün olduğunca az etkilemeye özen göstererek, kuralları önceden açıklanmış, şeffaf ihaleler aracılığıyla gerçekleştirmektedir. İhalelerin esas olarak açıklanan program çerçevesinde yürütülmesi hedeflense de, döviz arzına ilişkin öngörülerin dışında önemli gelişmeler olması durumunda önceden duyurularak ihale programlarında değişiklikler yapılabilmektedir.
2011 yılında da, Merkez Bankası 1 Ekim 2010 tarih, 2010-55 sayılı basın duyurusu ile kamuoyuna açıklanmış olan esnek döviz alım ihale yöntemi aracılığıyla döviz rezervi biriktirmeye devam etmektedir. Rezerv birikimi açısından döviz arzının döviz talebine kıyasla arttığı dönemlerde yeterli esnekliği sağladığı dikkate alınarak, 3 Ocak 2011 tarihinden itibaren gerçekleştirilen düzenli ihalelerde bankaların opsiyon hakkı bulunmamaktadır. Opsiyon uygulamasının sona erdirilmesiyle Merkez Bankası’nın döviz alımlarının belirgin şekilde hız kesmemesi için günlük ihale alım tutarı 40 milyon ABD dolarından 50 milyon dolara çıkarılmıştır.
Merkez Bankası’nın uzun vadeli rezerv biriktirme politikası çerçevesinde yıllardır güçlendirilen döviz rezervleri sayesinde küresel finans krizi döneminde finansal sistemin döviz likiditesinde yaşanabilecek sorunları en aza indirmeye yönelik önlemler hızlı bir şekilde alınabilmiş, bir ülke için güçlü döviz rezerv pozisyonuna sahip olmanın önemi bir kez daha anlaşılmıştır. 15 Temmuz 2011 tarihi ile Merkez Bankası’nın brüt 93,4 milyar dolarlık döviz rezervi bulunmaktadır Diğer gelişmekte olan ülkeler ile karşılaştırıldığında Merkez Bankası’nın brüt uluslararası rezervleri göreli olarak düşük düzeydedir. Döviz rezervlerinin GSYİH’ya oranına baktığımızda Malezya’da 53,1, Rusya’da 42,6, Güney Kore’de 34,3, Arjantin’de 16,4, Brezilya’da 15,2 ve Tütkiye’de ise 12,4 olarak hesaplanmıştır.
Grafik 1: Merkez Bankası Brüt Döviz Rezervler
Diğer taraftan, döviz kurlarındaki gelişmeler her zaman olduğu gibi Merkez Bankası’nca yakından izlenmeye devam edilecek ve piyasa derinliğinin kaybolmasına bağlı olarak spekülatif davranışlar sonucunda kurlarda sağlıksız fiyat oluşumları gözlenmesi durumunda piyasaya alım ya da satım yönünde doğrudan müdahale edilebilecektir.
(Dr.Nazende Özkaramete Coşkun, Bilkent Üniversitesi)