ENGLISH
22.05.2012
Ana Sayfa » EkonomiGeri Dön «

Rasyonel Seçmen Belirleyici Oldu

15.06.2011 09:14:44

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Ekonomi bilimi, tüm analizini hane halklarının (bireylerin) rasyonel davrandığı varsayımı üzerine bina eder. Buradaki rasyonalite, bireylerin kendi faydalarını maksimize edecek şekilde davranacaklarını ifade eder. Seçmen davranışı üzerine yapılan bilimsel çalışmalarda, liberal piyasa ekonomilerinde ekonomik faktörlerin başrolü oynadığı görülür. Ekonomideki iyi veya kötü gidiş seçmenlerin refah seviyesini doğrudan etkilemektedir. Bu ekonomi dışı faktörlerin önemli olmadığı anlamında yorumlanmamalıdır.

 
 
Zira Arap Baharı, bize ülkelerin içinde bulunduğu siyasal ve ekonomik koşulların birlikte değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir. Bu ülkelerin bazılarında (örneğin Tunus) siyasal baskının ekonomik iyileşme ile değiş-tokuş (trade-off) edilmeye çalışılmasına bir örnektir. Böyle bir değiş-tokuş yapısının sürdürülebilir bir yanının olmadığı birçok otoriter rejimin ekonomik olarak dışa açılmasının ardından siyasal reformları da yapmak zorunda kalmasından anlaşılmaktadır. Bu yüzden olsa gerek, literatürde ekonomik liberalizasyon ile siyasal liberalizasyon arasındaki nedensellik ilişkisinin yönü büyük bir yer tutmaktadır.
 
Türkiye’de bir yandan 12 Eylül vesayet rejiminin etkilerinden kurtulmak için yapılan Anayasa ve yasa değişiklikleri diğer yandan ekonomide yakalanan istikrar ve son yıllarda Anadolu sermayesinin dışa açılma çabalarının hızlanması birlikte yaşanmaktadır. Dolayısıyla, seçim sonuçları yorumlanırken yapılması gereken, siyasal, sosyal ve ekonomik faktörlerin bu süreçteki rolünün dengeli bir şekilde ele alınmasıdır. Seçmenin neden AK Parti’ye oy verdiğinin ekonomik açıklaması çok zor değil.
 
Popülizme Karşı Ekonomik İstikrar
 
Piyasa ekonomisi ile 12 Eylül ihtilalinin ardından tanışan Türkiye, ekonomik istikrarı 1980-1986 döneminde yaşadı. Piyasa ekonomisindeki konjonktürel dalgalanmalarla ve piyasa güçlerinin rolü ile yeni tanışan Türkiye’nin 1980-1986 dönemindeki ekonomik istikrarı siyasal yasakların gölgesinde kaldı. Zaten bu yüzden olsa gerek, siyasi yasaklı liderlerin yasaklarının kalkmasının hemen ardından başlayan popülist siyaset tarzı Türkiye’nin 1990’lı yılları kaybetmesine neden oldu. Uzun bir aradan sonra, 2001 krizinin ardından tek parti iktidarı ile tanışan Türkiye, 12 Haziran seçimlerinde de tek parti iktidarı ile yola devam kararı aldı.
 
2002-2010 döneminde kişi başına gelirin 3 bin dolarlardan 10 bin dolara yükselmesi, enflasyon oranını yüzde 44’lerden tek haneli rakamlara inmesi ve buna paralel olarak faiz oranlarının tek haneli rakamları görmesi, Türkiye’de seçmenin son 30 yıldır görmediği ve tecrübe edemediği bir durumdu. Ekonomideki istikrar sadece işadamlarının değil sıradan insanların bile günlük hayatını etkilemiştir. Özellikle bankaların emlak kredileri ve taşıt kredileri bunu doğrular niteliktedir. 60 ay vadeli emlak kredisi ve 36 ay vadeli taşıt kredisi alan bir birey, en az bir işletme sahibi kadar ekonomik istikrardan yana davranış sergiler.
 
CHP ve MHP’nin istikrarı bozucu seçim vaatleri, 2001 krizinde büyük ekonomik kayıp yaşayan geniş halk kitlelerindeki “acısını” tazelemiştir. Serbest piyasa ekonomisine geçilmesinden bu yana Türkiye’de seçmen ilk defa geleceğini tehlikeye sokacak ve istikrarsızlık yaratacak vaatlere prim vermemiş ve bu vaatleri rasyonel bulmamıştır.
 
