Bu belgenin yürürlüğe girmesi Haziran ayında toplanacak olan Avrupa Konseyi’nin tutumuna bağlı olsa da son dönemde özellikle Batı Balkan ülkelerini sevindiren ‘vizesiz Avrupa’ politikasının bundan yara alacağı kesindir. Diğer bir deyişle, Kuzey Afrika’nın tetiklediği göç ve iltica meselesi Batı Balkanlara soğuk rüzgârlar getirmektedir.
Avrupa Komisyonu İçişleri Komiseri Cecilia Malmström’un açıkladığı belgeye göre, Birliğin vizeler konusundaki mevcut regülâsyonunda değişiklik yapılması istenmektedir. Bu değişikliğin püf noktası, vize muafiyetinin suiistimal edildiği bazı istisnai durumlarda son çare olarak ‘korunma şartının’ devreye sokulmasıdır. Bu şartın uygulanmasında, Avrupa Konseyi ve Avrupa Parlamentosu’nun karar süreci dışında tutularak üye ülke ile Komisyon’a nihai söz hakkının verilmesi bazı soru işaretlerini de beraberinde getirmektedir.
Mevcut vize mevzuatına kısaca bakarsak, Schengen üyesi ülkeler, kendi aralarında iç sınır kontrollerini kaldırmış olduklarından, 3. ülke vatandaşlarına yönelik ortak bir vize politikası uygulamaktadır. Herhangi bir Schengen ülkesine gidebilmek için o ülkenin yetkili makamlarından Schengen vize başvurusu yapılması gerekmektedir.
Bunun kabul edilmesi halinde Schengen alanında rahatça seyahat etme hakkını elde etmiş olmaktasınız. Schengen vize başvurunuz reddedildiğinde ise, başka bir üye ülkenin konsolosluğundan aynı başvuruyu yapma hakkınız olmakla birlikte, bu ikinci başvuruya büyük bir ihtimalle olumsuz yanıt verilmektedir.
Diğer taraftan, AB’nin vize kolaylığı gösterdiği ya da vizeden muaf tuttuğu bazı ülkeler bulunmaktadır. Rusya Federasyonu, Ukrayna ve Moldova bu tür vize kolaylıklarından istifade eden ülkelerdendir. Tabii vize kolaylıkları karşılığında, bu ülkelerin yasadışı göçle mücadele kapasitesini arttırması ve Avrupa Birliği topraklarına kendi ülkesinden giden yasadışı göçmenleri sorun çıkarmadan geri kabul etmesi gibi bazı şartların gerçekleşmesi aranmaktadır.
Avrupa Birliği, Batı Balkanlara yönelik uyguladığı entegrasyon politikaları gereği, 2009 yılında Sırbistan, Karadağ ve Makedonya’yı vize uygulanacak ülkeler listesinden çıkarmıştır. Fransa, Danimarka ve Hollanda’nın itirazlarına rağmen 2010 yılında Bosna-Hersek ve Arnavutluk vatandaşları için de kısa süreli ikametlerde vizeyi kaldırmıştır.
Batı Balkanlar, Avrupa Birliği’nin siyasi ve güvenlik politikalarında önemli bir yer tutmaktadır. Bu bölgenin istikrarı, demokratikleşmesi, organize suç ve yolsuzlukla etkin mücadele edebilmesi Avrupa Birliğinin güvenliği ve huzuru bakımından öncelikli konulardır. Zaten bu amaçla bölgeye yönelik Avrupa Birliği destekli birçok bölgesel girişim, proje ve finansman programı devreye sokulmuş durumdadır.
Avrupa Komisyonu’nun masaya getirdiği son öneriyle ilgili olarak her ne kadar hiçbir ülkeyi hedef almadığı ifade edilse de bundan en fazla etkilenecek ülkelerin başında vizeden muaf tutulan Batı Balkan ülkeleri olacağından şüphe yoktur.
Bu adımın atılmasında, Avrupa Birliği ülkelerinde uzun süreli kalmak isteyen ve bunun için de iltica mevzuatını suiistimal eden bazı Batı Balkan ülkeleri vatandaşlarının etkili olduğu tahmin edilmektedir. Son dönemde Almanya, Belçika ve İsveç’e bu şekilde vizesiz geçen ve daha sonra iltica başvurusunda bulunan Makedonya, Arnavutluk ya da Sırp vatandaşlarının sayısında önemli artışlar yaşanmaktadır.
Bu kişiler, iltica başvurularının olumsuz cevaplanacağını bilseler de, kesin karara bağlanana kadar geçecek olan birkaç yıllık süreçte, kendilerine sağlanan ücretsiz konaklama ve cep harçlığı gibi imkânlardan yararlanmayı kar saymaktadır.
Avrupa Birliği’nin Batı Balkanların istikrarını ve suçla mücadele kapasitesini düşündüğü kadar ekonomik anlamda kalkınmasına da ciddi fonlar ayırması kaçınılmazdır. Aksi halde vizeler tekrar uygulansa bile bu bölgeden Batı Avrupa ülkelerine ekonomik göçün engellenmesi mümkün değildir.
(Ömer Ersoy, Araştırmacı)