ENGLISH
22.05.2012
Ana Sayfa » AvrupaGeri Dön «

Avrupa Parlamentosu’nda Seçim Reformu

29.04.2011 17:07:43

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

AB’nin en temel kurumundan Avrupa Parlamentosu’nun (AP) üyeleri 1979’dan itibaren doğrudan halk tarafından seçilmektedir. Bundaki temel amaç AB’ye “demokratik meşruiyet” sağlamak olsa da, doğrudan seçimler AB’nin “demokratik” niteliği üzerine tartışmaları sonlandıramamıştır. AB üyesi ülkelerin vatandaşları, zaman zaman Birliğin “Avrupa bürokratları” (Eurocrat) tarafından yönetildiğine dair düşüncelerini sesli bir biçimde dışa vurmaktadırlar. Üstelik Avrupa’da entegrasyon hareketleri hız kazandıkça AB’ye atfedilen “demokrasi açığı” (democratic deficit) iddiaları daha yüksek bir tonda ifade edilmektedir.

2009’da yürürlüğe giren Lizbon Antlaşması’na kadar AP’nin karar alma sürecinde Bakanlar Konseyi yanındaki “ikincil” rolü başlıca eleştiri konusu iken AP seçimlerine katılım oranının giderek düşmesi demokrasi açığı kaygısını derinleştirmektedir. Bu eleştirileri ve kaygıları giderebilmek amacıyla Lizbon Antlaşması ile yasama sürecinde, Avrupa bütçesinin onaylanmasında ve Komisyon üyelerinin atanmasında AP’ye daha fazla yetkiler verilmesi öngörülse de, “demokrasi açığı” tartışmaları devam etmektedir. AP seçimlerine en yüksek katılımın %61.99 ile 1979’daki ilk seçimde yakalanmış olması oldukça düşündürücüdür zira 2009’daki seçimlerde bu oran %43’e düşmüştür. Daha demokratik AB oluşturma sürecindeki en son gelişme, 19 Nisan 2011’de AP Anayasal İşler Komitesi’nin seçim reformu öngören raporu 4’e karşı 20 üyenin oyuyla desteklemiştir. Anayasal İşler Komitesi’nin desteğini alan raporun 2011 Haziran’ında AP Genel Kurul’unda oylamaya sunulması beklenmektedir. Raporun raportörü Avrupa Parlamenteri Andrew Duff, AP için değişim zamanının geldiğini belirtirken[1] seçim prosedüründeki değişiklik ile AP seçimlerine katılım oranının artacağını, seçim kampanyalarının Avrupa boyutunun güçleneceğini ve Avrupa siyasî partilerinin canlanacağını ileri sürmektedir.[2]

Rapora gelince öneriler arasında en dikkat çekeni, Lizbon Antlaşması ile 751 olarak öngörülen AP üye sayısının 25 artırılarak 776’a çıkarılmasına ve ilave 25 parlamenterin AP’ye ulusaşan (transnational) listelerden seçilerek girmesine yönelik olanıdır. Bu öneri hayata geçirilebilirse AP seçimlerinde seçmenlerin önüne iki oy pusulası konulacaktır. Birinci oy pusulasında ulusal aday listeleri, ikincisinde ulusaşan aday listeleri yer alacaktır. Her biri 25 parlamenter adayı içeren ulusaşan listelerin hazırlanmasından AB siyasî partileri sorumlu olup ulusaşan listelerdeki adaylar AB üye devletlerinin en az üçte birini temsil etmek zorundadır. Seçimlerde ulusaşan listelere verilen oylarının sayılması, tıpkı ulusal listelere verilen oyların sayılması gibi ulusal otoritelerin sorumluluğunda olacak ancak ulusaşan listelere ilişkin seçim sonuçları ise kurulması öngörülen AB Seçim Otoritesi’ne bildirilecektir. Anılan öneri uyarınca AB’nin 27 üyesi, 25 parlamenter için tek bir seçim bölgesi haline gelecektir. 25 parlamenter için Birliğin tek bir seçim bölgesine dönüşmesi ile siyasî partilerin seçim kampanyalarını AB’nin tümünde yürütmeleri, dolayısıyla seçim kampanyalarına ulusal meselelerden çok Birliğin tümünü ilgilendiren konuların hâkim olması beklenmektedir. Böylece, AP seçimlerine düşük seyreden ilginin artacağı umulmaktadır. Diğer taraftan, ulusaşan aday listelerinin belirlenmesi esnasında siyasî partiler arasındaki işbirliğinin ve koordinasyonun gelişmesi beklenirken ulus-aşan listelerdeki adayların desteklenmesine yönelik ortak çabanın ulusaşan seçim stratejilerini gerektireceği ortadadır. Bu da ulusal değerlerin gölgesinde serpilme imkânı bulamayan Avrupa kimliğinin yaşam alanı elde etmesini sağlayacaktır.
 
Ulusaşan listeden 25 parlamenterin seçilmesine yönelik önerinin “federatif” unsurlar taşıdığı açıktır. Dolayısıyla söz konusu öneriye, ulusal parlamentoların pek de olumlu yaklaşmayacağını tahmin edebiliriz. AP üyesi György Schöpflin, bu önerinin AP üyelerinin çoğu tarafından desteklenebileceğini ancak ulusal parlamentolarının öneriye şüpheyle yaklaşmalarını beklediğini belirtmekte ve Birleşik Krallık gibi bazı üye devlet parlamentolarının, AP’nin artan yetkilerinin ulusal yasama organlarının rolünü gölgeleyeceğinden çekindiklerinin altını çizmektedir.[3] Schöpflin’in ulusal parlamentoların rekabetten hoşlanmadıklarını belirtmesi de AP ile ulusal parlamentolar arasındaki rekabeti ayan beyan gözler önüne sermektedir. Öneriye ilişkin diğer eleştiriler de şimdiden dillendirilmeye başlamıştır. Ulusaşan listeler hazırlanırken adayların belirlenmesinde “tecrübe,” “siyasî görüş” ve “yeterlik” gibi unsurlardan çok adayın popülaritesinin ön plana çıkmasından kaygı duyulmaktadır. Ulusaşan listeler sayesinde seçimlerin Avrupa meseleleri üzerinden yürütülmesi beklenmekle birlikte AP’nin Antlaşmalar ile belirlenen yetkilerinin dışındaki konuların seçim malzemesi yapılması ihtimali de zihinleri karıştırmaktadır.[4]
 
AP Anayasal İşler Komitesi’nin desteklediği raporda yer alan öneriler arasında AP seçimlerinin Haziran’dan Mayıs’a alınması, 1965 tarihli Ayrıcalık ve Bağışıklıklar Protokolü’nde yapılacak değişiklikler ile AP üyeleri için tekörnek bir ulusüstü (supranational) rejim oluşturulması yer almaktadır. Ayrıca rapor AP’deki sandalyelerin AB’nin genişleme politikası dikkate alınacak şekilde yeniden dağılımı için matematiksel bir formül üzerinde görüşmelere başlanması da önermektedir. Ancak rapordaki önerilerin tamamının hayata geçirilmesi için öncelikle Avrupa birincil hukukunda değişiklik yapılması gerekmektedir. Bu süreçte, üye devletlerin hükümetleri arasında müzakerelerin yürütülmesi için hükümetlerarası konferansın açılması ve bu konferans sonucunda imzalanan Antlaşmanın üye devletlerin kendi iç hukuk prosedürlerine göre onaylanmasını gerektirmektedir. Böylece üye devletlerin hükümetlerinin önerilere -özellikle de ulus-aşan listeden seçilecek 25 Avrupa Parlamenteri- yaklaşımları daha çok merak konusudur. Ayrıca AP’de seçim reformu gerçekleştirmek amacıyla toplanan bir hükümetlerarası konferansın uzun ve kompleks bir Antlaşma reformu sürecine dönüşmesi ihtimali -özellikle de ekonomik kriz içerisindeki AB üyeleri için- tercih edilir bir durum değildir.
 
AB’de demokrasiyi güçlendirmek amacıyla AP’de seçim reformu yapmaya yönelik olan ve AP Anayasal İşler Komitesi tarafından desteklenen raporun, Parlamento’da Genel Kurul’a sunulması ile üye devletlerin hükümetlerinin ve ulusal parlamentolarının gündemini daha fazla meşgul edeceği açıktır. Bu raporun önerileri hayata geçirildiğinde bile Birlik düzeyinde demokrasi tartışmalarının öngörülebilir bir gelecekte sonlanmayacağı da açıktır. Çünkü liberal demokrasinin katılımcı boyutunun küreselleşmenin iletişim ve ulaşıma vurgusuyla daha fazla sorgulanır bir hale geldiği bir dünyada elbette liberal demokrasinin demokratikleştirilmesi yönelişi kaçınılmaz olarak ağır basmaktadır.
 
(Dr. Dilek YİĞİT, Hazine Müsteşarlığı Dış Ekonomik İlişkiler Genel Müdürlüğü Şube Müdürü) 


[1] Andrew Duff on Electoral Reform, Press Service, Directorate for Media, 30.09.2010, www.europarl.europa.eu
[2] “A Big Step forward for A United European Democracy” Andrew Duff on Electoral Reform, 19.04.2011, http://andrewduff.eu
[3] Constant Brand, “Duff Claims Wide Support for Electoral Reforms,” 14.04.2011, www.europeanvoice.com
[4] C. Stratulat ve J. A. Emmanouilidis, EP Electoral Reform: A Question of Trade-Offs, European Policy Centre Policy Brief, Şubat 2011.



AVRUPA KATEGORİSİNDEKİ DİĞER HABERLER



17 Mayıs 2012 tarihinde SDE Ekonomi Koordinatörlüğü tarafından "Yol Ayrımında Avrupa" başlıklı bir panel gerçekleştirildi...
16.05.2012 10:27:30

SDE’de 27 Nisan 2012 Cuma günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında “Dünyada ve Türkiye’de Savunma Sektörünün Demokratik Denetimi” başlıklı bir Panel gerçekleştirildi…
25.04.2012 13:38:19

SDE’de 26 Nisan 2012 Perşembe günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında "Türkiye’nin Suriye Politikası" başlıklı bir beyin fırtınası toplantısı gerçekleştirildi.
24.04.2012 13:47:16


<Mayıs 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
30123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031123
45678910

4+4+4 eğitim sistemi için ne düşünüyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya