İnsansız ve silahlı hava araçları, uluslararası hukuk ve etik değerler açısından son yıllarda en çok tartışılan savaş teknolojilerinden birisi haline gelmiştir. Bu tartışmaların başlıca sebebi, ABD’nin askeri operasyonlarına maruz kalan Afganistan, Irak, Somali ve Yemen gibi ülkelerde artan oranda bu sistemlerin devre sokulmuş olmasıdır. Bomba yüklü hava araçları 2001’den beri Afganistan’da, 2004 yılından beri de Pakistan’ın kuzey batısında kullanılmaktadır. Bu araçlarla gerçekleştirilen saldırılar sonucunda aralarında üst düzey Taliban mensuplarının da olduğu iki bine yakın kişinin öldürüldüğüne dair bilgiler verilmektedir.
Aynı mantık içerisinde, El-Kaide ve bağlantılı gruplara karşı Yemen’de ve Somali’de de bu teknolojiye başvurulmaktadır. Son olarak, NATO bünyesinde yürütülen Libya harekâtı kapsamında Kaddafi güçlerini etkisiz hale getirmek üzere ABD’nin insansız hava araçlarının da kullanılmaya başlandığı açıklanmıştır.
ABD, bu sistemlerin kontrolünü büyük ölçüde ulusal istihbarat servisine vermiştir. Bunun muhtemel sebebi, askeri unsurlara nazaran istihbarat servislerinin çalışma alanında daha esnek hareket edebilmesidir. Savunma bütçesinden aldığı pay giderek artan bu teknoloji sayesinde ABD daha az maliyetle hedeflerine karşı silahlı baskınlar düzenleyebilmekte ve askeri personelin kara yoluyla ulaşmasının mümkün olmadığı yerleri havadan ve normal uçaklara göre çok daha uzun süre kontrol altında tutabilmekte; izleme ve keşif faaliyetleri icra edebilmektedir.
Bu faaliyetler, ABD topraklarında bulunan binlerce kilometre uzaklıktaki komuta-kontrol merkezinden yönetilmekte ve düğmeye basılmasıyla ortalık can pazarına dönüşebilmektedir. Silahlı hava araçlarından atılan füzeler ve bombalar nedeniyle önemli oranda sivil kayıplar yaşandığı uluslararası raporlara ve haberlere yansımaktadır. Tahminlere göre, insansız hava araçlarının füzelerine maruz kalarak hayatını kaybeden sivillerin oranı toplam can kayıplarının yüzde 30’undan az değildir.
Son yıllarda giderek artan bu çeşit saldırılar nedeniyle, Pakistan-ABD ilişkilerinin gerginleştiği ve yerel nüfus arasında ABD düşmanlığının had safhaya ulaştığı görülmektedir. Pakistan en üst seviyede eleştirilerini ABD’ye iletmeye devam etmekte ancak istediği karşılığı bulamamaktadır.
[1] Ülke içinde Pakistan Hükümetini zor durumda bırakan bu saldırıların durdurulmasını sağlamak üzere son olarak, ABD’den bu amaçla kullandığı hava üssünü boşatması istenmiştir. Ülkenin güney batısında bulunan Shamsi hava üssünün ABD istihbarat servisinin kontrolünde bu amaçlarla kullanıldığı böylece ortaya çıkmıştır.
Savaş etiği açısından bakıldığında, potansiyel muharip taraflar için en son çare olarak görülmesi gereken askeri güç kullanma kararının, bu teknoloji nedeniyle daha kolay verilme ihtimali ortaya çıkmaktadır. Çünkü ağır maliyetleri olması beklenen savaşı adeta bir savaş oyununa, hedefleri de bu oyunun içindeki figüranlara dönüştüren bu uçan robotlar sayesinde ülkelerin askeri kayıp verme ihtimali minimuma inmekte ve buna bağlı olarak da kamuoyunda savaşın olumsuz taraflarını hissetme ve buna tepki duyma şansı büyük ölçüde yitirilmektedir. Böylece, her türlü öldürücü silahla donatılmış insansız uçakların, savaşın beşeri yönünü tamamen ortadan kaldırma riski bulunmaktadır.
Bugünkü verilere göre 50’den fazla ülke, keşif ve bilgi toplama amacıyla bu tür insansız hava araçlarını hava filolarına dâhil etmişlerdir. Füze taşıma kapasitesine sahip olanları ise büyük ölçüde ABD ve İsrail’in askeri envanterinde bulunmaktadır. Kendi sistemini geliştirmekte olan Çin Halk Cumhuriyeti de bunlara ilave edilebilir.
[2]
Bu teknolojide ABD’nin en yakın takipçisi olan İsrail’in Gazze, Batı Şeria, Güney Lübnan ve Kızıl Denizde hem istihbarı hem de saldırı amacıyla insansız hava araçlarından yararlandığı bilinmektedir. Savaş ortamında denenen bu teknolojiyi diğer ülkelere pazarlama konusunda da İsrail’in oldukça istekli olduğu görülmektedir. Ancak bu durum istihbarı amaçlarla kullanılan modeller için geçerli olup silah taşıyan hava araçları bunda istisna tutulmaktadır.
Önümüzdeki dönemde hızla büyümesi beklenen bu sektörün, insansız hava araçlarını nasıl daha öldürücü silahlarla donatabiliriz, nasıl daha hızlı ve daha uzun mesafelere uçmasını sağlayabiliriz sorularına odaklanacağı kesindir. Ancak bu odaklanma içinde insani değerlerin, yaşam hakkının ve savaş hukukunun görmezden gelinmesi ya da ihmal edilmesi ihtimali maalesef yüksektir.
(Ömer Ersoy, Araştırmacı)
[1] http://www.guardian.co.uk/world/2011/jun/30/pakistan-orders-us-out-drone-base
[2] http://www.washingtonpost.com/world/national-security/global-race-on-to-match-us-drone-capabilities/2011/06/30/gHQACWdmxH_story.html