Satın alma gücü paritesi (SAGP), ülkeler arasındaki fiyat düzeyi farklılaşmasını ortadan kaldıran para birimi dönüştürme oranıdır. Eldeki toplu bir para, parite oranı ile farklı bir para birimine dönüştürüldüğünde, tüm ülkelerde aynı sepetteki mal ve hizmetler satın alınabilir.
Mutlak satın alma paritesi; iki ayrı ülkede, bir ürün grubunun (özellikle TÜFE’nin) belirlenen kurda fiyatlarının eşitlenmesi demektir. Nispi satın alma paritesi ise, iki farklı ülkede aynı ürün grubunun yıllar içinde fiyatlarındaki değişim hızının belirlenen kurda birbirine eşit olduğudur.
TÜİK, SAGP’ye göre Kişi Başına Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) 2010 Yılı Geçici Tahminlerini açıkladı. TÜİK ile EUROSTAT ve OECD işbirliğiyle yürütülen Satınalma Gücü Paritesi çalışmaları temelindeki uluslararası karşılaştırmalara yönelik 2010 yılı geçici tahminlerine göre Kişi Başına GSYİH hacim endeksleri verilmektedir.
Karşılaştırmalarda, 27 Avrupa Birliği ülkesi, 4 aday ülke (Türkiye, Hırvatistan, Makedonya ve Karadağ), 3 Avrupa Serbest Ticaret Birliği (EFTA) ülkesi (İsviçre, İzlanda ve Norveç) ile 3 Batı Balkan ülkesi (Arnavutluk, Bosna-Hersek ve Sırbistan) kapsanmaktadır.
Türkiye’nin 2010 yılı kişi başına hacim endeksi 48’dir.
Karşılaştırmalarda, SAPG’a göre kişi başına reel GSYH değerleri temel alınmıştır. Endeksler, 37 ülke için, Avrupa Birliğine üye 27 ülkenin ortalaması 100 olacak şekilde kişi başına reel GSYH değerlerini ifade etmektedir. Endeks rakamı 100 üzerinde olan ülkeler AB üyesi 27 ülkenin ortalamasının üzerinde iken 100 altındaki ülkeler AB üye 27 ülkenin ortalamasından düşüktür. Türkiye’nin 2010 yılı kişi başı endeks rakamı 48 olarak açıklanmış ve bu rakam AB üyesi 27 ülkenin 100 olan ortalam rakamının altındadır. Bu endeksin düşük olamsı üyelik sürecinde iktisdai karşılaştırmalar içinde Türkiye’nin aleyhinde kullanılabilecektir.
2010 yılı geçici tahminlerine göre, karşılaştırmalarda yer alan 37 ülke arasında kişi başına hacim endeksi en yüksek ülke 283 ile Lüksemburg, en düşük ülke ise 29 ile Arnavutluk’dur. Türkiye’nin 2010 yılı için kişi başına hacim endeksi 48’dir (Tablo 1).
Tablo 1: Kişi Başına GSYH Endeksleri 2010 (AB 27=100)
| Ülkeler |
Kişi Başına |
| Hacim Endeksi |
| Lüksemburg |
283 |
| Hollanda |
134 |
| İrlanda |
125 |
| Avusturya |
125 |
| Danimarka |
125 |
| İsveç |
123 |
| Almanya |
119 |
| Belçika |
118 |
| Finlandiya |
116 |
| İngiltere |
113 |
| Fransa |
107 |
| İspanya |
101 |
| AB27 |
100 |
| İtalya |
100 |
| Güney Kıbrıs |
98 |
| Yunanistan |
89 |
| Slovenya |
87 |
| Malta |
83 |
| Portekiz |
81 |
| Çek Cumhuriyeti |
80 |
| Slovakya |
74 |
| Estonya |
65 |
| Macaristan |
64 |
| Polonya |
62 |
| Litvanya |
58 |
| Letonya |
52 |
| Romanya |
45 |
| Bulgaristan |
43 |
| Norveç |
179 |
| İsviçre |
146 |
| İzlanda |
110 |
| Hırvatistan |
61 |
| Türkiye |
48 |
| Karadağ |
40 |
| Makedonya |
35 |
| Sırbistan |
35 |
| Bosna-Hersek |
30 |
| Arnavutluk |
29 |
Global krizden etkilenen birçok ülkede 2010 yılının kişi başına satın alma gücü hacim endeksi Türkiye’den daha fazladır. Sıralama da yer alan 37 ülkeden sadece 7 ülkenin satın alma gücü paritesiyle gayri safi yurtiçi hasılası Türkiye’den düşüktür Bu ülkeler Romanya, Bulgaristan, Karadağ, Makedonya, Sırbistan, Bosna-Hersek ve Arnavutluk’tur. Seçim sonrası yeni dönemde izlenecek yeni iktisadi politikaların amacı bireylerin satın alma gücünü artırarak toplumun refah seviyesini arttırmak olmalıdır. 2000-2001 kriiznden sonra izlenen politikalar ekonomideki yüksek enflasyon oranını, yüksek kamu borcunu azaltmak ve yapısal önlemleri hayata geçirmek yönünde olmuştur. Bu kapsamda 2002-2010 döneminde bankacılık sektörü yeniden yapılandırılmış ve özelleştirme ön plana çıkmıştır. Kamunun faaliyet gösterdiği çimento, telekominikasyon, enerji üretim ve dağıtımı, ulaştırma gibi sektörlerde ciddi özelleştirmeler yapılmış ve 2002-2010 döneminde 34.19 milyar dolar özelleştirme geliri elde edilmiştir.
Türkiye’de 2002-2010 döneminde uygulanan iktisadi politikalarla ekonomi güçlenmiş ve global finansal krizden bankacılık sektörünün yeniden yapılanması ve mali disiplinin devam etmesi ile beraber bir çok gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeden daha az etkilenmiştir. İhracat yapılan ülkelerde ekonominin yavaşlaması ile dış talep azalmış ve bu durum Türkiye ekonomisini olumsuz etkilemiştir. Global krizin etkilerinin yavaşlaması ve ekonomilerin toparlanma sürecine girmesi ile beraber ihraç mallarımıza olan talep artarak iktisadi gelişme devam edecektir. Gelirlerin artması ile satın alma gücünde de iyileşmeler gerçekleşecektir.
Dr.Nazende Özkaramete Coşkun, Bilkent Üniversitesi