Tüm dünyada en çok izlenen oyun olan futbol, birçok ülke açısından çok değerli bir ekonomik sektördür. Bu ekonomiyi besleyen de insanların bu oyuna gösterdikleri büyük ilgidir. 1990’lardan sonra bu ilginin dev sponsorlar ile yayın ve lisans haklarının satışı yoluyla büyük maddi kazançlara tahvil edildiğini görmekteyiz. Dünya futbolunu yöneten FIFA’nın yıllık gelirinin her yıl düzenli olarak artması ve 2009 yılından itibaren de 1 milyar Doların üstüne çıkması bu dönüşümü gözler önüne sermektedir.
Güney Afrika’da düzenlenen 2010 FIFA Dünya Kupasında satışa sunulan 3 milyon biletin yüzde 97’sinin satılması ve sadece bilet satışından 300 milyon Dolar net karın elde edilmesi de futbola olan ilginin nasıl paraya çevrildiğine güzel bir örnektir.
Küresel ekonomik krizlerin dahi etkileyemediği futbolun en tepesinde yaşanan bu büyüme ulusal düzeyde de aynı doğrultuda gelişmektedir. Örneğin, Forbes dergisinin 2011 için en zengin 20 futbol kulübü listesinde yer alan kulüplerin yıllık geliri toplamda 5 milyar Doların üstündedir. Bununla birlikte sektörün geneline baktığımızda birçok futbol kulübünün mali açıdan pek de iyi durumda olmadığı; transfer ücretlerinin büyüklüğü karşısında zorlandıkları ve büyük borçların altına girdikleri de gözden kaçırılmamalıdır.
İddialı kulüplerdeki zenginliğin ve gücün devamı ise, oynadığı futbola olan ilginin, heyecanının ve merakın devam etmesine bağlıdır. Bu bakımdan futbol sektörünün değerli işçisi olan futbolcuların kalitesi ve yeteneği bu noktada hayati önem taşımaktadır. Transfer piyasasının bazı futbolcular için astronomik rakamlara ulaşması da bu amaç uğruna fatura edilen maliyetler arasındadır. Çünkü kulübün iddiasını sürdürmesi için kazanması gereklidir. Bazen sadece bir maçın kaybedilmesi bile kulüp açısından çok büyük maddi kayıplara yol açabilmektedir.
Dünya ölçeğinde milyarlarca Dolarların el değiştirdiği ve kazanıldığı bu sektörün suç örgütlerinin ilgisi dışında olduğunu düşünmek de mümkün değildir. Karapara aklama, vergi kaçakçılığı ve maç sonuçlarına etki ederek bahislerden haksız kazançlar elde edilmesi bu ilginin başta gelen motivasyonlarıdır. Ancak bunun tek sebebi işin maddi getirisi değildir. Halk arasında oldukça popüler olan futbol, bu sektörün önde gelenleri için aynı zamanda sosyal prestij ve toplumun her seviyesine kolayca erişim imkanı da sunmaktadır.
Tüm bu sebepler ve sonuçlar, İngilizce karşılığı ayak topu anlamına gelen futbolda bazen saha dışında da ayak oyunlarının oynanmasına sebep olmaktadır. Bu kapsamda, zaman zaman dünyanın farklı yerlerinde ya da bugün olduğu gibi ülkemizde futbol sektöründeki yolsuzluk ve şike iddialarına karşı kapsamlı soruşturmalar yürütülmektedir.
Hatırlanacak olursa, geçen yıl Alman polisinin yürüttüğü şike soruşturması, Avrupa’daki en büyük futbol skandalını gözler önüne sermişti. Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 11 ülkede oynanan 200 maçta şike yapıldığına dair iddialar soruşturmaya konu olmuş, UEFA, ilgili ülkelerin futbol federasyonları ve kolluk birimleri soruşturmaya destek vermiştir. Alman savcılara göre, organize bir şekilde hareket eden şüpheliler, futbol bahislerinden milyonlarca Avro kazanmak için oyunculara, hakemlere, teknik direktörlere ve diğer ilgili görevlilere rüşvet vererek maçlarda şikeyi örgütlemişlerdir. Bu soruşturmanın sonucunda açılan dava ise halen devam etmektedir.
2011’in başında İtalya’da da benzer bir soruşturma yapılmış ve aralarında eski ve yeni futbolcuların da bulunduğu 16 kişi gözaltına alınmıştır. Bundan beş yıl önce de İtalya’nın önemli takımlarından Juventus, Fiorentina, Milan, Lazio ve Reggina’nın hakemler üzerinde etki ettiği ortaya çıkmıştı.
Yine 2018 ve 2022 yılında dünya kupasının nerde yapılacağının belirlendiği süreçte iki FIFA yönetim kurulu üyesinin oylarını parayla sattıkları iddiaları da bize bazen futbolda bazense futbolun yönetiminde topun yuvarlak olmayabileceğini hatırlatmıştır.
Sonucu önceden bilinmediği için izlenen ve bu yönüyle heyecan uyandıran maçların bazılarının hangi skorla biteceğinin önceden bilinmesi ya da ‘dünya kupasını nerde yapalımın’ cevabının daha oylama başlamadan tayin edilmesi, sporun ruhunda olması gereken adil rekabeti yok saymak ve futbola yönelen sevgiyi suiistimal etmektir. Kanunlarda bu tür hadiselere karşı öngörülen yaptırımlar faillerin cezalandırılmasını hedeflerken aynı zamanda kaybedilen bu itibar ve güvenin spor adına geri kazanılmasına da yardımcı olmaktadır.
(Ömer Ersoy, Araştırmacı)