Diyarbakır’ın Silvan İlçesi'nde Dolapdere Köyü kırsalında 14 Temmuz günü, terör örgütü tarafından kaçırılan 3 kişiyi arayan birlikten 13 askerin şehit olması ile gelen haber tüm ülkeyi derinden etkiledi. Ankara, İstanbul, İzmir, Burdur, Samsun, Kayseri ve Mersin'de düzenlenen eylemlerde terör, protesto edildi. 7 PKK’lı gencin de hayatını kaybettiği bildirilen çatışmada, bu cesetlerden sadece 2 tanesi ailelerine teslim edildi.
13 askerin şehit olması, Öcalan’ın “barışa” yönelik söylemlerinin ardından “demokratik özerklik” ilanı, İran (PJAK) ve Türkiye’de (PKK) eş zamanlı gerçekleştirilen terör faaliyetleri, İran’ın Irak sınırından girmesi, olayların YAŞ zirvesinin hemen akabinde gerçekleşmesi pek çok soruyu da beraberinde getirirken, konu ile ilgili basına birbiri ile ciddi anlamda çelişen bilgiler yansıdı.
Birinci iddia şu şekilde; bir çatışma çıktı, 13 asker şehit oldu, 7 PKK’lı öldürüldü, 7 cesetten 2’si ailelerine teslim edildi. Ölen askerlere yapılan otopsilerde, askerlerin vücutlarına ateş edildiği belirlenirken, cesetlerde yanıklar olduğu belirtildi. Saldırıyı Genelkurmay ve özel yetkili savcılık soruştururken, ön otopsi raporu da açıklandı. Buna göre askerlerin 4’ünün başından, 2’sinin gözlerinden, 7’sinin de boyun, sırt ve göğsünden vurulduğu belirlendi. Konu ile ilgili idari soruşturma sürüyor. Ölümlerin mermilerden mi yoksa (el bombalarının atılmasının ardından çıkan yangından mı) yanmadan mı kaynaklandığı ise kesin otopsi raporu sonucunda anlaşılacak.
[1]
Birliğin kaç gündür arazide bulunduğu, çatışma esnasında komuta zafiyeti ve askerlerde olağandışı bir yorgunluğun olup olmadığı, bölgede görevli uçak ve helikopterlerin çatışma esnasında bulundukları koordinatlar, çevredeki birliklerin yardıma gelip gelmedikleri, gelme imkânlarının bulunup bulunmadığı gibi tüm unsurlar ise şu anda bilinmiyor.
İkinci iddia ise ismini vermek istemeyen bir korucunun Fırat Haber Ajansı’na anlattığı doğrultuda şekilleniyor; “Çatışma iki ayrı yerde çıktı. Şelıma'ya yakın yerde bir asker öldü. Daha sonra birlikler sevk edildi. Öğleden sonra 3-4 sıralarında ise iki savaş uçağı mevzileri içiçe geçen gerillaları ve askerleri bombaladı, büyük yangın çıktı. Yanan yeri gidin görün, el bombası böyle yangın çıkarmaz. Operasyonlar zaten 3-4 gündür devam ediyordu. Öğlen saatlerinde Şelıma'ya yakın bir yerde çatışma çıktığını telsizden duyduk. Ancak biz çatışma bölgesine gitmedik. Olay zaten pusu falan değildi. Dışarıdakiler öğlen saatlerinde ya da gündüz pusu atmazlar, risklidir. İlk çatışmadan sonra bölgeye komandolar ve diğer askeri birlikler sevk edildi, köy yollarına askerler yerleştirerek kimsenin bölgeye girmesine izin vermediler. Telsizlerde, iki grup ve 20'den fazla kişiden falan bahsediyorlardı. Şelıma'daki çatışma ardından bölgeye giden komandolar ile diğer askerler çatışmaya girdi. Silah sesleri her yerden duyuluyordu. Helikopterle bölgeye atılan askerler de oldu. Gerillalar ile askerlerin mevzileri iç içe geçmişti. Daha sonra iki savaş uçağı bölge üzerinden bir tur attı. Silvan üzerine doğru tur attıktan sonra tekrar geri dönüp alanı bombaladıktan sonra geri döndüler. Bombalamanın ardından telsiz konuşmalarında rütbeliler küfürlü konuşuyordu. Daha sonra büyük yangın çıktığını gördük."
PKK’nın içerisindeki Şahinlerin temsilcisi olan Cemil Bayık ise 13 askerin şehit olduğu Silvan’da yaşananlara sahip çıktı ve İmralı’da konuşulanın PKK’nın tasfiyesi olduğunu belirtti. Bayık aynı zamanda yaptığı açıklamalarda, bu gibi eylemlerin yaşanabileceğinin de sinyallerini verdi.
[2]
13 Değil, 18 Şehit mi Var?
Öldürülen 7 PKK’lıdan 5’inin cesedinin nerede olduğu ile ilgili olarak basına yansıyan ve yine birbirinden farklı açıklamalar var. Bir taraf 5 kişinin cesetlerinin PKK’lı arkadaşları tarafından götürüldüğü ve muhtemelen bir yerlere gömüldüğünü iddia ederken, diğer taraf ise öldürülen sadece 2 PKK’lı olduğunu, diğer 5 kişinin ise üzerine PKK kıyafeti giydirilmiş askerler olduğunu ileri sürüyor.
[3]
“Silvan Sıradan Bir Olay Değil”
Bu sözler Başbakan Erdoğan’a ait…
Çelişkili ifadeler akılları karıştırırken pek çok soruyu da beraberinde geliyor; Çatışan askerlere neden yardım gelmedi/geç geldi? Çıkan yangın nasıl ve neden çıktı? PKK’nın verdiği kayıplar arasında gösterilen 5 ceset, PKK kıyafeti giydirilmiş 5 Türk askerine ait olabilir mi? PKK artık Öcalan’dan bağımsız mı hareket ediyor? “Demokratik özerklik” ilanının zamansız yapılmasının altında yatan, “zamanlı” bir neden var mı? DTK içindeki ayrılıklardan ayrı bir parti çıkar mı? Arap baharından etkilenmeyen ülkelerden olan İran ve Türkiye’de de karışıklık çıkmasını isteyen dış güçlerin bir oyunu mu? Yoksa İran, bölgede Türkiye’yi etkisizleştirmek için çalışmalar mı gerçekleştirdi? Bölgede çatışmanın bitmesini istemeyen kim ya da kimler?
Konu ile ilgili tüm sorulara cevap verecek olan tabi ki zaman. Ancak elimizdeki tüm verileri bir araya koyduğumuzda önceden, titizlikle planlanmış bir proje olduğunu ve “birden fazla karşıt grubun” bir araya gelerek Türkiye’de PKK sorununu bitirmemek için çalıştığını görebiliriz. Bir yandan “demokratik özerklik ilan ediliyor, diğer yandan Öcalan “barış” söylemleri geliştiriyor. Bir taraftan çatışmada 13 asker şehit oluyor, diğer taraftan YAŞ zirvesi gerçekleştiriliyor. Öte yandan İran, Irak sınırından geçiyor, PJAK’la savaşıyor. Tüm bunlar Kıbrıs sorunun da gündeme geldiği günlerde yaşanıyor ve uluslararası arenada elimizi zayıflatıyor. Hepsinin bir arada, hatta aynı saatlerde plansız bir şekilde gerçekleşme olasılığı nedir ki! Mustafa Ünal yazısında; “Silvan her açıdan sıradan değil, görünen o ki sonuçları da sıradan olmayacak. Hem terörle mücadele, hem Kürt sorununun seyri, hem de şiddetten beslenen BDP-PKK çizgisinin kaderini etkileyecek”
[4] diyor.
Yeni anayasa tartışmalarının da yaşandığı şu günlerde, çok daha farklı konular üzerine konuşmamız gerekirken, gündem birden yine “terör”le sarsılıyor.
Hükümetin Tutumu
Başbakan olaydan sonra yaptığı açıklamada şunları söyledi: ''13 tane şehidimizin olması şüphesiz ki yüreklerimizi yaralamıştır, dağlamıştır, ama terör örgütü ve uzantıları şunu çok iyi bilmelidir ki bir defa hiçbir zaman, çok açık ve net söylüyorum. Bu kötü niyetli davranışlar bizden hiçbir yerde, asla iyi niyet beklemesin. Onlar da siyasi uzantıları da. Biz onların siyasi uzantılarına da çok iyi niyet gösterdik. Ve bütün iyi niyetlerimizle yaklaşımlarımızı yaptık ve demokratik alanda mücadelelerini sürdürmeleri için her türlü zemini hazırladık. Ama bunların her zaman ortaya koydukları teklifler, dünyanın hiçbir yerinde görülmeyen bir dedikleri bir dediklerini tutmayan yaklaşım tarzlarıdır. Ve hiçbir zaman AK Parti ve AK Parti iktidarı onların bu gayrı samimi tekliflerine, bir masaya oturacak değiliz. Eğer bunlar bir barışı istiyorlarsa talep ediyorlarsa yapacakları tek şey vardır, o da şudur: Bir defa terör örgütü silahı bırakacaktır. Silahı bırakmadıkları müddetçe ne operasyonlar durur ne de bu süreç daha farklı bir noktaya doğru gider. Bundan sonraki süreç çok daha farklı stratejilerle ve uygulamalarla kendini gösterecektir. Bunu onların da bilmesi lazım.''
[5]
Başbakan konuşmasında gereken iyi niyetin gösterildiğini belirtirken, barış için gerekli olan en önemli etkenin PKK’nın silah bırakması olduğunun da altını çiziyor. Bu kapsamda Başbakanın yukarıdaki konuşması PKK silah bırakana kadar BDP ile diyalogların kesileceği şeklinde de yorumlanabilir. Peki BDP ile diyalog kesilirse, yeni muhatap kim olacak? Sanırım bunu da zaman gösterecek.
Demokratik Özerklik Ne Anlama Geliyor?
13 askerin şehit olduğu sıralarda DTK, demokratik özerklik ilan etti. Zaten bölünme sinyalleri veren Kürtçülük hareketi, bu açıklama ile farklı köşelerden dönmeye başladı. Bu Cengiz Çandar’ın da köşesinde belirttiği gibi; DTK, Diyarbakır'daki “demokratik özerklik” ilanı ile kendi bünyesindeki BDP'nin TBMM eksenli rolüne ağır bir darbe indirdi.
[6]
Öcalan’ın TBMM’de yemin edilmesine yönelik yaptığı açıklamaların ardından, özerklik ilanının gelmesi de beraberinde soruları doğurdu. Öcalan, barış söyleminde samimi miydi, yoksa PKK ile Öcalan arasında çözülemeyen düğüm koptu mu? Yahut PKK, “devletle görüştüğünü” söyleyen Öcalan’ın pazarlık masasında elini güçlendirmeye mi çalışıyor?
SDE Medya Konseyi Başkanı Alper Tan yazısında soruya şu sözlerle cevap veriyor; “PKK ciddi şekilde ayrışma yaşıyor. Her geçen gün bu ayrışma gün yüzüne çıkıyor ve derinleşiyor. PKK ve BDP içinde “Kürt meselesinin” gerçekten çözülmesi için mücadele edenlerle “Kürt meselesi”nin devam etmesi üzerinden geçim sağlayan, sosyal statü elde eden, problemin devamı konusunda ABD başta olmak üzere İsrail, Fransa ve Almanya gibi devletlerle işbirliği yapmaktan çekinmeyen kesimler ciddi bir çatışmaya geçmiş durumdalar. PKK ve BDP içinde Kürt meselesinin devamı için çalışanlar, devlet içindeki demokrasi ve değişim karşıtı kesimlerle de omuz omuzalar. PKK içinde Abdullah Öcalan’a karşı bayrak açmış olan Tunceli kolu ile Hakkari-Şırnak kolu giderek güç kazanıyor. Bu iki grup PKK ve BDP içindeki barış ve çözüm karşıtı kesimleri yönlendiriyor. Bu gruplar, Kürt meselesinde devlet heyetiyle görüşmeler yürüten ve son zamanlarda, şiddetin azmasını önlemeye dönük mesajlar veren Abdullah Öcalan’ı “işbirlikçi” olarak ilan ederlerse şaşırmam.”
[7]
AK Parti Kütahya Milletvekili, Polis Akademisi eski öğretim üyesi Prof. Dr. İdris Bal, Öcalan’ın PKK’yı tamamen kontrol edemediğini iddia etti ve PKK içinde kaosun devamını isteyenlerin saldırılara devam edeceğine yönelik uyarılarda bulundu. “Türkiye ne zaman iyiye gitse, iç siyasette başarılı olsa terör saldırıları artmıştır” diyen Bal, saldırıların olduğu gün BDP’nin yemin ihtimalinden bahsedildiğine dikkat çekerek, “Yeni anayasayla demokratikleşmemiz istenmiyor, sorunlarımızın Meclis zemininde çözülmesi istenmiyor”
[8] diyerek, demokratikleşme sürecinin baltalandığını ifade etti.
Sonuç
Gündem karışık, nereden tutmaya çalışsanız tuttuğunuz yer elinizde kalıyor. Yapılan her yeni açıklama, yeni soruları da beraberinde getiriyor. Sorular, yeni soruları doğuruyor. Tüm kurumlara olan güven sarsılmış durumda. Kimse kimsenin dediğine, yaptığı açıklamaya, çıkardığı rapora inanmıyor. Ama halk çok basit bir şey istiyor; barış ve adalet…
Feyzan Ece Çapa, SDE Asistanı
[1] http://www.sabah.com.tr/Gundem/2011/07/18/dehsetin-ayrintisi-otopsi-raporunda
[2] http://www.cnnturk.com/2011/turkiye/07/19/katliami.ustlendi.imraliya.yuklendi/623349.0/index.html
[3]http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&VersionID=83202&Date=18.07.2011&ArticleID=1056703
[4] http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=1160212&title=terore-yenilerek-kurt-sorunu-cozulemez
[5] http://www.akparti.org.tr/site/haberler/bizden-hic-bir-yerde-iyi-niyet-beklemesinler/11051
[6] http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=18266527&yazarid=215
[7] http://www.sde.org.tr/tr/kose-yazilari/957/kurt-hareketinde-ayrisma-noktasi.aspx
[8] http://www.stargazete.com/politika/devlet-atabilecegi-adimlari-atti-geriye-mucadele-kaldi-haber-368080.htm