Uzmanlara göre piyasada bulunan ilaçların yüzde 2 ila yüzde 20’si sahtedir. Bu oranların küçüğü gelişmiş ülkeler için büyüğü ise gelişmekte olan ülkeler için geçerlidir. Sahte ilaç sektörünün sadece Afrika ve Asya’daki piyasa değerinin 1,6 milyar Dolar olduğu tahmin edilmektedir. Dünya ölçeğinde bakıldığında bu rakamın 10-15 katı bir maddi büyüklüğün söz konusu olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.
[1]
Sahte ilaç üretimi ve kaçakçılığı, suç örgütleri için düşük risk çok kazanç mantığının gerçekleştiği alanlardan birisidir. Suçlular için, karlı olmasının yanında, bu tür fiillere öngörülen cezaların çoğu ülkede para cezası ya da kısa süreli hapis gibi nispeten hafif cezalarla geçiştirilmesi, sahte ilaç üretimi ve ticaretinin cazibesini artırmaktadır. Bu kaçakçılıkta klasik kaçakçılık yol ve metotları kullanıldığı gibi internet üzerinden de satışlar yapılmaktadır.
Sahte ilaç sektörünün hızla büyümesinde, ilaç üretim vasıtalarının yaygınlaşmasının, bilgi ve uzmanlığın internette herkes için erişilebilir hale gelmesinin ve küreselleşmenin önemli etkileri olduğu değerlendirilmektedir. Suç örgütlerinin büyük kazançlar elde etmeye başladığı sahte ilaç sektörü, bir taraftan gerçek üreticilerin maddi kayba uğramasına yol açarken diğer taraftan sağlık harcamalarının artmasına sebep olmaktadır. Dünyanın en büyük ilaç şirketi olan Pfizer’a göre, sadece sahte viagra üretimi yüzünden bir yılda 2 milyar Dolara yakın gelirden olmaktadırlar.
Hastaların bu tür ilaçları satın almalarında; bilgisizlik, ilacı daha ucuza mal etme isteği, istediği ilaçların normalde reçeteye tabii olması, sağlık problemlerini duyurmak istememeleri ve yaşadıkları yerde yeterli eczane olmayışı gibi sebepler öne çıkmaktadır.
Bu sahte ilaçların üretiminde HIV ve kanser ilaçları, anti-biyotikler, hipertansiyon ilaçları, kolesterol ve hormon ilaçları, zayıflama ilaçları gibi orijinali pahalı olan ilaçlar tercih edilmektedir. Gelişmekte olan ülkelerde özellikle AIDS, tüberküloz ve sıtma tedavilerinde kullanılan ilaçların sahtesi bol miktarda piyasada bulunmaktadır. Bunların yanında, sahte lensler, kondomlar, şırıngalar ve bilumum ameliyat malzemesi piyasaya bulunabilmektedir.
Sahte ilaç piyasası, kamu sağlığı ile fikri ve sınaî mülkiyet haklarını ilgilendirmektedir. Ayrıca, devletler açısından vergi boyutu da bulunmaktadır. Telif hakları bağlamında en fazla maddi kayba uğrayan şirketlerin Batılı olması Avrupa’nın ve ABD’nin konuya daha çok patent yönüyle yaklaşmasına sebep olmaktadır. Ancak sahtecilik kavramını ön plana çıkararak, sorunun sadece telif hakları açısından ele alınması sorunun çözümüne çok fazla katkı sağlamamaktadır.
OECD’nin yayınladığı raporlarda, sahte ilaçlar için birincil kaynak ülkeler olarak Çin ve Hindistan gösterilmektedir.
[2] Hindistan yasal jenerik ilaç endüstrisinin dünya çapında önde gelen ülkesidir. Jenerik ilaç, referans ürün ile aynı aktif maddeyi, aynı miktarda bulunduran ve biyo-eş değerliği kabul edilen farklı ticari isim altındaki eş değer ilaçlardır. Bu ilaçlar, referans ilaçların patent ve veri koruma süreleri bittikten sonra kullanıma sunulmaktadır.
Sahte ilaçların yol açtığı zararlara dikkat çekerek bunlara karşı cezai tedbirlerin alınmasının ve etkili soruşturmalar yapılmasının gerekliliğine vurgu yapan önemli bir deklarasyon Dünya Sağlık Örgütü’nün 18 Şubat 2006 yılında Roma’da yapılan toplantısında kabul edilmiştir. Roma Deklarasyonu olarak bilinen bu bildirgede; insan hayatını tehdit eden sahte ilaç üretimi, dağıtımı ve satışıyla etkin mücadele edilmesi için uluslararası bağlayıcılığı olan bir sözleşmenin hazırlanmasının önemine işaret edilmiştir.
Bu çerçevede, Avrupa Konseyi bünyesinde “Halk Sağlığına Tehdit Oluşturan Tıbbi Ürünlerin Sahteciliği ile Mücadele Sözleşmesi” hazırlanmış ve 8 Aralık 2010 tarihinde Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinde kabul edilmiştir. 2011 yılı içinde ülkelerin imzasına ve onayına sunulması planlanmaktadır.
[3]
Sözleşmenin kamuoyunda ya da sivil toplum örgütleri nezdinde yeterince tartışılmasına imkân verilmeden tamamlandığı yönünde eleştiriler getirilse de, Sözleşmeyle birlikte ilk defa ilaçların ve medikal ürünlerin sahtesinin üretilmesi ve ticaretinin yapılması suç haline getirilmektedir. Bu tür suçlarla mücadelede, doktor, eczane ve hastaların şüpheli gördükleri durumları hemen ilgili birimlere bildirmeleri gerekmektedir.
Bunun yanında, finansal karlılık ve büyüklük bakımından küresel sıralamada her zaman ilk üçte yerini alan yasal ilaç sektörünün, sahte ilaçla mücadele etmekte gösterdiği kararlılık kadar fakir ülkelere yönelik örneğin önleyici aşılar, ucuz ya da ücretsiz ilaç tedariki gibi sosyal ve insani sorumluluk gerektiren etkili ve başarılı politikalar üretme konusunda da çaba sarf etmesi gereklidir.
(Ömer Ersoy, Araştırmacı)
[1] http://www.unodc.org/unodc/en/frontpage/2011/May/not-what-the-doctor-ordered-the-growing-linkages-between-fraudulent-medicines-and-organized-crime.html
[2] http://counterfeitdrugs.wordpress.com/category/fake-pharmaceuticals-in-depth/page/2/
[3] http://conventions.coe.int/Treaty/EN/projets/v3Projets.asp