Toplantı, Prof. Dr. Birol Akgün’ün BRİC hakkında bilgi veren sunumu ile başladı. Akgün yükselen ekonomilerin birçok uluslararası finansal kuruluş tarafından farklı gruplar içinde kategorize edilmeye başlandığını belirtti. Bu gruplandırmalardan ilkinin ve en meşhur olanının ise Goldman Sachs’dan Jim O’Neill tarafından 2003’de bir raporla gündeme getirmesiyle ünlenen BRIC (Brezilya’nın B’si, Rusya’nın R’si, Hindistan’ın (India) I’sı ve Çin’in (China) C’si) olduğunu kaydetti. Yayınlanan Raporun, 2050 yılına kadar bu ülkelerin dünya ekonomisinin en önemli aktörleri haline geleceğini savunduğunu belirten Akgün, yeryüzünün %25 ve dünya nüfusunun %40’ını oluşturan bu grubun yaklaşık 18,5 trilyon dolarlık bir GSYİH’ya (satın alma gücü paritesine göre) ulaşacaklarının ileri sürüldüğünü belirtti.
Akgün aynı zamanda ilerleyen yıllarda (Meksika (BRIMC), Güney Kore (BRICK), Körfez İşbirliği Örgütü içinde yer alan Arap ülkeleri (BRICA) ve Güneydoğu Avrupa ve Türkiye (BRICET) farklı ülkelerinde bu gruba aday olabileceğinin dile getirildiğinin de altını çizdi. Nisan ayı içerisinde Çin’in Sanya kentinde yapılacak olan üçüncü resmi toplantısına Güney Afrika’da davet edildiğini vurgulayan Akgün, “BRIC, BRICS’e dönüşmüştür” dedi.
Akgün’ün sunumunun ardından sözü alan SDE Ekonomi Programı Koordinatörü Doç. Dr. Muhsin Kar 1990’dan 2010’a kadar olan verileri BRİCS ülkeleri kapsamında Türkiye’yi de içine alacak şekilde karşılaştırmalı olarak açıkladı. Mevcut ülkelerin nüfuslarını, yüzölçümlerini, satın alma gücü kapasitelerini, büyüme oranlarını ne kadar yabancı sermaye çektikleri gibi konuları grafiklerden de faydalanarak belirti.
Bilkent Üniversitesi ve SDE Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Doç. Dr. Kıvılcım METİN Özcan ise Jim O’Neill’ın yazdığı makaleye atıfta bulunarak, BRIC’in geleceğinin ne olacağını ilişkin tespitlerini ortaya koydu. Özellikle son krizde kötü bir performans sergileyen Rusya’nın BRIC ligi ile yoluna devam edip etmeyeceği üzerinde tartışmalar olduğunu kaydetti.
SDE Uluslararası İlişkiler Koordinatörlüğü Uzakdoğu Uzmanı Doç. Dr. Erkin Ekrem ise BRIC konusuna eleştirel olarak yaklaştı. Ekrem Çin’in BRIC içindeki konumu ve rolü üzerinde durdu. Aynı zamanda BRIC’in varlık sebebinin ve devamını tartıştı. “Amerikan faktörü ortadan kalkarsa Rusya ve Hindistan karşı karşıya gelir” örneğini veren Ekrem, gelecekte BRIC ülkelerinin siyasi boyutlu sıkıntılar yaşayabileceği üzerinde durdu.
Güneydoğu Asya Uzmanı Halilullah Rasuli ise, Hindistan’ın BRIC ülkeleri içindeki yerini belirti ve Çin’in karşısında Hindistan’ın nasıl konumlandığı üzerinde durdu ve Hindistan’ın çok hızlı gelişme kaydettiğini belirtti.
SDE Uluslararası İlişkiler Programı Koordinatör Yardımcısı Doç. Dr. Murat Çemrek ise BRIC’in hem pozitif hem de negatif anlamı ile en zayıf halkası olarak nitelediği Rusya’nın sistem içindeki zayıf ve güçlü yönlerine temas etti. Bir yazarın “Çin’i BRIC ülkeleri içinden çıkardığımızda, BRIC sönen bir peynire benzer” metaforunu kullanan Çemrek, BRIC’in ileri gidebilmesi için genel sekreterliği olan bir yapı haline dönüşmesi gerektiğini ileri sürdü.
BRIC ülkelerinden Brezilya’nın rolü üzerinde ise Prof. Dr. Birol Akgün durdu. Brezilya’nın Latin Amerika pazarlarına ulaşmak için çok önemli bir yerde bulunduğunu belirten Akgün, Brezilya’da aynı zamanda hızlı yükselen orta sınıfın varlığına dikkat çekti.