ENGLISH
21.05.2012
Ana Sayfa » OrtadoğuGeri Dön «

ABD’nin Afganistan’da Kalıcı Askeri Üsler Planı

08.04.2011 09:55:32

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Tarihte yaşanmış olaylar içerisinde, olaylardan tecrübe ve ders almasını bilenler için ibretlik izler vardır. Oysa tarihten ders çıkarmayan ABD, Afganistan’ın tarihsel gerçeklerini önemsemeden, İngiltere ve Sovyetler Birliği’nin geçmişte denediği gibi bu ülkeyi işgal etmeye kalkışmıştır. Bir Afgan atasözü der ki: “Kim zamanın deviniminden ders alamazsa, ona hiçbir öğretmen öğretemez”. ABD, geçmişten hiç ders almadan zamanın devinimini kendi istekleri üzerinden yürümesini ve geleceği de dilediği gibi şekillendirmeye çabalamaktadır.

 
Afganistan’ın işgali sürecini başlatan 11 Eylül 2001 olayları bizim değimimize göre şöyle yorumlanabilir: “Güneşi iki parmak arasında gizleyemezsiniz”. “Güneşin gerçekliği” gibi bu ülkenin işgal altında kalması da mahal ve imkânsızdır. ABD, Afganistan’ı tanıdığını düşünerek, bütün müttefiklerine de bu ülkenin işgalini meşru göstermek adına, 11 Eylül 2001 olaylarını hesaplı ve çok ince bir şekilde kurgulamış ve NATO üyesi olan ülkeleri de Afganistan’ın işgaline müdahil etmiştir. Daha açık bir deyişle, daha olayların başlangıcında bütün medya kuruluşlarında yapılan tartışmalarda, Afganistan’ın 11 Eylül olaylarıyla herhangi bir şekilde ilgisi olmadığına dair haberler çıkmıştır. Konuyu havacılık yönetmeliklerine göre ele aldığımızda, her bir uçağın rotasından ayrılıp hedeflerine yaklaşamadan önce, avcı jetler tarafından engellenmesi gerekmekteydi. Tek bir avcı jetin bile önleme bağlamında seferber edilmemiş olması, yalnızca rutin hava savunma prosedürlerinin sistematik olarak ülke çapında durdurulmuş olmasıyla açıklanabilir. Federal Havacılık İdaresi (FAA) yönetmelikleri, herhangi bir uçağın gitmesi gereken güzergâhından sapması ve Hava Trafik Kontrolü (ATC) komutlarına ya da kendisiyle kurulmaya çalışılan iletişim çabalarına cevap vermemesi durumunda, otomatik olarak acil durum çağrısı yapılacağını belirtir. Bunun nedeni, hiçbir art niyetten şüphelenilmese bile, bu uçağın diğer uçaklar için tehlike oluşturmasıdır. Eğer Hava Trafik Kontrolü acil bir durumun varlığından şüphe duyarsa, bu tüm birimlerce ortak olarak ele alınır. Aslında ABD en kötü ihtimal dâhilinde, ilk uçaktan sonra bu diğer saldırıları önleyebilecekken olanlara seyirci kalmıştır. Böylece kendine yeni bir düşman (El Kaide-Taliban) belirleyip meşru müdafaa hakkını kullandığını iddia ederek operasyonlara başlamış ve bunun için kendisine müttefikler de bulmuştur.
 
Afganistan-ABD Strateji Ortaklığı Antlaşması
 
Afganistan’da daimi üs kurulması konusu ilk kez ABD’nin Cumhuriyetçi senatörü Linders Graham tarafından teklif edilmişti. Ancak o dönem her iki devlet bu teklifi reddetmişti. Fakat Münih Güvenlik Konferansı, ABD’nin Afganistan’da daimi üs kurması çabasında ciddi olduğunu göstermektedir. Bu açıklama üzerine Afganistan’da tartışmalar sürerken, halk arasında farklı gruplaşmalara neden olmuştur. Afganistan cumhurbaşkanlığı sözcüsü Vehid Ömer, Afganistan ve ABD sorumlu komisyonlarının arasında ortak strateji ile ilgili müzakerelerin başladığını ve askeri üsleri de bu müzakerelerin bir bölümü olduğunu ve en son Loya Jirga[1] kararı ile sonuca bağlayacağını açıkladı. Yabancılarla yapılacak bütün anlaşmaların Afganistan’ın çıkarları doğrultusunda olacağını altını da çizdi.
 
Afganistan cumhurbaşkanı Hamid Karzai, Almanya’nın Münih kentinde yapılan Güvenlik Konferansı dönüşü yaptığı açıklamasında Afganistan ve ABD’nin, gelecekte Afganistan’da kurulması düşünülen daimi askeri üsler hakkında görüşüldüğünü açıklamıştı. Bu üslerin terör merkezlerini hedef alacağı ve ABD ile uzun vadeli ilişki kurmanın, Afganistan’ın çıkarına olduğunu belirtmişti. Bu kararın Afganistan’daki savaşa son vereceği düşüncesinde de umutlu olduğunu açıklamıştı. Karzai, söz konusu askeri üslerin herhangi bir komşu ülkenin zararına olmayacağı ve onların aleyhine kullanılmayacağının da altına çizmişti.
 
Afganistan ve ABD arasında 2005’te varılan bir anlaşma sonucunda, ABD askerlerinin bazı üslerde 50 yıla kadar kalacağı karara bağlanmıştı. Bu anlaşmayı daha da kalıcı ve kapsamlı hale getirmek için ABD, halen Afganistan ve ABD arasında görüşmeleri süren ‘strateji ortaklığı’ üzerinde çalışmaktadır. Konu bağlamında basına sızan bilgilere göre:
 
- ABD’nin Afganistan’da uzun bir zaman kalması amaçlanmıştır. ABD’nin asker ve sivil vatandaşları operasyon sırasında ABD’nin kanunlarına göre hareket etmek ve onlara saygı göstermekle mükelleftir. Ayrıca Afganların kendi ülkelerinde farklı bir ülkenin kanununun uygulamasından rahatsız olmamaları için ABD, kendi vatandaşlarının Afganistan kanunları ve geleneklerine de saygı göstereceği yönünde sözler vermektedir.
 
- İddialara göre, askeri operasyonlar ortak bir komisyonda inceleme ve koordinasyon yapıldıktan sonra uygulanacaktır. Ortak komisyonun yönetimi özel operasyonlarda Amerikan askerlerinin yetkisinde olacaktır. Eğer ABD tek başına operasyon yapılmasına ihtiyaç duyarsa, Amerikalı komutanlar sözü edilen komisyonda, Afganlara, operasyonun sonuçlarına dair bilgi verecektir.
 
- Yapılması planlanan askeri üslerde, ABD ve NATO tarafından kullanıldığı sürece, uygulanacak kanun ve kriterler Amerikan topraklarında uygulananlarla eş değer olacaktır. Operasyonlarda ise, Amerikan ve Birleşmiş Milletler (BM) kanunlarına göre hareket edilecektir. Elbette Afganistan’ın gelenekleri ve kriterlerine de saygı gösterilecektir.
 
- ABD’nin gayrimenkullerinin ve tesislerinin bulunduğu arazilerde, o arazi bu anlaşmadan sonra ABD’nin yönetiminde olacaktır. ABD’nin askeri ve sivil araçları, işbirliği içinde olduğu şirketler Afganistan’a serbestçe giriş ve çıkış hakkına sahiptir.
 
- ABD’nin askeri ve sivil uçakları, Afganistan’ın havaalanlarını herhangi bir vergi ödemeden kullanma hakkına sahip olup, havaalanlarına inişlerinde herhangi bir muayeneye tabi tutulmayacaktır. Ortak komisyon bu uçaklara uygun kolaylıkları sağlayacaktır.
 
- Afganistan’ın havaalanlarının gözetim ve kontrolü bu anlaşmadan sonra ABD’nin Afganistan’da kaldığı sürece sorumluluğu altında olacaktır. Afganistan’ın sivil havacılık faaliyetleri, iki tarafın anlaşması ile geçici veya daimi olarak ortak bir şekilde ya da ihtiyaç halinde Afganistan hükümetine devredilecektir.
 
- ABD kuvvetleri bahsedilen kanunlara göre, ihtiyaçları dâhilinde herhangi bir kurumdan malzeme tedarik ederken, vergiden muaf tutulacaktır.
 
- Afganistan hükümetinin gerçekleştirmeyi planladığı iletişim ve altyapı projeleri gelecekte, olası güvenlik sorunları ya da terör örgütleri tarafından kullanılması ihtimaline karşı, kurulacak ortak komisyonda incelemeden geçecek ve her iki tarafın kararı ile gerçekleştirilecektir.
 
- ABD askerlerinin, Amerikalı sivillerin ve sözleşmeli ilişki bağı olan şirketlerin bütün hukuki ve adli sorumlulukları ABD’ye bırakılacaktır. ABD’nin askerleri veya sivilleri tarafından kasıtlı veya kasıtsız işlenen suçlar, ABD tarafından inceledikten sonra Afganistan hükümetine kanuni olarak cevap verilecektir. ABD askeri veya sivil kişilerin Afganistan güvenlik güçlerince yakalanmaları durumunda, yakalanan kişi derhal ABD’nin yetkili makamına teslim edilecektir.
 
ABD’nin daimi üsleri meselesinde, Afgan halkı arasındaki gruplaşmalara bakıldığında halkın büyük bir kısmının, özellikle Ulema Konseyi’nin, din ve mezhep meselelerini ön plana çıkartarak bu üslerin halkın din ve inancına olumsuz etki edeceğini, cesaret ve coşkularına zarar vereceği iddia edilmektedir. Aydınlar ve siyasi gruplar da ikiye ayrılmakta, bir kısmı din adamları ve halkın çoğunluğuna katılarak ABD’nin daimi üslerini Afganistan’ın egemenliğine ve bağımsızlığına saygısızlık ve bu değerleri hiç saymak olarak değerlendirmektedir. Aydınlar arasındaki diğer grup ise, ABD’den yana olup, mevcut düzenden maddi çıkar elde etmektedir. Onlara göre ABD’nin daimi üsleri Afganistan’ın çıkarınadır; meselenin din ve inançla hiçbir alakası yoktur; eğer daimi üslerin din ve inançla alakası olsaydı, Suudi Arabistan, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirliği’nin bu üslere izin vermemeleri gerekirdi.
 
Anlaşılacağı gibi, Afgan yönetiminde de bu konu ile ilgili bir fikir birliği yoktur. Örneğin, eski mücahitlerden, Afganistan’ın Su ve Enerji Bakanı İsmail Han, Afganların geçmişte yabancılara karşı sonuna kadar direndiğini söyleyerek, Afganların kendi din, inanç özgürlüğü ve toprak bütünlüğünü savunmada gereken güç ve yeteneğe sahip olduğunu yüksek bir sesle açıklamıştı. Aynı zamanda Afgan halkının Loya Jirga’ya katılacak temsilcilerin seçimi hususunda bilinçli davranılmasının ve esaret belgesini kendi elleri ile imzalamamalarının da altına çizmişti.
 
Sonuç olarak ABD, Afganistan’da daimi üs kurmanın ötesinde düşünmektedir. ABD Savunma Bakanı Robert Gates, 7 Mart 2011 tarihli Afganistan ziyaretinde, ABD’nin bu ülkede daimi üsler kurmayı düşünmediğini ancak; 2014’ten sonra da ABD’nin Afgan Milli Ordusu ve polisinin yanında olacakları sözünü vermişti.
 
ABD’nin Afganistan’da askeri üsler istemesi durumunda Afganların da bazı ön şartları olabileceği ve düşünülen şartların da ABD yerine getirmek istemeyen şartlar olabileceği hatıra gelmelidir. ABD, zekice bir planla askeri daimi üslerin Loya Jirga eliyle Afgan halkı tarafından istenmesini planlamaktadır. Böylece hem bu ülkede askeri daimi üsler kurulacak hem de ‘Afganların bu isteğiyle’ birlikte ABD ek şartlar da öne sürebilecektir. ABD’nin askeri üsleri belli ki onlar için sınırlar ve kısıtlamalar getirecektir.  Askeri üsler, bir ülkenin iç ve dış meselelerine karışmama, savaşa girme ve sınır ötesi operasyonlar gibi konularda ciddi yasak ve önlemler getirir. Ancak Robert Gates’in açıklaması dikkate alınarak düşünüldüğünde ABD, bugün gibi gelecekte de Afganistan’ın bütün iç ve dış yetkileri üzerinde yetkili ve karar verici konumunu sürdürmeyi hesaplamaktadır.
 
(Khalilullah Rasuli, SDE Afganistan Uzmanı)


[1] ‘Loya Jirga’ bir Peştun ibaresi olup, “Büyük Konsey” anlamına gelmektedir. Yüzyıllar boyunca Afganistan’daki liderler yeni krallar seçmek, anayasaları kabul etmek, önemli politik sorun ve tartışmalar üzerinde karara varmak için Loya Jirgalar’ı toplamıştır. Loya Jirga, geleneksel olarak kabile liderlerinden ve yerel şuralar (kasaba seviyesinde konseyler) tarafından Kabil’e gönderilen diğer yaşlılardan oluşmaktadır.



ORTADOĞU KATEGORİSİNDEKİ DİĞER HABERLER



17 Mayıs 2012 tarihinde SDE Ekonomi Koordinatörlüğü tarafından "Yol Ayrımında Avrupa" başlıklı bir panel gerçekleştirildi...
16.05.2012 10:27:30

SDE’de 27 Nisan 2012 Cuma günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında “Dünyada ve Türkiye’de Savunma Sektörünün Demokratik Denetimi” başlıklı bir Panel gerçekleştirildi…
25.04.2012 13:38:19

SDE’de 26 Nisan 2012 Perşembe günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında "Türkiye’nin Suriye Politikası" başlıklı bir beyin fırtınası toplantısı gerçekleştirildi.
24.04.2012 13:47:16


<Mayıs 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
30123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031123
45678910

4+4+4 eğitim sistemi için ne düşünüyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya