Safi, 1932’de Fransızların bölgedeki varlıklarını meşrulaştırmak için Suriye’de bir parlamento oluşturduğunu ve çok partili hayata geçildiğini, ancak parlamentoya seçilenlerin vatansever olmaları nedeniyle Fransız çıkarlarına hizmet etmediklerini ve bağımsızlık istediklerini savundu.
Suriye’de Askeri Darbeler, Parlamento ve Siyaset
1949 yılında Suriye’de ilk askeri darbenin yaşandığını ve bunu çeşitli askeri darbelerin izlediğini ve askerin siyasetteki ağırlığının giderek arttığını ifade eden Safi, parlamentoda yer alan kişilerin daha çok elitlerden oluştuğunu, halka tam olarak hitap edemediklerini, tabana yayılamayan bu elitlerin zayıf kaldıklarını açıkladı. Parlamentoda grupların olduğunu, bu grupların daha çok kendi çıkarlarını ön plana çıkardıklarını, bu nedenle “ulusal çıkarların” oluşmadığını belirtti.
Baas Rejimi
1962 yılında Baas rejiminin yine bir askeri darbe ile iş başına geldiğini belirten Safi, 1968’e kadar Baas olmayan tüm subayların sistemden temizlendiğini, 70’te ise Hafız Esat’ın diğer Baasçılara karşı da bir darbe yaptığını ve bugünkü tamamen güvenlik eksenli sistemin oluşturulduğunu kaydetti. Safi, yasama-yürütme-yargıyı tek elde toplayan Hafız Esat’ın tüm otoritelerin başında bulunduğunu da ifade etti.
Suriye’de Güvenlik Sistemi
Safi Suriye’de dört farklı güvenlik sisteminin bulunduğunu ve bunların birbirinden bağımsız çalıştığını, Başkanın bunları birbirini denetlemek için kullandığına dikkat çekti.
Safi sistemin nasıl tek bir kişinin elinde olduğunu açıklamak için şöyle bir örnek verdi: “2000 yılında Baba Esat ölünce, Beşşar Esat’ın yaşı müsait olsun diye bir günde anayasa değişikliği yapıldı.”
Oğul Esat Dönemi
“Başkan Beşşar Esat göreve geldiğinde bir çok vaatte bulundu” diyen Safi, şunları söyledi: “Bir çok Suriyeli yeni bir sistem başladığına inanmıştı. Oğul Esat kendisini reformcu bir Başkan olarak tanıttı. 4 yıl içinde ülkeyi daha yoğun şekilde güvenlik devleti haline dönüştürdü. Baba Esat zamanında yolsuzluk vardı ama Beşşar Esat zamanında bu oran arttı. Bu dönem özelleştirmeler yapıldı. Devlet malları ve işletmeler çok dar bir kesimin eline devredilmiş oldu. Örneğin Suriyeli bir ailenin Mercedes şirketi vardı, kazanç getiren bu şirket ve mallar bu ailenin elinden alındı ve Beşar Esat’ın kuzenine verildi.”
Suriye’de Son Dönem Yaşanan Ayaklanmalar
Safi ayaklanmanın nasıl başladığını ve ayaklanamaya nelerin neden olduğunu şu şekilde açıkladı: “Ayaklanmanın Hamidiye çarşısında küçük bir gösteri ile 15 Martta başladı. 2 gün sonra çok daha büyük bir gösteri oldu. Ayaklanmanın başlamasına neden olana son olay tutuklanan 15 çocuğun bırakılması içindi. 15 çocuk diğer Arap isyanlarında olduğu gibi rejime karşı duvar yazısı yazdıkları için tutuklanmışlardı. İsyan başladığında 5 haftadır o çocuklar hapiste tutuluyorlardı. Hepsi de 15 yaşından küçüklerdi. Dara’nın ileri gelenleri güvenlik şefi ile görüşmek için gittiler. Güvenlik şefi Esad’ın kuzeni idi. Şef bu kişileri dinleyeceği yerde azarladı. Daha sonra çok büyük bir gösteri ile insanlar reform için ayaklandılar. Atıf Necip gerçek mermi kullanarak insanların üzerine ateş açtı.”
Değişim İsteyenler Neler İstiyor
Safi değişim isteyenlerin neleri değiştirmek istediklerini şu şekilde belirtti: “İnsanlar özgürlük ve demokrasi sloganı ile yola çıkmışlardı. Herkes için Suriye istiyorlardı. (Arap, Sünni, Şii, Alevi, Kürt…) Barışçıl gösteri yapıyorlardı. Bunlar gösteri yaparken keskin nişancılar yukarıdan ateş ediyorlardı.”
Kimler Ayaklandı
Suriye’de yaşanan son ayaklanmalarda kimlerin aktörlük yaptığını da açıklayan Safi şunları kaydetti: “Yerel çapta kurulmuş Suriye Devrimci Komitesi: Bu grup 20’li ve 30’lu yaşlardaki gençlerden oluşuyordu. Bu devrimci komiteler muhafazakar insanlar ve normal vatandaşlar. İdeolojik bir tavırları yok. İlk başta reform istiyorlardı, ancak şimdi var olan rejimin yıkılmasını istiyorlar. Buradaki demokrasi hareketi bizi şaşırttı, her türlü baskıya rağmen faaliyetlerini sürdürmeye devam ediyor, isyan bastırılamadı.”
Suriye-Amerikan Konseyi
Safi, kendi organizasyonu ile ilgili de bilgi verdi. Dernekteki kişilerin çoğunun 70’ler ve 80’lerde Suriye’yi terk edip Amerika’ya yerleşen ve Amerikan vatandaşı olan kişilerden oluştuğunu belirtti. Kaygılarının siyaset veya yönetimde bir yer almak olmadığını, 2005 yılında bu örgütün Irak’a Amerikan müdahalesine ve Amerika’ya karşı kurulduğunu açıkladı. “Hepimiz Suriyeliyiz ancak Amerikan vatandaşıyız” diyen Safi, Suriye’de rejimin değişmesini ancak dışarıdan bir müdahale olmadan değişmesini istediklerini belirtti.
Safi sözlerini şöyle tamamladı:
“Mayıs 2011’de Amerika’da ülke çapında bir konferans düzenledik, her yerden Suriyeli vatandaşlar bu konferansa katıldılar. Suriye’de her kesimin yönetime katılmasını ve herkese eşit şekilde uygulanacak hukuk kuralları istiyoruz. Biz biliyoruz ki çeteler devlet tarafından yönlendiriliyor ve silahlı kuvvetler tarafından korunuyor. Başkanın güvenlik güçlerini denetim altına almasını, eğer onları kontrol edemiyorsa istifa etmesini istiyoruz. Bizim çok güçlü bir tabanımız var. 70 bin civarında Suriyeli Amerikalı var. Bunlar 70’lerden itibaren gelen Suriyeliler. Amerika’da Suriyeli doktor olmayan hiçbir hastane yok. Sadece 70’lerden sonra 7 bin Suriyeli doktor Amerika’da yaşıyor. Suriye’ye hizmet etmek yerine Amerika’ya hizmet ediyorlar. Tabi ki bundan memnun değiller. Ulusal diyalog mekanizması kurulmasını istiyoruz. Biz 6 yıldır bunu söylüyoruz, Suriye hükümeti bunu söyleme yeni başladı. Ancak bu söyleminin de gerçek olduğunu düşünmüyorum. Bu zaman kazanmak için bir oyun. Gerçek olması için öncelikle ölümlerin durması, bağımsız bir medyanın oluşmasını, Anayasadaki 8. maddenin kaldırılmasını (bu madde Baas Partisi’ne hükümet kurma görevi veriyor, anayasa da bu yer alıyor) ve siyasi tutukluların serbest bırakılması gerekiyor.”
Toplantı soru cevap bölümü ile son buldu.
Haber: Feyzan Ece ÇAPA
Foto: Yasemin KÜÇER