ENGLISH
21.05.2012
Ana Sayfa » Savunma - Güvenlik - TerörGeri Dön «

Fransa’da Değişen Ne?

11.04.2011 10:38:50

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Fransa’nın Libya krizinde, Tunus’ta ya da Mısır’da yapmadığı şekilde ofansif bir politika benimsemesi birçokları açısından sürpriz olmuştur. 2007 yılında Paris’e davet edilen Kaddafi ile 500 milyon Dolarlık silah tedarik anlaşması imzalayan Fransa’nın 2011 yılına gelindiğinde Libya’nın başında artık Kaddafi’yi görmek istemediğini ilan etmesi ve Bingazi’deki muhaliflerden yana çok net tavır koyması kendi içinde bir çelişki gibi görünse de Fransa’nın koloniyel geçmişi ve dış politika öncelikleri dikkate alındığında aslında bunun anormal bir durum olmadığı görülmektedir.

2003’te ABD’nin Irak’a askeri müdahalede bulunmasına karşı çıkan Fransa’nın Libya ve Fil Dişi Sahillerinde aynı pozisyona kendisinin düşmesi de, yine dış politika hedefleri ve koloniyel hırslarla açıklandığında mantıksal bir çerçeveye oturmaktadır. 
 
Bunu kısaca izah etmemiz gerekirse, Alman işgaline uğradığı II. Dünya savaşının akabinde Fransa, Afrika ve Asya kıtasındaki sömürgelerini ya da nüfuz bölgelerini elinde tutamamıştır. Bu yerler arasında Suriye, Hindu Çin (bugün Vietnam, Kamboçya ve Laos’un bulunduğu bölge), Tunus, Fas ve Cezayir bulunmaktaydı. Bu dönemden sonra ‘eski koloniler üzerinden büyük ve etkili güç olma statüsünü koruma ve ileriye taşıma istediği’ Fransa’nın dış politika önceliği haline gelmiştir. Fransız Parlamentosu’nun, ulusal nükleer silah programına onay vermesi ve Fransa’nın, askeri anlamda daha bağımsız hareket etmek amacıyla 1966 yılında NATO’dan askeri kanadından ayrılması, bu önceliğin hayata geçirilmesiyle doğrudan bağlantılıdır.
 
Bugün Fransa, Afganistan’da NATO’nun şemsiyesi altında muharip askeri güç bulundurmaktadır. Ayrıca, Libya ve Fil Dişi Sahillerinde olduğu gibi, 2009 yılında geri döndüğü NATO’dan bağımsız hareket ettiği yerler de vardır. Her üç ülkede de aynı anda askeri operasyonlar yapması Fransa için bir ilktir. Eski kolonisi olan Fil Dişi Sahillerinde askeri hamlelere kalkışması ya da Libya’yı ilk bombalayan ülke olması tepki çekse de Paris, ‘Fransa’nın uluslararası askeri müdahale politikasında herhangi bir değişikliğin söz konusu olmadığında ve her iki ülkede de sivillerin korunması amacıyla alınmış olan BM kararlarına uygun hareket edildiğinde’ ısrarlıdır.
 
Bakıldığında, uluslararası hukuk nasıl uygulanmak isteniyorsa o şekilde yazılmakta, sonrasında yapılan harekâtlar da uluslararası hukukça istendiği için yapılmaktadır! BM Güvenlik Konseyi’nden (BMGK) Libya’ya hava harekâtı yapılabilmesine üstü kapalı da olsa izin veren 1973 sayılı kararın çıkmasında Fransa belirleyici ülke olmuştur. Bazen bu süreç tersinden başlamakta; insani krizleri önleme bahanesiyle önce askeri operasyon yapılmakta daha sonra bu fiili duruma BM şemsiyesi giydirilmektedir. Örneğin 2002 yılında iç savaşın yaşandığı Fil Dişine, tarafları birbirinden ayırmak için Fransız askeri ayak basmış daha sonra bu operasyon BM bünyesine alınmıştır.
 
BM Güvenlik Konseyi’nde veto hakkına sahip beş daimi üyeden birisi olan Fransa, dünyanın sorun yaşanan bölgelerine BM kanalıyla en çok asker sevk eden ülkeler listesinde ikinci sıradadır. Bunun anlamı şudur; ‘ben küresel oyuncu olma rolünden vazgeçmedim ve bu şekilde kabul edilmek istiyorum’.
 
Askeri harcamalar bakımından Fransa dünyada ilk beştedir. Fransız ordusu AB içinde 260 bin mevcuduyla en yüksek sayıda personeli olan ordusudur. Yıllık ortalaması 60-65 milyar Dolar olan askeri bütçenin küresel ekonomik kriz de dahi azaltılmaması dikkat çekicidir. Bu konuya, 30 Ekim 2008 tarihli Washington Post’taki yazısında değinen ve Fransa’nın artan askeri harcamalarının hayra alamet olmadığına işaret eden Edward Cody’nin yazısı okunmaya değerdir. 2007 yılında iktidar koltuğuna oturan Sarkozy’nin ekonomik krize rağmen askeri harcamaları her yıl 1.8 milyar Dolar artırmaya karar verdiği açıklanan makalede, Fransa’nın bundan sonraki dönemde uluslararası politikada askeri gücünü daha fazla kullanmaya çalışacağının altını çizilmektedir.[1]
 
Fransa için en önemli sektörlerden birisi olan silah ve askeri malzeme ihracatının yeni pazarlara genişletilmesi için de önemli adımlar atılmaktadır Fransa hali hazırda dünyanın dördüncü en büyük silah taciridir. Ortadoğu ülkeleri ile Singapur, Güney Kore ve Hindistan gibi Güney doğu Asya ülkeleri Fransa’nın büyük kazanç beklediği yeni müşteri listesine dâhil olmuştur.
 
Fransa’nın küresel düzeyde etkinliğini artırmak için askeri müdahale fikrine sıcak bakan ve bunun için Savunma Bakanlığına ve silah sanayisine her türlü desteği veren Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy’nin eleştirilere konu olan bu dış politik adımları elbette ki iç siyasetten bağımsız değildir. Önümüzdeki yıl yapılacak başkanlık seçimleri öncesinde anketlere göre iyice azalan kazanma şansını belki de bu şekilde tekrar arttırabileceğini düşünmektedir.
 
Ancak Fransa’nın müdahil olduğu bölgelerde Paris’in beklediği değişimlerin gecikmesi ya da gerçekleşmemesi, iç kamuoyunda bu operasyonların ekonomik maliyetinin sorgulanmasına ve Sarkozy’nin, iç siyasette de zor durumda kalmasına yol açacak gibi görünmektedir.
 
(Ömer Ersoy, Araştırmacı)
 


[1] http://www.washingtonpost.com/wp-dyn/content/article/2008/10/29/AR2008102902589.html





17 Mayıs 2012 tarihinde SDE Ekonomi Koordinatörlüğü tarafından "Yol Ayrımında Avrupa" başlıklı bir panel gerçekleştirildi...
16.05.2012 10:27:30

SDE’de 27 Nisan 2012 Cuma günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında “Dünyada ve Türkiye’de Savunma Sektörünün Demokratik Denetimi” başlıklı bir Panel gerçekleştirildi…
25.04.2012 13:38:19

SDE’de 26 Nisan 2012 Perşembe günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında "Türkiye’nin Suriye Politikası" başlıklı bir beyin fırtınası toplantısı gerçekleştirildi.
24.04.2012 13:47:16


<Mayıs 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
30123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031123
45678910

4+4+4 eğitim sistemi için ne düşünüyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya