İran Saldırılarının Arkasındaki Oyun
12 Haziran'da Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde reformcularla Mahmut Ahmedinejad yanlıları arasında yaşanan çatışmaların durdurulamaması Tahran yönetimini oldukça zor durumda bırakmıştı. 18 Ekim'de İran'ın, Pakistan sınırında bulunan Sistan Belucistan'da meydan gelen ve İran Devrim Muhafızlarını hedef alan saldırıda, aralarında altı üst düzey komutanın da olduğu 42 kişinin öldüğü ve 28 kişinin de yaralandığı belirtildi. Saldırının ardından İran yönetimi, Pakistan, ABD ve İngiltere'yi saldırıdan sorumlu tutuğunu açıkladı. (Tıkla-1) Ayrıca İran, saldırıdan sonra Pakistan ile arasında olan sınır geçişlerini kapattı. İran'ın ABD'yi sorumlu tutmasına rağmen Washington yönetiminden Belucistan'daki saldırı ile ilgili kınama gelmesi dikkat çekmektedir. ABD, bu yaklaşımı ile bir taraftan, kendisine karşı İran'ın sert tutumunu yumuşatmaya çalıştığı, diğer taraftan, terör saldırıları düşman gördüğü bir ülkeye karşı olsa da, olayın karşısında olduğu mesajını vermeye çalıştığı görüntüsünü vermektedir.
Öte yandan Belucistan eyaletinde çok sayıda terör eylemi düzenleyen Cundullah örgütü, İran'daki son saldırıları üstlendiğini duyurdu. İran Halk Direniş Hareketi olarak da bilinen Cundullah, Sünni azınlığa yönelik siyasi ve dini baskılara karşı mücadele etmektedir. İran-Pakistan sınırında üslenen örgütün, zaman zaman sınırı geçerek terör eylemleri düzenlediği de bilinmektedir. Bu konu ile ilgili olarak Tahran yönetimi Pakistan'daki bazı istihbarat ajanlarının olayın failleriyle işbirliği yaptıkları suçlamasında bulunmaktadır.
Sonuç itibarıyla, İran'a yönelik yapılan son saldırıda İran Devrim Muhafızlarının üst düzey komutanlarının hedef alınması, İran'ın Pakistan sınırındaki Sünni gruplara karşı tehdit algılamasında bulunmasına neden olabilir. Bundan sonra İran'ın, sınırında tehdit algılamasının var olduğunu gerekçe göstererek, uranyum zenginleştirme faaliyetine daha da hız vermesi beklenebilir.
(Ali SEMİN, Ortadoğu-Afrika Masası, Kıdemli Asistan, 19.10.2009)