Seçmen Hizmetin Peşinde
 
Seçmenlerin yaşam standardını doğrudan etkileyen kamu hizmetlerinin nitelik ve niceliğindeki artış sandığa yansımıştır. Sağlık reformu ile SKK ve Devlet hastanesi ayrımının kaldırılması, ayrıca özel sektörün sağlık hizmetlerinden herkesin yararlanabilmesine fırsat verilmesi, tam gün yasası ile devlet hastaneleri ve özel yazıhaneler arasına sıkışmanın ortadan kalkması, sıradan ortalama vatandaşın yaşam standardını sanılandan fazla etkilemektedir. Kişi başına sağlık harcamalarının, kişi başına yatak sayılarının, kişi başına sağlık personeli sayılarının basit bir karşılaştırması bile bu gerçeği ortaya koymaktadır. Bu tür hizmetler zamanla normal karşılanabilir belki ama bu konuda da seçmenlerin hafızaları oldukça tazedir.
 
Benzer şekilde eğitim alanında yapılan yatırımları ve hizmetleri burada hatırlatmakta fayda var. Öğretmen başına öğrenci sayısı, Okul veya derslik başına öğrenci sayısı gibi kriterler bu alanda alınan yolu kolaylıkla ortaya koyabilir.
 
Kara ve hava ulaşımı noktasında yapılan hizmetler hala çok tazedir. Seçmen, son dönemde gerçekleşen refah artışı ve bankaların sağladığı kredi ile aldığı son model araçlarla bölünmüş (duble) yolların sağladığı rahatlığı yaşamaktadır. Bu durum otobüs yolculuğu ile alınan iki şeritli yollarda karşılaşılan güçlükler hatırlandığı için hemen herkesin kendi arabası ile yaptığı yolculukta belki birkaç defa sohbet konusu bile olmaktadır.
 
AK Parti, vatandaşı hiçbir zaman ve hiçbir hükümetin hatırlamadığı kadar fazla hatırlamış ve bunun karşılığını almıştır. Zaten seçim günü oy verenler üzerine yapılan bir ankette seçmelerin “hizmeti seçtiği” gerçeğinin çıkması bile başlı başına seçmenin rasyonel davrandığını göstermektedir.
 
Sonuç Yerine
 
Sonuç olarak, seçmen kendi yaşam standardını yükselten ve refahını artıran AK Parti’den sağladığı ekonomik istikrarı sürdürmesine ve hizmet odaklı siyasetine devam etmesini istemiştir. AK Parti, seçimde sürecinde muhalefetin yüksek sesle dillendirdiği yoksulluk konusunu ise, yeni dönemde kurulacak olan “Sosyal Politikalar bakanlığı” ile “hak temelli” bir anlayışla ele alacağının ipuçlarını vermektedir. Bu muhalefetin gelecek dönemde bu durumu da propaganda malzemesi olmaktan çıkarması veya gündemin alt maddelerine düşürmesi demektir.
 
Bu ana muhalefet partisi CHP’nin gelecek seçimler için işini zorlaştıracak ve ayrıca daha rasyonel bir ekonomi programı ile seçmen karşısına çıkmasını zorlayacaktır. Rasyonel seçmen CHP’nin rasyonelleşmesine katkı sağlayacak gibi durmaktadır. 
 
(Doç. Dr. Muhsin KAR, SDE Ekonomi Programı Koordinatörü)



EKONOMİ KATEGORİSİNDEKİ DİĞER HABERLER



SDE’de 24 Mayıs 2012 Perşembe günü 14.00-16.30 saatleri arasında “Yüksek Seçim Kurulu’nun Demokrasilerdeki Yeri” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir…
22.05.2012 17:30:04

SDE'de 23 Mayıs 2012 saat 11.00-12.30 saatleri arasında Prof. Dr. Asad Zaman'ın katılımıyla “Capitalism in Crisis” (Krizdeki Kapitalizm) başlıklı bir seminer düzenlenecektir...
22.05.2012 11:49:19

17 Mayıs 2012 tarihinde SDE Ekonomi Koordinatörlüğü tarafından "Yol Ayrımında Avrupa" başlıklı bir panel gerçekleştirildi...
16.05.2012 10:27:30

SDE’de 27 Nisan 2012 Cuma günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında “Dünyada ve Türkiye’de Savunma Sektörünün Demokratik Denetimi” başlıklı bir Panel gerçekleştirildi…
25.04.2012 13:38:19

SDE’de 26 Nisan 2012 Perşembe günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında "Türkiye’nin Suriye Politikası" başlıklı bir beyin fırtınası toplantısı gerçekleştirildi.
24.04.2012 13:47:16


<Mayıs 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
30123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031123
45678910

4+4+4 eğitim sistemi için ne düşünüyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya