İran'ın Yeni Füze Denemesi Batı ve ABD'ye Gözdağı mı?
23 Eylül'de Birleşmiş Milletler Genel Kurul toplantısı New York'ta düzenlendi. Düzenlenen toplantıda Birleşmiş Milletlerin, uranyum zenginleştirme faaliyetlerini durdurma çağrısında bulunmasına rağmen İran'ın ikinci bir uranyum zenginleştirme tesisinin bulunduğunun açıklanması, Tahran yönetimine karşı tepkileri artırdı. İran'ın nükleer programı sözkonusu toplantının ana gündem maddesini oluşturdu. İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad, Kum kentinde inşa edilen tesisin, BM kurallarına aykırı olmadığını ifade ederek, nükleer tesisin Birleşmiş Milletler denetimine açık olduğunu belirtmişti. Füze denemelerinin, Batılı ülkelerin, nükleer programı nedeniyle İran'a karşı sertleştirdiği döneme denk gelmesi dikkat çekmektedir. ABD, İngiltere ve Fransa liderleri, İran'ın tesisin varlığını uzun süre gizlediği için BM kurallarını ihlal ettiğini savundu. Bu liderler, İran'ın nükleer konularda tam işbirliğine girmemesi halinde daha ağır yaptırımlarla karşı karşıya kalabileceğini söylediler. (Tıkla-1) İranlı yetkililerin, 1 Ekim'de Cenevre'de Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin beş daimi üyesi (ABD, Rusya, Çin, İngiltere ve Fransa) ve Almanya'nın temsilcileriyle bir araya gelmesi ve görüşmede, İran'ın nükleer programı ile ilgili faaliyetlerinin ayrıntılı olarak ele alınması beklenmektedir.
İran'ın 27 Eylül'de başlattığı füze savunma tatbikatının ikinci aşamasında, karadan karaya orta menzilli füzeler denendi. İran Devlet televizyonu, "Kutsal Savunma Haftası" etkinlikleri kapsamındaki yıllık planlı tatbikatın ikinci aşamasında, 300 ila 700 kilometre menzilli Şahap-1 ve Şahap-2 füzelerinin başarıyla fırlatıldığını '' bildirdi. (Tıkla-2) İran, ülkesine karşı gündemde yeni bir yaptırımın uygulanabileceği ihtimalinin yüksek olmasına rağmen, İsrail'i vurabilecek kapasitede olduğuna inanılan Şahab-3 füzesini denemekle, 1 Ekim toplantısını pek de önemsemediği izlenimini yaratmaya çalışıyor olabilir.
İran'ın Nükleer Faaliyetinin Bölgeye Yansımaları
İran'ın nükleer programı konusundaki faaliyetleri bölge ülkeleri tarafından dikkatle izlenmektedir. İran'ın bu tür girişimlerinin Suudi Arabistan başta olmak üzere, Körfez ülkelerinin tehdit algılama kaygılarının artmasına neden olduğu görülmektedir. Bu nedenle İran, bölge ülkelerinin tehdit algılama endişesini gidermek için, hedefinde İsrail ve Batı ülkeleri olduğuna vurgu yapmaya çalışmaktadır. İranlı yetkililer, hemen tüm açıklamalarında, Türkiye- İran ilişkilerinin iyi bir seviyede tutulmasının her iki ülke bakımından büyük önem taşıdığına sürekli vurgu yapmakta, ülkelerinin sürdürmekte olduğu nükleer faaliyetlerden ve üzerinde çalışmakta oldukları kısa ve orta menzilli füzeleriden Türkiye'nin kesinlikle kaygı duymaması gerektiğini yinelemektedir.
Sonuç olarak, Batı'lı ülkelerin İran'a yönelik uygulamak istedikleri yaptırımlar ne olursa olsun, İran'ı nükleer faaliyetlerinden alıkoyamayacağa benziyor. İran'ın, iç ve dış dengeleri kontrol edebilmesi ve Batı ile yaşadığı krizin üstesinden orta vadede gelmesi ciddi bir olasılık olarak dikkate alınmalıdır. ABD'nin son günlerde İran'a karşı sert söylemlerini artırması, ABD'nin tutumu sertleştikçe İran'ın füze denemesine ve yeni nükleer tesis inşasına devam etmesi ve İran'ın her fırsatta ABD'ne meydan okuması, önümüzdeki süreçte bu ülkenin İran'a yönelik bir askeri operasyonda bulunabileceği anlamına alınmamalıdır. Bu nedenle önümüzdeki aylarda İran ve ABD arasındaki nükleer program krizi daha da kızışsa da, İran'ın sözkonusu faaliyetinden pes etmeyeceği beklenebilir.
(Ali SEMİN, Ortadoğu- Afrika Masası, Kıdemli Asistan, 28.09.2009)