Almanya'daki Seçimlerin Ardından
Almanya’da 27 Eylül 2007 tarihinde yapılan genel seçimlerin ardından seçim sonrasını ve seçim sonuçlarını geniş boyutta incelemekte fayda var. Bu seçim özellikle ilklerin yaşandığı bir seçim olarak Almanya tarihinde yerini alacaktır. 60 yıllık Almanya tarihinde bir genel seçimde katılım oranı ilk defa bu kadar düşük oldu: %72.5. İlk defa Sosyal Demokrat Parti bir genel seçimde bu kadar düşük bir oy oranı ile karşı karşıya kaldı: %23. Genelde anahtar parti konumunda olan ve koalisyon hükümetlerinde hem sağ hem sol iktidarlarda yer almış olan liberal Hür Demokrat Parti ilk defa böyle bir oy patlaması yaşadı: %14.6. Bunun yanı sıra Yeşiller Partisi de %10.7 ile şimdiye dek en iyi sonucunu aldı. Buna karşın seçim öncesi süreç de tarihe geçecek bir durumda değildi. Almanya çok sakin bir seçim kampanyası geçirdi zira Büyük Koalisyonun iki siyasi ortağı birbirleri hakkında çok fazla muhalefet yapamadılar çünkü seçim kampanyalarında siyasi rakip olan Hıristiyan Demokratlar ve Sosyal Demokratlar ortak bir şekilde Büyük Koalisyonu yürüttüler. 2005-2009 dönemleri için karşı tarafı eleştirmek bir nevi kendilerini de eleştirmek anlamına geleceği için seçim kampanyası sesiz sedasız ve az eleştirilerle geçti.
Seçim sonucunun ortaya koyduğu tablo çok açık: Alman halkı artık halk partilerinden uzaklaşarak daha küçük partileri tercih ediyor. 1949-1983 yılları arası üç partili ( Hıristiyan Demokrat Parti, Sosyal Demokrat Parti ve Hür Demokrat Parti ) bir Federal Meclis göze çarparken, 1984-1990 arası dönemde Yeşiller Partisi Alman Federal Meclisinde dördüncü parti olarak yerini aldı. İki Almanya’nın birleşmesiyle beraber 1990 sonrası Doğu Almanya’nın Sosyalist Birlik Partisi ( SED )’nin devamı olarak Demokratik Sosyalizm Partisi ( PDS ) adı altında Meclis’te yerini aldı. 2007 yılında ise 2005 yılında kurulan Sol Parti ve PDS “ Sol Parti “ adı altında birleşerek Federal Almanya Meclisinde beşinci parti konumuna geldi.
Federal Meclise girmeyi başaran siyasi partilerin seçim sonrası değerlendirmelerine bakıldığında özellikle Sosyal Demokrat Parti’nin başarısız sonucundan dolayı parti içinde revizyona gideceğini gözlemlemekteyiz. Sosyal Demokrat Parti Genel Sekreteri Hubertus Heil seçim sonucunun çok acı bir yenilgi olduğunun altını çizmektedir. Parti Genel Başkanı Franz Müntefering görevinden ayrılacağını açıklarken kasım ayında gerçekleştirilecek olan Kongrede yeni yönetim iş başına gelerek Sosyal Demokrat Parti’yi 2013 seçimlerine hazırlayacak ve 2009-2013 yılları arası yeni kurulacak hükümete karşı güçlü bir muhalefet yapmaya çalışacak. (
Tıkla–1) Hükümeti kurmakla görevli Hıristiyan Birlik Partisi sevinç ve üzüntü arasında gidip gelmektedir. %33.8’lik oy oranı ile seçimi birinci parti olarak kazandılar ama 2005 seçimlerine bakıldığında bir düşüş söz konusu. Hıristiyan Birlik Partisi Genel Sekreteri Ronald Pofalla artık geçmişe değil geleceğe bakmanın daha doğru olduğunu vurgulayarak bir seçim değerlendirmesi ve özeleştiri yapmış oldu. Hür Demokrat Parti ise tam anlamıyla seçim sarhoşluğu yaşıyor çünkü onlarda bu kadar iyi bir sonuç beklemiyorlardı. Hür Demokrat Parti Genel Başkan Yardımcısı Rainer Brüderle her şeye rağmen artık seçimin bittiğini ve koalisyon hükümeti içinde önemli işlere imza atacaklarını vurguluyor. Sol Parti genel Başkanı Oskar Lafontaine, seçimde aldıkları % 11.9’luk oranın parti içinde mutluluk yarattığını fakat Hıristiyan Birlik Partisi/ Hür Demokrat Parti arasındaki koalisyon kurulmasını engelleyemedikleri için de bu mutluluğun yarıda kaldığını sözlerine ekledi. Yeşiller Partisi ise aldıkları seçim sonucundan hem memnun gözüküyor hem de Meclis içinde üçüncü olma yarışını Liberallere kaptırdıkları için üzüntülü.(
Tıkla–2)
Almanya’da yapılan seçimler ayrıca Almanya’da yaşayan Türkler için de bir önem arz etmektedir. 2005’de yapılan son genel seçimlerde beş Türk asıllı Alman milletvekili Alman Parlamentosuna girmeyi başarmıştı. 700.000 Türk asıllı Alman seçmenin bulunduğu Almanya’da yeniden beş Türk asıllı Alman, Alman Parlamentosuna girmeyi başardı. Bunlardan Serkan Tören ilk defa bir Türk asıllı Alman olarak koalisyon ortağı olan Hür Demokrat Parti adına Alman Parlamentosuna girmeyi başardı. Sosyal Demokrat Parti adayı Aydan Özoğuz’da ilk defa Meclise seçilenlerden. Sol Partiden seçilen Sevim Dağdelen ise büyük bir başarı göstererek ikinci kez Meclise seçilmiş oldu. Yeşiller Partisinden ise Mehmet Kılıç ilk defa Ekin Deligöz ise dördüncü kez Alman Parlamentosunda yerini alacaktır.
Türkiye’yi ayrıca yakından ilgilendiren bir başka önemli konu ise yeni Alman hükümetinin Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliği konusuna bakış açısı. Başbakan Angela Merkel halen görevde olduğuna göre çok fazla olumlu değişiklikler beklememek gerek. İmtiyazlı ortaklık teklifi yeniden gündemde yerini alacaktır. Sonuçta seçim sonrası çıkan tabloya göre Başbakanlık görevi Angela Merkel’de kalacak ancak Dışişleri Bakanlığı Hür Demokrat Parti’ye ve Bakanlık görevi Partinin Genel Başkanı Guido Westerwelle’ye verilecektir. Hür Demokrat Parti, Sosyal Demokratlar kadar Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğine sıcak bakmasalar da Hıristiyan Demokratlar kadar da katı bakmıyorlar gibi gözüküyor hatta imtiyazlı ortaklığın güncelliğini yitirdiğini ifade etmektedirler. Zaman Hür Demokratların ne kadar samimi olduğunu gösterecektir. Hür Demokratların imtiyazlı ortaklık ile yaptıkları açıklama iki değişik alternatif bakış açısı getirmektedir: ya Hür Demokratlar bu söylemlerinde samimilerdir, ya da Hıristiyan Demokratlar ile Hür Demokratlar kuracakları koalisyon içinde kötü-iyi polis oynayacaklar.
(Yrd. Doç. Dr. Nail Alkan, AB-Balkanlar-Kıbrıs Masası Kıdemli Araştırmacı, 03.10.2009)