ENGLISH
22.05.2012
Ana Sayfa » GENÇ DÜŞÜNCEGeri Dön «

Oslo’ya Düşen Ateş

25.07.2011 10:16:52

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Ömer Ersoy

 

Demokrasi, gelişmişlik, toplumsal huzur ve barış açısından tüm dünyanın parmakla gösterdiği ve örnek aldığı ülkelerden birisi olan Norveç, bugüne kadar gördüğü en planlı ve kanlı terör saldırısıyla sarsıldı. 22 Temmuz Cuma günü önce başkent Oslo’nun merkezinde Başbakanlık Ofisinin yanında meydana gelen patlama 7 kişinin hayatını alırken hemen sonrasında çok daha vahim ve çok daha kanlı bir saldırıyla Norveç terörize edilmiştir. II. Dünya savaşından beri bu denli bir şiddet eylemiyle karşılaşmamış olan Norveç’te terör kurbanlarının ekseriyetle çocuk ve gençlerden oluşması yaşanan acının daha da büyük olmasına sebep olmaktadır.    
 
Bomba düzeneği yardımıyla gerçekleştirilen ilk saldırıda, o gün resmi tatil olması nedeniyle normalin altında bir can kaybı yaşanmışsa da, ikinci saldırı, iktidarın büyük ortağı olan İşçi Partisi’nin Gençlik Koluna üye gençlerin yok edilmesine odaklanmıştı. Bunun için terörist ya da teröristlerce gözden ve güvenlik kuvvetlerinin hızlı müdahalesinden uzak bir yer seçildi. Başkente 40 kilometre mesafedeki Utoya adasında her yıl düzenlenmekte olan yaz etkinliği sırasında, ülkenin lider adayları ve genç beyinleri, Norveç’in geleceğini, uluslararası politika ve Ortadoğu barışını yakından ilgilendiren birçok konuyu masaya yatırmıştı.  
 
Birbiriyle bağlantılı bu iki saldırının gayet planlı ve programlı bir şekilde icra edildiği; her ikisinde de Hükümete ve Norveç halkının geneline verilen şiddetli bir gözdağı olduğu açıktır. Zaten yakalanarak gözaltına alınan Norveçli terörist de avukatı aracılığıyla verdiği ilk mesajında, Norveç halkının yapısında hızlı bir değişimin gerçekleşmesi gerektiğine inandığını, bu saldırıları da bu amaca hizmet etmek üzere planlı bir şekilde gerçekleştirdiğini söylemiştir. Ancak, saldırıyla ilgili eksik kalan birçok nokta bulunmaktadır. Bunların başında, bu derece planlı ve koordineli bir saldırının profesyonel destek almadan tek bir kişi tarafından gerçekleştirilmesinin mümkün olmaması gelmektedir. Norveç polisinin ve istihbaratının bu konuya ve ilerde buna benzer hadiseler yaşanmaması için radikalize olmaya müsait ırkçı gruplara karşı önleyici tedbirler almaya odaklanacağı kesindir.
 
Saldırıyı dünya basınının nasıl algılamak istediğini ve bu çerçevede verdiği ilk tepkileri isterseniz kısaca hatırlayalım. Daha saldırının ilk sıcaklığı devam ederken, yaralılar tedavi, hayatını kaybedenler ise otopsi için hastanelere henüz ulaşmamışken, dünyanın gündemine yön verme iddiasını taşıyan büyük basın kuruluşları ve televizyonları saldırı hakkında ulaştıkları yargıları dünya kamuoyuyla paylaşmaya başlamışlardı. Bu aceleciliğin ve hemen hüküm vermenin sebebi neydi?
Norveç güvenlik kuvvetlerinin ve istihbarat servisinin El-Kaide’den gelebilecek olası bir terör saldırısına hazırlıksız olduğu, ülkesindeki mevcut terör hücrelerinin takibini yapamadığı, bu bakımdan radikal gruplar için kolay bir hedef olduğu şeklinde yorumlar önceden beri yapılmaktaydı. Saldırı haberi gelir gelmez, ABD ağırlıklı Batılı medya şirketleri, bu olayın adeta kendilerini haklı çıkardığını düşünmüş ve saldırının mantıklı gerekçelerini bulmak artık terör uzmanlarını devreye sokmuştu; 
 
Norveç, küresel terörle mücadelede Afganistan’da El-Kaide’nin baş düşmanı ABD’ye destek vermişti. Bu yüzden El-Kaide’nin ya da Pakistan Taliban’ının hedefi olma ihtimali yüksekti. Diğer taraftan, Libya’ya yönelik hava harekâtına katılması Kaddafi’yi kızdırmış olabilirdi. 2010 yılında Hz. Muhammed’e dil uzatan karikatürleri yayınlayan Oslo gazetesine duyulan öfkeyi de unutmamak gerekir. Başka bir ihtimal ise, Kürt kökenli terör grubu Ansar el-İslam’ın liderine karşı Norveç savcılarının harekete geçmesi, silahlı bir eylemle karşılık bulmuş olamaz mıydı? Tüm bu varsayımlar, doğrulanmış gerçeklik gibi New York Times, Fox News, The Wall Street Journal, The Sun, The Washington Post, The Financial Times ve CNN’de boy göstermeye başlamıştı.  
 
Peki, bu varsayımların gerçek olması niye çok önemliydi? Çünkü İslama karşı çatışmacı ve uzlaşmaz politikaları kendilerine yol seçen, Müslümanları terörist ya da potansiyel terörist gibi göstermek için var gücüyle çalışan bazı ülkelerin ve zihniyetlerin arzu ettiği ve görmek istediği sonuç buydu.
 
