Afrika-Güney Amerika Zirvesi
İkinci Afrika-Güney Amerika Zirvesi cumartesi günü Venezuela’da gerçekleştirildi. Kısaca ASA Bölgesi şeklinde tanımlanan Afrika ve Güney Amerika ülkeleri, ilk olarak 2006 yılında Nijerya’nın başkenti Abuja’da toplanmışlardı. Bu seneki zirveye 20 Afrika ve 8 güney Amerika ülkesinin yanısıra iki kıtadan pek çok uzman kuruluş da katılım göstermiştir. Ekonomik işbirliğinin ön plana çıkarıldığı bu zirvelerde ekonomik işbirliği ve entegrasyon sıkça telaffuz edilen ilkeler olmuştur.
Zirvede ele alınan konular daha çok Afrika’da açlığın önlenmesi, enerji kaynaklarının verimli işletilip ihraç edilmesi, karşılıklı yatırımların gerçekleştirilmesi için fon sağlanması ve küresel mali krizin olumsuz etkilerine karşı işbirliğinin geliştirilmesi üzerinde yoğunlaşmıştır. Bunların yanında zirve toplantılarına, Afrika’nın ve Güney Amerika’nın Batı muhalifi olarak tanınan iki lideri Muammer Kaddafi ve Hugo Chavez’in kişisel çıkışları da damgasını vurmuştur.
Afrika ülkeleri bakımından dünyaya açılımda bir pencere olarak düşünülen Güney Amerika kıtası, Batı dünyasına karşı geliştirilmesi düşünülen alternatif kalkınma projelerinde ortak bir aktör gibi algılanmaktadır. Afrika’nın Batı’ya olan negatif yönlü ekonomik bağımlılığı, diğer küresel aktörlerle daha fazla ilişkili olmasını gerektirmekte ve bu durum sözünü ettiğimiz Güney Amerika zirvesini önemli kılmaktadır. Fakat bunun yakın gelecekte umulduğu kadar verimli olması, yüksek bir ihtimal olarak değerlendirilmemelidir. Zira coğrafi uzaklığın ciddi bir handikap olmasının yanında, Afrika ülkelerinin birbirlerinde bulamadığı hangi imkanı Latin Amerika’da bulabileceği netlik kazanmamaktadır. Daha açık ifade etmek gerekirse ekonomik işbirliği ve entegrasyonun Afrika ülkeleri arasında hayata geçirilmesi çok daha kolay ve kazançlıyken Batı’nın ya da Afrika ülkeleriyle ilgilenen diğer büyük güçlerin bu kıtaya veremediği hangi kazanımı Güney Amerika’nın sağlayabileceği bilinmemektedir. Bunların haricinde zirve sırasında Kaddafi ve Chavez’in üzerinde durduğu askeri ve siyasi blok oluşturma fikri ise içinde bulundukları şartlar itibariyle gerçekçi görünmemektedir. Her iki kıtada da birbirleriyle siyasi ilişki içinde olmayan pek çok ülke bulunması, bu projenin temenniden ileri gidemeyeceğini düşündürmektedir.
Her şeye rağmen Afrika ve Güney Amerika ülkeleri, mevcut uluslararası sistemin kendilerine sunduğu imkanların fazlasını talep ederek, alternatif kalkınma ve işbirliği fırsatlarını değerlendirmek istemektedir. Halihazırda özellikle Afrika toplumlarının kendi kaynaklarını kendi refahları için sarf etme istekleri bu gibi teşebbüslerin önünü açmaktadır. Güney Amerika ile kurulacak ekonomik bağların kısa vadede olumlu sonuçları olmasa da bizlere gelecek için umutlu olmamızı telkin etmektedir. Kara kıtanın ancak alternatif işbirliği alanları yaratarak gelişeceği unutulmamalıdır.
(Ahmet Said Altın, Ortadoğu-Afrika Masası, Asistan, 28 Eylül 2009)