Bunun yanında, gizlenen işlerin yapıldığı yer anlamında kullanılan ‘mahfelya’nın ya da Arapçada, “fiyakacı, hiç kimseden çekinmeyen adam” anlamına gelen ‘mahias’ kelimesinin mafya kavramına öncülük ettiği söylenmektedir.
[1]
Mafya teriminin kökleri Sicilya köylerine uzanmaktadır. Bu terimi anlayabilmek için tarihsel gelişimine bakmak gerekir. Mafya, 19. yüzyılda merkezi hükümetin güçsüz olduğu yıllarda Sicilya’da toprak sahiplerine özel koruma sağlamak amacıyla doğmuştur. Dolayısıyla mafyanın çıkışı, devlet otoritesinin ve kanun hâkimiyetinin zayıflaması ve eksikliğiyle yakından ilgilidir.
1960’lara gelene kadar mafiosi olarak adlandırılan bu kişiler, arazi sahipleri, eşkıyalar ve köylüler arasındaki çıkar ilişkilerini ve bağlantıları suiistimal ederek hayatlarını kazanmaktaydı. Mafiosiler, arazi sahiplerinin topraklarını ve çıkarlarını korumak için yasal olmayan şiddete başvurmaktan çekinmemekteydi.
İtalya’da ulusal çapta ekonomik ve kültürel modernizasyon sürecinin yaşandığı 1950 ve 1960’ların sonunda mafiosi geleneksel olarak üstlendiği bu aracı rolünden kısmen sıyrılarak, kendisini yasadışı sermaye toplamaya odaklamıştır. Böylece ilgi alanları ve işlevlerinde de önemli değişimler yaşanmıştır.
Bu tarihten sonra İtalyan mafyası, diğer suç örgütleriyle geliştirdiği ortaklıklar ve sınıraşan bağlantılar sayesinde birçok alanda etkisini ve gücünü arttırmıştır. İtalyan devletinin mafyaya karşı savaş ilan etmesi de bu döneme denk gelmektedir.
İtalyan organize suçluluğu esas olarak 4 suç grubunu kapsamaktadır. Bunlar: Sicilya Mafyası (Cosa Nostra), Camorra, Ndrangheta ve Sacra Corona Unita’dır. Bu suç gruplarının en çok bilineni Cosa Nostra’dır. Cosa Nostra birçok büyük aileden oluşan hiyerarşik bir yapıya sahiptir. Açık bir görev bölümü ile çok iyi teşkilatlanan her bir suç ailesi, gizlilik kodu ve ‘omerta’ olarak bilinen sessizlik ile kendini saklamaktadır. Şehirlerdeki ve bölgelerde aileler arasındaki çatışmaları engellemek ve çözmek üzere kurulmuş üst kurullar bulunmaktadır.
İtalyan suç gruplarının gelenekçi yapıları onları sınır ötesi suç aktörleri olmaktan geri bırakmamıştır. Gruplar haraç, koruma, kamu ihalelerine fesat karıştırma, sahtecilik, gümrük kaçakçılığı gibi geleneksel suç faaliyetlerini yürütmekle birlikte daha kazançlı bir pazar olan uyuşturucu madde ve silah kaçakçılığında da faaldirler. İnşaat sektörü, atık toplama, ticari sektörler, emlak, restoran, araba satıcıları, seyahat acenteleri ve oteller gibi İtalya’da birçok yasal sektöre sızmaları, kara para aklamalarına, her türlü kaçakçılık faaliyetlerini gizlemelerine ve kendi bölgelerindeki kontrolü attırmalarına imkân vermektedir.
[2]
BM’nin en kapsamlı sözleşmelerinden birisi olan; “Sınıraşan Örgütlü Suçlarla Mücadele Birleşmiş Milletler Sözleşmesi”nin Aralık 2000’da, Sicilya’nın Palermo şehrinde imzaya açılması da İtalyan mafyasının öne çıkan bu küresel rolüne vurgu yapmaktadır.
Mafya grupları için güç kullanmak, kolluğun dikkatini çekerek örgütün varlığını tehlikeye atacağından çoğunlukla tercih edilmemektedir. Şiddet uygulayabileceğine dair bir üne sahip olması mafya grubu için çok daha kazançlıdır. Ancak gerektiğinde her türlü fiziki şiddete başvurulmaktadır. Örneğin mafya grupları, bazı polis müdürleri, gazeteciler, ya da Giovanni Falcone ve Paolo Borsellino gibi hâkimlere karşı suikastlara başvurmakta tereddüt göstermemiştir.
Fiziksel şiddetin yanı sıra yolsuzluk, çıkarlarını ve güçlerini korumak amacıyla sıklıkla başvurdukları diğer bir metottur. Bu yolla politikacılar, kamu kurumları ve iş dünyası ile önemli bağlantılar geliştirmişlerdir. Örneğin 1991-1995 yılları arasında Sicilya bölgesel Parlamentosu’ndaki temsilcilerin yarısından fazlası ayrıca ulusal parlamenterlerin 17’si yolsuzluk ya da mafyayla gizli işbirliği içinde olduğu iddialarıyla suçlanmıştır.
[3]
Mafya grupları, kendi dünyalarını düzenleyen ortak kültür, gelenek ve normlara ve bunların uygulanmasını sağlayacak bazı yaptırımlara sahiptir. Örneğin mafya sisteminde kanun kaçağı olan bir mafya üyesinin eşine saygı duyulur ve eşi maddi-manevi korunur. Muhbirlik yapan bir mafya üyesinin eşi ise, eğer hemen kaçmaz ya da ondan hemen ayrılmazsa, aşağılanmanın simgesi olarak ya tecavüz edilir ya da öldürülebilir. Dolayısıyla, mafya sadece aktif üyelerini değil bunların eş ve çocuklarını da etkisi altında tutan bir alt kültür sistemi uygulamaktadır.
Mafya için lokal güç en az ekonomik güç kadar önemlidir. Organize suç örgütleri gücü ve saygıyı sessiz kalarak değil tam tersine kendi suç organizasyonunu açıkça kamuoyunun önüne çıkarıp bunun kanunun üstünde olduğunu ve dokunulamadığını göstererek elde etmektedir. Bunu yaparken zenginliğini gözler önüne seren çok lüks bir hayat tarzı sürdürmeye özen göstermektedir.
Kanuni önlemlerin artmasıyla birlikte bu suç grupları da yeni duruma adapte olabilmek için bazı değişikliklere gitmektedir. Örneğin Cosa Nostra üyeliğe kabul etme törenlerinden ve diğer geleneksel kurallardan daha gizli olabilme çabasıyla sakınmaktadır.
Dolayısıyla, son dönemde İtalya’da mafyaya karşı polisiye mücadele artmış olsa da, özellikle Sicilya’daki sosyo-ekonomik ve kültürel ortamın değişmemesi ayrıca küreselleşmenin ve AB içindeki iç sınırların kalkmasının getirdiği yeni suç alanları ve fırsatları, kanun hâkimiyetini kabul etmeyen mafyanın olgusunun tarihe karışmasına engel olmaktadır.
(Ömer Ersoy, Araştırmacı)
[1] Murat Çulcu, Türkiye’de Mafia’laşmanın Kökenleri-1 Her Sakaldan Bir Kıl, 1. Baskı, E Yayınları, İstanbul, Kasım 2001
[2] Felia Allum ve Jennifer Sands, “Explaining Organized Crime in Europe: Are Economists Always Right?”, Crime, Law and Social Change, Cilt.41, 2004, s.134.
[3] Felia Allum ve Jennifer Sands, “Explaining Organized Crime in Europe: Are Economists Always Right?”, Crime, Law and Social Change, Cilt.41, 2004, s.141.