Toplatıda genel olarak Türkiye-İsrail ilişkilerinin nasıl bir yol izlediği üzerinde duruldu ve Türkiye-İsrail ilişkileri bugün ne durumdadır, nasıl olmalıdır, Ortadoğu’da son dönemde yaşanan devrimli sürecin Türkiye-İsrail ilişkilerine muhtemel etkileri ve Türkiye-İsrail ilişkilerinde dış ve iç dinamikler nelerdir, Türkiye-İsrail ilişkileri her iki devletin iç siyasetini nasıl etkilemektedir gibi sorulara cevap arandı.
‘‘Türkiye - İsrail İlişkileri’’ konulu toplantıda ilk sözü Ankara Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden Prof. Dr. Çağrı Erhan aldı. Erhan, Türkiye-İsrail ilişklerinin başlangıcından bu güne kadar tarihsel süreçte izlediği yol ve ilişkilerde dönüm noktası oluşturabilecek noktalar üzerinde durdu ve bugünkü ilişkilerin dinamiklerini oluşturan noktaları sıraladı. Erhan, ilişkilerdeki en önemli dinamik noktanın “Amerika” olduğunu belirtti ve ilişkilerin daha önceden normal olmadığını, ilişkilerde normal olana dönüşün bu dönemde yaşandığını belirtti. Erhan Mavi Marmara olayında, hükümetin geminin kalkmasını istemediğini ancak İsrail'in baskınından sonra sahip çıkmak zorunda kaldığını ifade etti.
Erhan’ın ardından sözü Prof. Dr. Mustafa Kibaroğlu aldı ve konuşmasını, “güvenlik” boyutu çerçevesinde şekillendirdi. Türkiye ve İsrail’in ortak tehdit algısına sahip olduğunu iddia etti.
Yrd. Doç. Dr. Şaban Kardaş da, Ak Parti döneminde İsrail ile ilişkileri değerlendirdi. Mevcut hükümetin Filistin sorununda daha önceki hükümetlerden farklı tavrı davrandığını belirten Kardaş, Türkiye’nin Ak Parti döneminde özellikle insan haklarının uluslararası alanda korunması noktasında İsrail’i uluslararası kamuoyu nezdinde köşeye sıkıştırmaya çalıştığını kaydetti. Davos’un, Mavi Marmara olayının İsrail’i zorlama yaklaşımının ürünü olduğunu söyledi.
Dr. Mehmet Ali Doğan ise, İsrail-Türkiye ilişkilerinde şimdiye kadar görülmemiş bir nokta olduğunu, Türk vatandaşların uluslararası sularda öldürüldüğünü, artık ilişkilere kan bulaştığını kaydetti. Doğan ayrıca Türkiye-İsrail ilişkilerinin Ak Parti iktidara gelmeden önce bozulmaya başladığını belirtti.
Dr. Ufuk Ulutaş ise şunları kaydetti: “2000’lerden sonra ne İsrail ne de Türkiye birbirlerindeki değişimin dinamiklerini algılayamadılar. İki ülke ilişkilerinin en önemli karakteristiği askeri idi. Bu ilişkilerin sivil yönü daima zayıf kaldı. “ Ulutaş daha sonra İsrail’deki değişimde kırılma noktalarını teşkil eden olaylara değindi.
Ulutaş’ın konuşmasının ardından Doç. Dr. Muhsin Kar, Türkiye-İsrail ilişkilerini ekonomik boyutu ile ele aldı. İsrail’deki makro ekonomik değişiklikleri değerlendirdi. Doç. Dr. Murat Çemrek ise geçmişte ve günümüzdeki ilişkilerin boyutlarını genel olarak değerlendirdi.
Toplantı soru-cevap bölümü ile son buldu.