ENGLISH
22.05.2012
Ana Sayfa » OrtadoğuGeri Dön «

Sudan’ı Bekleyen Tehlike: Abyei Sorunu

03.05.2011 15:32:42

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Güney Sudan’ın bağımsızlığını ilan edeceği 9 Temmuz tarihi yaklaştıkça Kuzey ve Güney Sudan yöneticileri arasındaki sert açıklamalar devam ediyor. Geçen hafta başında Güney Sudan Devlet Başkanı Salva Kiir Mayardit, Juba Times gazetesine petrol bölgesi Abyei’nin Güney Sudan’ın bir parçası olduğunu ve bu bölge üzerindeki her türlü tasarrufa yönetimlerinin sahip olduğunu iddia etmesi üzerine, Sudan Devlet Başkanı Ömer el Beşir, Abyei‘nin Hartum’dan ayrılması durumunda, Güney Sudan’ın bağımsızlığını tanımayacaklarını söyledi.

 

Bir hafta öne açıklanan Geçici Güney Sudan Anayasası’na göre Abyei bölgesi, Güney Sudan sınırları içinde gösterilerek Hartum yönetiminin petrol gelirinden pay alması dahi kabul edilmiyor. 2005’te Hartum yönetimi ile Güney Sudan’ı yöneten SPLM(Sudan Halk Kurtuluş hareketi) arasında imzalanan Kapsamlı Barış Antlaşmasına göre petrol gelirlerinden her iki tarafın da eşit bir şekilde pay alacağı öngörülüyordu. Abyei petrolünden yıllık 12 milyar dolar gelir elde ediliyor. Bu gelir Sudan yönetimin gelirinin yüzde 15’ine, Güney Sudan yönetimin gelirinin ise yüzde 97’sine tekabül ediyor. Abyei bölgesinin Güney Sudan’da kalması durumunda Hartum yönetimi önemli bir gelir kaybına uğrayacak, Kuzey’de kalması durumunda ise Güney Sudan yönetimi gelirin yalnız yüzde 40’ını alabilecek.
 
9 Ocak’ta yapılan referandumda Abyei bölgesinin kimde kalacağı da eşzamanlı olarak oylanacaktı. Fakat Hartum ile Juba(Güney Sudan’ın başkenti) yönetimleri kimlerin oy kullanacağı konusunda anlaşamadılar. Hartum yönetimi, göçebe topluluk Mısrıyye’nin de referandumda oy kullanmasını isterken, güneyliler Abyei bölgesinin sakinlerinin Dinka halkı olduğu ve yalnızca onların oy kullanması gerektiği konusunda ısrarcı oldular.
 
Mısrıyye denilen halk Kordafon eyaletinde yaşayan göçebe Müslüman bir topluluktur. Arap-Afrikalı karışımı Mısrıyyye topluluğu, yılın belirli mevsiminde bu bölgeye gelip, hayvanlarını otlatmak için belirli bir süre bu bölgede kalırlar. Mısrıyye, Abyei bölgesini kendi vatanları olarak yüzyıllardır kabul etmişler; yaşayış biçimlerinden ötürü yerleşik hayatı benimsememişlerdir. Fakat bu bölgenin sakini olduğu iddia edilen Ngok Dinka kabilesinin çoğunluğunu da 2005 sonrasında, Yukarı Nil ve Jonglei eyaletlerinden gelenler oluşturmaktadırlar. Çünkü 1983-2005 iç savaşında Abyei’nin yerlileri Hartum ya da Güney Sudan’ın içteki eyaletlerine göç etmişlerdi.
 
Gerek Mayardit’in gerek Beşir’in açıklamaları, daha çok iç politikaya yöneliktir. Mayardit, referandum sonrasında bir muzaffer komutan edasıyla hareket edip, Hartum yönetimini sıkıştıracağını düşünerek uluslararası güçlerin desteğiyle Abyei’nin kendilerinin hakkı olduğunu Güney Sudanlılara kabul ettirmek istemektedir. Fakat bağımsızlık sonrasında Kuzey Sudan’a ihtiyaç duyacağının farkında olması gereklidir. Zira, devletin kurumlaşması, alt yapı hizmetlerinin giderilmesi, ortak sınır, Nil havzası, dış borçlar, sağlık ve kalkınma ile ilgili sorunları Hartum yönetiminin desteği olmadan çözmesi zordur. Eritre gibi varlığını ve meşruiyetini çatışma eksenine oturtacaksa; Güney Sudan’ı bir felakete dönüştürecek demektir. Abyei bölgesi, Güney Sudan’da kalsa bile, petrolün Kızıldeniz’e taşınması için Kuzey’in döşediği petrol boru hatlarına ihtiyaç vardır. Çünkü Güney Sudan’ın uzun bir süre petrolü dünya pazarlarıyla buluşturacak ne gücü ne de zamanı var. Ayrıca Abyei petrolleri, Çin-Sudan, Kanada-Hindistan-Malezya ortaklığında iki şirket tarafından işletilmektedir. ABD, İsrail’in devreye sokulması, bölgede Güney Sudan yönetiminin bedelini ödeyemeyeceği bir güç çekişmesinin ortaya çıkmasına neden olacaktır.
 
Ömer Beşir’in İşi Zorlaşıyor
 
Sudan lideri Ömer El Beşir, tarihe ülkesini böldüren bir lider olarak geçti. Sudan’da yaşayanların bu bölünmeden mutlu olduklarını söylemek mümkün değil. Şimdi Abyei’nin de kaybedilmesi demek, Beşir yönetiminin halk nezdindeki itibarının tamamen kaybedilmesi demektir. Beşir, gelecek devlet başkanlığı seçimlerinde aday olmadığını söylese de, Abyei’nin kaybedilmesinden sonra halkın Beşir yönetimine katlanması zor görünüyor. Beşir’in şansı, muhalefetin zayıf olması ve kendi aralarında devlet başkanına karşı ortak bir noktada buluşamamalarıydı. Petrol gelirinin kaybedilmesi, yatırımların yavaşlaması, milli gelirin düşmesi, halkın daha da fakirleşmesi anlamına geleceği için Hartum, Nyala, Omdurman şehirleri kısa sürede Tahrir meydanına dönüşecektir.
 
Ömer El Beşir, bu olasılıkları görmeyecek kadar deneyimsiz bir lider değil. Bu nedenle Güney Sudan’ın bağımsızlığı kazanması sonrasında; petrol nedeniyle savaşın çıkmasına göz kırpabilir. Çünkü Güney Sudan’la yapılacak bir savaş, hem Darfur sorununun bitmesi hem de yeniden imaj kazanmasıyla neticelenebilir. Cancevidlerin Güney Sudan’a kaydırılmasıyla; Darfur sorunu isyancılara bir takım ödünler vererek çözülür ve Beşir de güneye karşı vatanı ve milleti için savaşan bir lider olarak Sudan halkının kalbini tekrar kazanabilir.
 
Sonuçta, her iki taraf arasında Abyei için bir uzlaşma zor görünmekle birlikte, uluslararası güçlerin devreye girmesiyle, Hartum ve Juba yönetimlerinin ısrarlarında taviz vermelerini gerektirebilir. Güney Sudanlılar, Müslüman’ı, Hıristiyan’ı, Dinka’sı, Şulluk’u hep birlikte bağımsızlıktan yana bir tercihte bulundular. Savaş yorgunu kabileleri yeni bir kargaşaya çekmek her iki tarafa da zarar verecektir. Sudanlılar güneyin tercihine saygılı oldular, yeni bir kargaşanın çıkmasını istemediler. Güney Sudan yönetiminin de, sağduyulu davranarak Sudan’da yeni bir “Keşmir” yaratmaktan kaçınması gerekiyor.
 
(İbrahim Tığlı, Araştırmacı)

 




ORTADOĞU KATEGORİSİNDEKİ DİĞER HABERLER



17 Mayıs 2012 tarihinde SDE Ekonomi Koordinatörlüğü tarafından "Yol Ayrımında Avrupa" başlıklı bir panel gerçekleştirildi...
16.05.2012 10:27:30

SDE’de 27 Nisan 2012 Cuma günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında “Dünyada ve Türkiye’de Savunma Sektörünün Demokratik Denetimi” başlıklı bir Panel gerçekleştirildi…
25.04.2012 13:38:19

SDE’de 26 Nisan 2012 Perşembe günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında "Türkiye’nin Suriye Politikası" başlıklı bir beyin fırtınası toplantısı gerçekleştirildi.
24.04.2012 13:47:16


<Mayıs 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
30123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031123
45678910

4+4+4 eğitim sistemi için ne düşünüyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya