Bu özel orduların personel seçimi, denetimi ve cezai sorumluluğu ise uluslararası hukukun eksik kaldığı konuların başında gelmektedir.
1990’lardan sonra tüm dünyada artan silahlı çatışmalar ve iç savaşlar, askeri şirketlerin faaliyet alanını ve müşteri potansiyelini genişletmiştir. Şimdilik 50’ye yakın ülkede faaliyette bulunan askeri şirketlerin yıllık pazar payının 100 milyar Doların üstünde olduğu tahmin edilmektedir. Özel askeri şirketler, devletin tekelinde olması gereken meşru güç kullanma hakkının bir nevi ortağı haline gelmiştir. Bu şirketlerin en geniş faaliyet alanı, yer altı zenginlikleri nedeniyle bir türlü paylaşılamayan ve silahlı çatışmaların eksik olmadığı Afrika kıtasıdır.
ABD Hükümeti ise askeri şirketlerin en iyi müşterisidir. Soğuk savaş sonrası ABD’nin yeni savunma stratejisi şekillenirken özellikle Dick Cheney, ordunun özelleştirilmesi fikrini hararetle savunmaktaydı. Baba Bush döneminin Savunma Bakanlığını yapan Cheney, bu görüşlerini ABD yönetimine kabul ettirmiştir. Bill Clinton’ın ABD Başkanlığı döneminde koltuğundan ayrılmak zorunda kalan Dick Cheney bu dönemde dünyanın en büyük petrol şirketlerinden birisi olan Halliburton’ın başına geçmiştir. Petrol ve doğal gaz rezervlerine sahip onlarca ülkede faaliyet gösteren şirket, Saddam’ın Kuveyt’i işgali sırasında ateşe verdiği petrol kuyularının imdadına ilk koşanlardandır.
İkinci Körfez savaşı sonrasında aynı şirket sadece petrol için değil aynı zamanda ABD ordusuna yardım ve hizmet vermek üzere bölgedeki mevcudiyetini güçlendirerek devam ettirmiştir. Bunun anlamı aslında şudur; Dick Cheney’nin, artık ABD Başkan Yardımcı olarak sunduğu ‘özel ordu hizmetleri’ ihalelerinden maksimum oranda yararlanabilmek. Bu hedefini başarıyla gerçekleştiren Halliburton, Irak’ta milyarlarca Dolarlık savunma ihaleleri kazanmıştır. Kendileri için bu olağanüstü başarının elde edilmesinde, eski patronları Cheney’nin ne kadar katkı sağladığı ise tam anlamıyla ortaya çıkmış değildir.
Irak işgali sonrasında öne çıkan diğer bir şirket de, 1997 yılında Eric Prince tarafından kurulan askeri güvenlik şirketi Black Water’dır. Irak’ta sebebiyet verdiği sivil ölümlerle anılan şirket, ülkede birçok hadiseye karışmıştır. Şirkete yönelik soruşturmalar halen devam etse de Black Water ABD’nin özellikle Afganistan’da en önemli iş ortaklarından birisi olmayı başarmıştır. Şirket, Irak’ta bıraktığı kötü şöhreti üzerinden atabilmek için 2009 yılında adını Ex olarak değiştirmiştir. Bu değişiklik elbette ki şirketin cezai sorumluluğunu ortadan kaldırmamıştır.
Bugünlerde, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Afganistan’ın tersine bu şirketleri ülkesinde görmek istemektedir. Bu kapsamda, ağırlıklı olarak Kolombiyalı ve Güney Afrikalılardan oluşacak 800 kişilik özel bir birliğin kurulması için Black Water’ın kurucusu ve eski patronu Eric Prince’le bir anlaşma yaptıklarına dair haberler medyada yer almaktadır. BAE de bu haberleri doğrulamıştır. Arap dünyasında görülen halk hareketlerinden sonra bu gelişmenin yaşanması ise manidardır.
[1]
BAE, 2009 yılından beri özel güvenlik şirketlerinin denetimi ve sivil kontrolü konusunda bir BM çatısı altında bir çalışma yapılmasına öncülük etmektedir. Bu çalışmaları yaparken de, muhtemelen yabancılardan kurulacak olan bu özel ordunun nasıl denetlenebileceği ve kontrol altında tutulabileceği konusunda kafa yormaktaydılar.
Ancak paralı birliğin kimi kimden koruyacağı, yetki ve görevlerinin ne olacağı, olası suiistimaller karşısında ne şekilde soruşturulacağı gibi konular, henüz net bir cevabı olmayan, olsa bile yeni soru ve sorunları beraberinde getiren riskli bir konu olduğunda şüphe yoktur.
(Ömer Ersoy, Araştırmacı)
[1] http://english.alarabiya.net/articles/2011/05/15/149225.html