Üye profiline bakacak olursak; Schengen üyesi 25 ülkenin üçü (İsviçre, Norveç ve İzlanda) AB üyesi olmayan Schengen ülkelerdir. AB üyesi olup da kendi isteğiyle Schengen’e girmeyen (İngiltere ve İrlanda) ya da girmek isteyip de henüz alınmayan (Romanya ve Bulgaristan) ülkeler de mevcuttur.
Schengen’le ilgili ilk gerginlik, Tunus ve Libya’dan kaçıp İtalya topraklarına sığınan ve buradan da Fransa başta olmak üzere diğer AB ülkelerine geçmek isteyen göçmenler nedeniyle patlak vermiştir. İtalya, Avrupa Birliği’ni yardımına çağırmış ancak aldığı cevapta ‘İtalya’nın durumu abarttığı ve bu sorunla baş edebilecek yeterlilikte bir ülke olduğu’ ifade edilmiştir.
Bunun üzerine İtalya, Fransa’daki akrabalarının yanına gitmek isteyen Tunuslu göçmenlere Schengen vizesi vermeye başlamıştır. Fransa da buna tepki olarak İtalya sınırındaki güvenlik tedbirlerini arttırmış ve sınır kontrollerini tekrar ihdas ederek kendi topraklarında yakaladığı Tunuslu göçmenleri İtalya topraklarına geri göndermeye başlamıştır.
İki ülkeyi karşı karşıya getiren bu hadiseler, Avrupa Birliği’nin belki de en büyük projesi olarak hayata geçen Schengen alanının, krizlere ve olağan dışı göç hareketlerine çok da dayanıklı olmadığını gösteren ilk işaretler olarak algılanmıştır.
Bu noktadan sonra İtalya’dan, Schengen mevzuatının ihtiyaçları karşılamadığı ve artık değiştirilmesi gerektiğine vurgu yapan açıklamalar gelmeye başlamıştır. Son yıllarda Schengen’in değiştirilmesini en fazla savunan ülkelerden birisi olan Yunanistan da İtalya’nın tutumunu destelemiştir.
Bilindiği gibi Yunanistan, kendi topraklarına yasadışı yollarla gelen ancak son varış noktası olarak Batı Avrupa ülkelerine gitmek isteyen göçmenleri, Schengen mevzuatı nedeniyle kendi topraklarında tutmak zorunda kalmaktadır. Schengen mevzuatına göre, yasadışı göçmenler ve iltica başvurucuları, Yunanistan’dan sonra örneğin Almanya’ya Danimarka’ya geçmiş olsalar dahi AB topraklarına ilk girdikleri yer olan Yunanistan’a geri gönderilmek zorundadır. Ekonomik anlamda iflasın eşiğinde olan Yunanistan, kendisine ek mali külfet getiren bu uygulamayı şiddetle eleştirmektedir.
Son olarak bu tartışmalara Almanya ve İsveç’le olan sınırına gümrük kontrol noktalarını tekrar kuracağını açıklayan Danimarka eklenmiştir. Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Komisyonu bu açıklamaya tepki göstermiş, Danimarka’nın Schengen’den çıkartması dahi dile getirilmiştir.
Bu gelişmeleri tetikleyen durum, her ne kadar Kuzey Afrika kaynaklı göç hareketleri gibi görünse de, AB ülkelerinde yükselen yabancı düşmanlığı ve bunu temsil eden siyasi hareketlerin de bunda etkili olduğu ortadadır.
Avrupa Birliği’ni, Schengen konusunda ikiye bölen bu tartışmalar ve gelişmeler, bu hafta yapılan AB İçişleri Baklanları toplantısına taşınmıştır. Avrupa Komisyonu’nun getirdiği öneride; büyük çaplı bir göç dalgası mevzu bahis olduğunda, üye ülkelerin iç sınır kontrol noktalarını tekrar kurabilmelerine izin verilmesi önerilmektedir.
AB üyesi ülkelerin bu öneriye yaklaşımları beklendiği gibi farklı olmuştur. Schengen’e üye 25 ülkenin 15’i öneriyi desteklerken Belçika, İspanya ve Malta gibi bazı üyeler öneriye dair çekincelerini dile getirmiştir.
Bu toplantının sonucunda Avrupa Komisyonu’nun kapsamlı ve somut öneriler hazırlayarak 24 Haziran 2011’de yapılacak olan Avrupa Konseyi toplantısına sunması karara bağlanmıştır. Avrupa Konseyi Toplantısı, Schengen’in kaderini etkileyecek bir toplantı olması nedeniyle önemlidir. Konsey’de alınacak muhtemel bir kararın ise oy birliğini gerektirmesi nedeniyle, üye ülkeler arasında belli bir uzlaşıyı yansıtması gerekeceği değerlendirilmektedir.
(Ömer Ersoy, Araştırmacı)