Yerleşik nüfusu 5 bin civarında olan Lampedusa adası, hali hazırda 25-30 bin göçmeni barındırmaya çalışmaktadır. Bu göçmenler peyder pey gemilerle İtalya’nın diğer şehirlerine alınmakta buradan da birçoğu deniz, kara ve demir yolu üzerinden Fransa’ya yönelmektedir. Son günlerde Fransız polisi de yakaladığı Kuzey Afrikalıları Avrupa Birliği’ne ilk varış yeri olan İtalya’ya göndermeye başlamıştır.
[1]
Berlusconi bu uygulamaya tepki göstererek, Fransa’da ya da Avrupa’nın diğer ülkelerinde aileleri olan yasadışı göçmenlere geçici seyahat belgesi verebileceklerini söylemiştir. İtalya diğer taraftan daha fazla göçmenin gelmemesi ve İtalya’ya varmış olanların da geriye gönderilmesi konusunda Tunuslu yetkililerle görüşmeler yapmakta ancak bu görüşmelerden İtalya adına henüz olumlu bir sonuç alınmış değildir.
Bu çerçevede İtalya tarafından gündeme getirilen ‘İtalyan göç polisinin Tunus’ta görev yapması’ önerisi Tunus makamlarınca reddedilmiştir. Tunus’ta Kurulu bulunan geçici hükümetten, ülkesindeki düzen ve siyasi istikrarı sağlamakla meşgul olduğu şu dönemde, İtalya’nın sorunlarını çözmek için fedakârlık beklemek de çok gerçekçi değildir.
Fransa, İtalya ile olan sınırına kontrol noktaları koymaya ve denetimlerini sıkılaştırmaya başlamış, ayrıca, İtalya’nın Tunuslu göçmenlere vereceği seyahat belgelerini tanımayacağını ilan etmiştir. Bu uygulama, Avrupa’nın gerçekleştirdiği en önemli hedeflerinden birisi olan Schengen’i yani iç sınırların kaldırılması projesini tehdit eder niteliğe bürünmüş durumdadır. Avrupa Komisyonu, Fransa topraklarında yakalanan yasadışı göçmenlerin İtalya sınırına bırakılmasını şiddetle eleştirmektedir.
Şu an için 25 Avrupa ülkesini kapsayan Schengen alanına yasal olarak giren ya da bu alanda yasal olarak bulunan herkes, diğer bir Schengen ülkesine geçerken kural olarak pasaport kontrolünden muaftır. Schengen anlaşması olağanüstü durumlarda geçici olarak sınır kontrollerinin kurulmasına da imkân vermektedir. Bu istisnai hüküm, 2005’teki Londra bombalama eyleminden sonra Fransa tarafından uygulamış ve sınır kontrolleri kısa bir süre için tekrar devreye sokulmuştur. Yine Avrupa Futbol Şampiyonasında Portekiz, dünya kupası sırasında Almanya benzer tedbirleri almıştır. Ancak bu tedbirler daha çok potansiyel terör eylemlerine ve bu kapsamdaki sınıraşan hareketliliği karşı alınmış önlemlerdir.
Son olayda ise, yasadışı yollarla İtalya’ya varan Tunuslular söz konusudur. 1 milyona yakın Tunuslunun yaşadığı Fransa açısından bu 20-25 bin Tunuslu, ulusal güvenlik tehdidi olarak algılanmaktadır. Bu algılayışta Fransa’da yaklaşan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin de etkisi olduğu tahmin edilmektedir.
Fransa’nın işlettiği bu mantıktan hareket edersek, Avrupa açısından yasadışı göçmenlerin önemli giriş noktalarından birisi olan Yunanistan’a karşı da, Fransa’nın İtalya’ya uyguladığı sınır kontrol tedbirine benzer tedbirlerin diğer Avrupa ülkelerince alınması gereklidir. Schengen alanını tamamen ortadan kaldıracak böylesi bir anlayış ise AB’nin kuruluş felsefesine aykırıdır.
(Ömer Ersoy, Araştırmacı)
[1]http://www.euractiv.com/en/east-mediterranean/italy-france-tussle-boat-people-news-503746