Ancak Norveç’in yıllardır izlediği politikalarla, Nobel Barış ödülünü vermeyi hak eden bir çizgiyi benimsemiş olduğunu görüyoruz. Örneğin, 1993 yılında Filistin ve İsrail arasında nihai barışa gidecek yol haritasının her iki tarafça da kabul edildiği ilk ve tek anlaşma olan Oslo Barış Anlaşması, Norveç’in barışı savunan bu güçlü tavrının bir sonucuydu. Diğer taraftan, Libya operasyonundan Ağustos ayında ayrılacağını açıklayan Norveç’in Kaddafi’yi kızdırmak gibi bir ihtimali de zaten yoktu. Ayrıca, Eylül ayında BM Genel Kurulunda yapılması planlanan ‘Filistin’in bağımsız bir devlet olarak tanınmasına’ yönelik oylamada evet oyu vereceğini açıklayan bir Norveç karşımızdaydı. 
 
Yaşanan bu terör saldırısında da, sağduyudan vazgeçmeyen ve peşin hüküm vermekten kaçınan bir Norveç gördük. Yakalanan şüpheli ve kısmen ortaya çıkmaya başlayan gerçekler de, peşin hüküm verenlerin yanılgı içinde olduğunu açığa çıkarmıştır. Böylece, medeniyetler çatışmasına bir odun daha atmak için bekleyen kirli eller boş kalmıştır. Norveç polisinin, aşırı sağ Hıristiyan fundamantalist olarak tanımladığı Anders Behring Breivik bir numaralı şüpheli olarak yakalanmış ve sorgulanmaktadır. Bunun sonucu olarak, cihadist ve radikal İslamcı gibi İslamla terör hadiseleriyle arasında sanki bir bağ varmış gibi göstermek üzere türetilen kelimeleri en azından bu olayla ilgili olarak duyma ihtimalimiz oldukça azalmıştır. Ancak bilinçli olarak yapılan bu kara propagandanın en ufak bir fırsatı değerlendirmek üzere pusuda beklediğini söylemeye gerek yoktur.
 
Diğer taraftan teröristin, Avrupa’da son dönemde artan çok kültürlülüğe karşı çıktığı bu kapsamda özellikle İslam karşıtlığı ve düşmanlığı içinde olduğu, kendisine ait olduğu belirtilen internet yazılarından anlaşılmaktadır. Avrupa’da doğum ve göçlerle artan göçmen nüfusu, kendilerine bir tehdit olarak gören ve İslama karşı ırkçı ve kökten dinci yaklaşımlar benimseyen küçük bir azınlığın var olduğu bilinmektedir. 11 Eylül 2001’den beri Batılı siyasetçiler ve medya tarafından sürekli gündemde tutulmaya çalışılan İslamcı terör yaklaşımı da bunların ekmeğine yağ sürmektedir. Bu terminolojiye göre Norveçli terörist için de Hıristiyancı terörist tabirini kullanmak gerekir. Dolayısıyla bu yaklaşımların medeniyetleri birbirine karşı hoşgörüsüz ve tahammülsüz yapacağı bunun ise dünyayı yaşanmaz bir yer kılacağı açıktır.
 
Terörü nerde, kim tarafından ve hangi amaçlarla işlendiğine bakmaksızın ve hiçbir din ya da inançla ilişkilendirmeksizin lanetlemeliyiz. İnancı ne olursa olsun; Hıristiyan, Müslüman, Musevi ya da Hindu, masum insanların hayatlarına son vermek üzere şiddete başvuranların ve bunun için de dini duyguları istismar edenlerin karşısında aynı kararlılıkla ve ayrım yapmaksızın durmak gerekir. Siyasi tercihlerine göre bunların kimine terörist, kimisine çılgın, kimine de özgürlük savaşçısı demekle bu işin hallolması mümkün değildir.
 
(Ömer Ersoy, Araştırmacı)



GENÇ DÜŞÜNCE KATEGORİSİNDEKİ DİĞER HABERLER



SDE’de 24 Mayıs 2012 Perşembe günü 14.00-16.30 saatleri arasında “Yüksek Seçim Kurulu’nun Demokrasilerdeki Yeri” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir…
22.05.2012 17:30:04

SDE'de 23 Mayıs 2012 saat 11.00-12.30 saatleri arasında Prof. Dr. Asad Zaman'ın katılımıyla “Capitalism in Crisis” (Krizdeki Kapitalizm) başlıklı bir seminer düzenlenecektir...
22.05.2012 11:49:19

17 Mayıs 2012 tarihinde SDE Ekonomi Koordinatörlüğü tarafından "Yol Ayrımında Avrupa" başlıklı bir panel gerçekleştirildi...
16.05.2012 10:27:30

SDE’de 27 Nisan 2012 Cuma günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında “Dünyada ve Türkiye’de Savunma Sektörünün Demokratik Denetimi” başlıklı bir Panel gerçekleştirildi…
25.04.2012 13:38:19

SDE’de 26 Nisan 2012 Perşembe günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında "Türkiye’nin Suriye Politikası" başlıklı bir beyin fırtınası toplantısı gerçekleştirildi.
24.04.2012 13:47:16


<Mayıs 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
30123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031123
45678910

4+4+4 eğitim sistemi için ne düşünüyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya