ENGLISH
22.05.2012
Ana Sayfa » İç PolitikaGeri Dön «

Dışişleri Bakanlığı’nın İzmir’de Temsilcilik Açması

06.05.2011 15:30:39

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Türkiye’nin dışarıda varı yoğu her şeyi İstanbul olarak bilindiği bir gerçek. Ankara ise ancak okumuşlar nezdinde başkent kimliğiyle tanınıyor. İnsanoğlunun büyük çoğunluğu başkenti İstanbul sanıyor. Hâlbuki ‘pazarlamacı’ bir ülke diğer kentlerini ve yerlerini de öne çıkartır. Başka yerlerin de tanınması ülkenin gücünü ve önemini ilgilendiren bütün etmenlere ortak çarpan etkisi yapar. Özellikle uluslararası ilişkiler edebiyatına girecek faaliyetlerde bu fırsatlar kaçırılmaz.

 

 

Örneğin İsviçre’nin o kadar kenti varken, biz küçücük Davos kasabasını ezberledik. Bizde de uluslararası telaffuza giren Antalya zirvesi, Bursa bildirgesi, İzmir antlaşması gibi örnekler olsaydı herhalde ülkenin tanıtımı bugün daha ileri aşamalarda olurdu.

Bu bakımdan Dışişleri Bakanlığı’nın İzmir ve Antalya’da temsilcilik açma kararı gecikmiş ve elzem bir uygulama olarak görülmelidir. Kaybedilen zamanı telafi için üzerinde ısrarla durulması gereken bir konudur. Bakanlık gecikse bile İzmir’deki ilgililerin bu konuyu yakından takip etmeleri gerekiyor. 

Yalnız dikkat edilmesi gereken bir husus var. Ankara’da Esenboğa’dan Çankaya’ya ulaşan protokol yolunun uzunca bir kısmı gecekondu bölgesinden geçiyordu ve zamanında bu durum oraları oy deposu olarak gören devletlilerden kimseyi ilgilendirmiyordu (tıpkı Balgat’ta Konya yolundan, eski ANAP’ın yanından Dışişleri Bakanlığı’na dönerken aralarından geçilen beş altı gecekondunun yıllarca öyle kalması gibi). Ama her nasılsa bu manzaranın çağdaş Türkiye imgesini olumsuz etkilediği fark edildi. Bugün bu kötü manzara bertaraf edildi ve Ankara sadece protokol yolu boyları değil, yaklaşık her tarafı her türlü misafire gururla gezdirilecek bir kent haline geldi.
 
Ağır misafirleri ağırlarken aynı sıkıntıyı daha fazlasıyla İzmir’de yaşamak sözkonusu. İzmir nüfusunun maalesef yüzde 70 kadarı gecekonduda yaşıyor. Geri kalan yerlerin de kentleşme açısından ahım şahım bir görüntüsü yok. İzmir’deki bir temsilcilik için haliyle Alsancak çevresinde bir yer düşünülecektir. Çünkü merkez burası, İzmir dediğiniz yer burası; uluslararası markaların en lüks ve büyük otelleri burada…
 
Ama havaalanından buraya ulaşıncaya kadar, Gaziemir çıkışı ile Basmane arasında bir milyondan fazla bir nüfusu barındıran deniz gibi bir gecekondu bölgesi bulunuyor. Uzun veya kısa vadede buraların dönüşme ihtimali de yok. Sıhhiye’den Oran’a Cebeci’den ODTÜ’ye Çankaya’nın genişliğini düşünürsek, iki Çankaya büyüklüğünde bir alandan bahsediyoruz. Havaalanından Konak-Alsancak bölgesine bir kere gitmiş birisine artık İzmir’in veya Türkiye’nin çağdaşlığından, gelişmişliğinden vs. bahsetme imkânı kalmaz, kalmıyor. Biz yabancı misafirlerimiz olduğunda Bornova’ya çevreyolundan getiriyoruz; yolda Buca’nın güney mahalleleri dışında fazla bir gecekondu manzarası yok, ama yine de gözden bir şey saklanmıyor. Başarılı olamadığımızı görüyoruz.
 
Dahası, Alsancak’taki lüks otellerin yukarı katlarının kuzey, doğu ve güneydeki odalarından İzmir’in gecekondu denizi bütün -menfi- etkileyiciliğiyle arzı endam ediyor. Elin otelinde herkesi batı taraftaki odalara yerleştirerek zorla karşıda deniz, sağda Karşıyaka ve solda Balçova’yı uzaktan izletmek mümkün olmayacaktır sanırım. Bunun için, zor olacak ama İzmir’in merkezinin bu diplomatik faaliyetlerin her nevinde unutulması ve gözden çıkartılması gerekiyor.
 
İzmir’de düşünülen veya muhtemel diplomatik faaliyetler iki bakan, başbakan veya cumhurbaşkanının görüşmesinden çok sayıda bakan veya üstü yöneticiyi biraraya getiren zirvelere kadar farklı içerik arz edebilir. Türkiye çeşitli arabuluculuk çalışmalarında taraflararası görüşmelere ev sahipliği yapabilir. İzmir çeşitli konularda büyükelçi konferanslarına veya doğrudan diplomatik içerikli bilimsel toplantılara evsahipliği yapabilir. Bunların hiçbirinde bakanlığın İzmir’deki temsilcilik binasının kullanılması sözkonusu olmayabilir; çoğunda da olamaz zaten. Bu yüzden ilk elde Dışişleri binasının nerede olacağının önemi olmadığı, gecekonduyu gözden kaçırma işinin bununla çözülemeyeceği söylenecektir.
 
İşin aslı öyle değil. Burada konu dikkatleri belli bir bölgeye çekmektir ve bu bölgenin Konak-Alsancak olmaması gerekiyor. Çeşme, özellikle Ilıca bu iş için biçilmiş kaftan ama o kadar uzakta ki, İzmir büyükşehir bölgesiyle hiçbir bağlantısı yok. Oralara İzmir denmiyor. Fakat çok katılımlı faaliyetlerin Çeşme’de yapılması uygun olacaktır, zira gerekli altyapı fazlasıyla bulunuyor.
 
İzmir içinde ise tek seçenek olarak Balçova gözüküyor. Burası düz arazi olmadığından içeriye, güneye doğru büyüyememiş, dar ve nispeten küçük kalmış bir sahil kenti. Fazla büyüyemediği ve sahil bölgesi pahalı olduğu için de, tam karşıdaki Karşıyaka’nın aksine gecekondusu bulunmuyor. Kaplıcalarıyla meşhur; dolayısıyla burada yeterli miktarda ve nitelikte otel bulunuyor. Dahası, EXPO için gereken bütün yatırımların yapılacağı, bütün tesislerin kurulacağı yer Balçova. Milyarlarca lira buradaki inşaatlara harcanacak.
 
Balçova’daki bir Dışişleri temsilciliğinin iki anlamı var: İlki acil dönemi ilgilendiriyor. Burada ağırlanan misafire laf arasında aynı bölgede yapılması düşünülen yatırımlardan bahsederek ve İzmir’in adaylık sürecinde projeyi yerinde göstererek oy istemek. İkincisi ise yeni yatırımlarla göz kamaştırıcı bir görünüm kazanacak olan Balçova’daki bir temsilciliğin gelecek onyıllardaki diplomatik faaliyetlerde yüz ağartan bir yer olarak kullanılması, belki de Akdeniz diplomasisinin merkezini buraya kaydırarak görevinin artırılması.
 
Gecekonduları ‘saklama’ konusunda Balçova’nın büyük üstünlüğü var. Havaalanından çıkan araç Gaziemir’i boydan boya geçmektedir. Burası eli yüzü düzgün bir kenttir. Gaziemir’i İzmir’den çevreyolu ayırıyor. Bu çevreyolu Çeşme otoyoluyla birleşmek üzere batıya doğru ilerliyor ve tabii Balçova’dan geçiyor. Dolayısıyla hem trafiğe girmeden, hem de yolu uzatmadan, 15 ila 20 dakika içinde havaalanından Balçova’ya ulaşılıyor. Alsancak’a bu süre içinde ulaşmak zor ve yol da daha kısa değil.
 
İzmir’e temsilcilik açılırken bunların göz önüne alınması iyi olacaktır diye düşünüyoruz. Balçova ile hiçbir ilgisi olmayan ve oraya en uzaktaki Bornova’da oturan bir bilim adamının bu samimi önerileri dikkate alınırsa, herhalde ileride kaş yaparken göz çıkartma şeklideki iş kazaları yaşanmaz. Modern ötesi dönemde yaşıyoruz ve maalesef imge içeriğin önüne geçiyor. Bu çağ insana göründüğün kadar ve göründüğün gibi varsın diyor. 20. yy boyunca Ankara örneğinde çok umursamış gözükmeseler de, diplomatlarımızın genel olarak iyi görünme konusuna önem verdiklerini iyi biliyoruz. Başka türlü de olmaz zaten.
 
(Doç. Dr. Osman Karatay, Ege Üniversitesi, Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü, Bornova)



İÇ POLİTİKA KATEGORİSİNDEKİ DİĞER HABERLER



17 Mayıs 2012 tarihinde SDE Ekonomi Koordinatörlüğü tarafından "Yol Ayrımında Avrupa" başlıklı bir panel gerçekleştirildi...
16.05.2012 10:27:30

SDE’de 27 Nisan 2012 Cuma günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında “Dünyada ve Türkiye’de Savunma Sektörünün Demokratik Denetimi” başlıklı bir Panel gerçekleştirildi…
25.04.2012 13:38:19

SDE’de 26 Nisan 2012 Perşembe günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında "Türkiye’nin Suriye Politikası" başlıklı bir beyin fırtınası toplantısı gerçekleştirildi.
24.04.2012 13:47:16


<Mayıs 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
30123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031123
45678910

4+4+4 eğitim sistemi için ne düşünüyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya