Toplantıda genel olarak 12 Haziran 2011 seçimleri değerlendirildi ve şu dört konu üzerinde duruldu:
- İç politikada özellikle kronik hale gelen Kürt sorunun çözümü ve yeni anayasa sürecinin sağlıklı bir biçimde işleyebilmesi açısından atılması gereken adımlar,
- Tüm dünyayı etkileyen ekonomik kriz karşısındaki tercih ve politikalar,
- Dış politikada yaşanan ve Türkiye’yi cumhuriyet döneminde hiç olmadığı kadar öne çıkaran yeni ilişkiler ağı,
- Türkiye’nin sivilleşme sürecinde güvenlikle ilgili temel konuların değerlendirilmesi.
Bu başlıklar etrafında yeni dönemde karşılaşılması muhtemel tablo SDE koordinatörlükleri tarafından çerçevesi çizilen sınırlar dâhilinde panelistler tarafından değerlendirildi.
Seçimler ve Türk Dış Politikası
Toplantıda ilk sözü alan Doç. Dr. Tarık Oğuzlu, seçimlerin Türk dış politikası ve uluslararası ilişkiler bakımından sonuçlarını değerlendirdi. Seçimlerden sonra fırsat ve zorluk olarak karşımıza çıkabilecek konular üzerinde durdu. “Türk halkı takip edilen dış politikayı olumlu karşılıyor ve onaylıyor” diyen Oğuzlu karşımıza çıkabilecek en önemli zorluğun, seçim öncesinde izlenen iç ve dış politikanın daha ne kadar devam ettirilebileceği, nasıl bir politika takip edileceği konularında olacağını öne sürdü.
“Dış politikada atılan adımlarda çıkarlar ile inanılan değerler, nasıl bir politika ile birleştirecek” sorusuna yanıt arayan Oğuzlu, Türkiye’nin iç politikada devam etmekte olan dönüşüm süreci ile uyumlu bir dış politika takip edilmesi gerektiğine dikkat çekti. Oğuzlu; “Suriye ve Libya gibi iktidara karşı harekete geçen halkların desteklenmesi kanısındayım” dedi.
Model Ülke Rolü
“Türkiye’nin model ülke olarak gösterilmesi önemli, iç politikada yaşanan değişimler dikkat çekiyor. Mısır’da liberal yeni bir devlet kurulması Türkiye’nin yararına olacaktır. AB üyelik süreci çerçevesinde konuşmak gerekirse, Türkiye’nin Ortadoğu’da sergilediği yumuşak gücü ön plana çıkarmak gerektiğini düşünüyorum” diyen Oğuzlu, AB üyelik sürecinde atılması gereken adımlara vurgu yaptı.
Oğuzlu, ABD ile ilişkileri ise şu şekilde değerlendirdi: “ABD ile ilişkilerin ileriki yıllarda olumlu bir şekilde gelişeceğine inanıyorum. ABD dış politikası ile Türk dış politikasının son dönemde birbirine çok fazla benzediğini düşünüyorum. Amerika ile iş birliği yaparak Türkiye çevresini dönüştürmek konusunda adımlar atabilir. Türkiye son dönemde bölgesinde tipik bir Avrupalı olarak hareket ediyor. Dönüşüm ve ekonomik odaklı hareket ederken, hiç olmadığımız kadar reel-politik hareketler içerisindeyiz.”
Eksen Kayması Tartışmaları
Oğuzlu eksen kayması tartışmalarına da değinerek: “Türkiye eksen mi değiştiriyor, evet yapıyor çünkü bunu yapmaya mecbur. Bunu yaparken Avrupa ile ilişkilerini bozmuyor. Ben bu yöndeki çabaların hızlanarak devam edeceğini düşünüyorum” diyerek Türkiye’nin kültürel, sosyal ve ekonomik anlamda emperyal bir politika takip ettiğine ancak bunun korkulacak bir politika olmadığını belirtti. Türkiye’nin çevresinde fakir ve güçsüz bir devlet görmek istemediğinin altını çizen Oğuzlu sözlerine “Bölgenin kalkınması ve gelişmesi kaçınılmaz şekilde Türkiye’nin de kalkınması ve gelişmesini sağlayacaktır” diyerek son verdi.
Türkiye-İsrail ilişkilerinin önümüzdeki günlerde gerginlikten uzaklaşılacağını belirten Oğuzlu, Mavi Marmara’nın da bu nedenle ekipten çekildiğini öne sürdü.
“Baraja Rağmen Temsil”
Oğuzlu’nun ardından ise Prof. Dr. Ömer Çaha konuşmasında seçimlerde partilerin ve seçmenin performansı üzerinde durdu. “Seçmen bu seçimde tercihini çok güçlü bir şekilde ortaya koymuştur” diyen Çaha, seçmenin yüzde 96’sının baraja rağmen mecliste temsil edildiğine dikkat çekti. Seçmenin tercih itibari ile dört noktada yoğunlaştığını belirten Çaha bu dört noktayı şöyle sıraladı: milliyetçi Türk, milliyetçi Kürt, merkez sağ ve merkez sol. 2002 seçimlerinden bu yana bir değerlendirme yapan Çaha, merkez sol açısından baktığımız zaman belli bir başarı söz konusu olduğunu ve 2011 seçimlerindeki mağlubunun ise MHP olduğunu belirtti.
Seçim Sonuçları ve İç Politika
Çaha, seçim sonuçlarının nasıl algılanması gerektiği konusuna da değindi ve şunları kaydetti: “Demokratikleşme yönünde güçlü bir mesaj vardır. AK Parti demokratikleşme yolunda gereken adımları atmazsa seçmen bir dahaki seçimlerde bunu değerlendirerek tercihini ortaya koyacaktır. Halk yeni anayasa doğrultusunda oy kullanmıştır. AK Parti politikalarına seçmen tarafından bir destek söz konusu olmuştur. Demokratikleşme, hizmet ve dış politikada AK Parti’nin atmış olduğu adımlar halk arasında destek bulmuştur. Seküler sistem ile İslam’ı bir arada tutan sistem AK Parti’ye oy kazandırmıştır. Türkiye bu model üzerinde bir örnek model oluşturmaktadır. Anayasa ile ilgili Ak Parti’nin kırmızıçizgileri yoktur. Yeni anayasa ile alakalı temel sorun felsefesi ile ilgilidir. Kürt sorununu çözecek bir yeni anayasa yapılması gerekir.”
BDP konusuna da değinen Çaha, BDP’nin bütün Kürtleri temsil etmediğinin altını çizdi ve bunun Türkiye’nin bir şansı olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Cari Açık, Krediler, Politika
Prof. Dr. Ercan Uygur ise “Cari Açık, Krediler, Politikalar” başlıklı bir sunum yaptı.Seçimlerden sonraTürkiye ekonomisinin ne doğrultuda ilerleyeceği üzerinde dururken cari açığın yüksek olmasının tedirginlik yarattığının üzerinde durdu ve “Yüksek cari açık borçlarla kapatılıyorsa borç verenler ben artık buraya borç vermeyeceğim gibi bir açıklama yaptığında ülke çalkalanmaya başlar” dedi.
Hızlı ithalat ve yüksek cari açığın arkasında ne var sorusuna cevap veren Uygur, cevabın: kamunun değil, özel kesim tasarruflarının hızla azalması olduğunu belirti. Uygur 2003’ten itibaren kamu tasarrufları hızla düzeldiğini açıklarken, buna karşılık özel tasarruflarının azaldığına dikkat çekti. Uygur; “Özel tasarrufları azaltan nedir? Tüketim ve gelir artıyor, özel kesimlerin tasarrufları azalıyor. Burada önemli etken kredilerdeki artış” dedi.
Talep ve kredi neden artıyor sorusuna da cevap veren Uygur şu beş maddeyi sıraladı: Dışsal ve küresel yansımalar, seçim etkisi, beklenen hızlı büyüme, enflasyon ve döviz kuru beklentileri ve kredi faizindeki beklentiler.
Konu ile alakalı politika belirsizlikleri olduğundan da bahseden Uygur, para politikasında faiz yerine zorunlu karşılıklar, seçimlerin etkisi, maliye politikasında sıkılaştırma beklentileri olduğunu açıkladı.
Kürt Meselesi ve Güvenlik
Cevat Öneşise Kürt meselesi ve güvenlik sorununu seçimler perspektifinden değerlendirdi. Meseleye sistem ve zihniyet ile bakılması gerektiğini belirtti. Seçimlerin doğru tahlilinin üzerinde durdu. 12 Haziran seçim sonuçlarının önemini belirtti.
Öneş şunları kaydetti: “Seçim sonuçları Türkiye toplumunun tercihlerine netlik ve şeffaflık kazandırmıştır, Türkiye’yi geri dönüşü olmayan bir yola sokmuştur. Demokratik sistem içinde Kürt sorunu dahil temel sorunların çözümünü siyasi iktidara vermiştir. Türkiye toplumu değişim ve dönüşüme cevap veren siyasetlere destek vermiştir. Seçim sonuçları Türkiye’nin sivilleşme sürecine desteğinin bir göstermektedir. Biz bu tarihi fırsatı değerlendirmek zorundayız. Yeni anayasa inşa süreci tarihi bir fırsatı ortaya çıkarmıştır. Muhalefet boşluğunun çok derin olduğu bir ortamda iktidarın önemi daha da artmaktadır. Türkiye’nin dinamikleri ve taleplerini değerlendirdiğimizde artık atılacak adımlarda bir gecikmenin olmaması gerekmektedir. PKK silahlı hareketinin sonlandırılması ihtiyacı ertelenmemelidir. Dikkat edilmesi gereken nokta; Kürt sorununun çözümü, PKK talepleri ve provokasyonları ile bağdaşlaştırılmamalıdır.”
Toplantı soru cevap bölümü ile son buldu.
Haber: Feyzan Ece ÇAPA
Foto: Yasemin KÜÇER