ENGLISH
21.05.2012
Ana Sayfa » Savunma - Güvenlik - TerörGeri Dön «

Terör-Organize Suç Bağlantısı BM Gündeminde

29.03.2011 10:35:42

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Geçtiğimiz günlerde Birleşmiş Milletler’in himayesinde Viyana’da önemli bir sempozyum icra edilmiştir. 100 ülkeden ve birçok uluslararası kuruluştan 250’in üstünde temsilcinin katılım sağladığı etkinliğin ana gündem maddesi, terörizm ile diğer suç faaliyetleri arasındaki bağlantının incelenmesi ve alınacak tedbirlerin ortaya konulmasıydı. Toplumları değişik düzeylerde ve şartlarda tehdit eden terör ve organize suçların bazı durumlarda iç içe geçtiği ya da kendi aralarında ortaklıklar kurabildiği gerçeğinden hareket ederek başlayan toplantıda, buna dair çeşitli örneklerinin anlatıldığı oturumlar yapılmıştır.

Terörizm ve organize suçlar arasındaki ilişki ve bağlantılara dair değerlendirmeler yeni olmamakla birlikte, küreselleşme, teknoloji, finans, ulaşım ve haberleşme alanında devrimlerin yaşandığı 90’lı yıllardan sonra uluslar arası gündemde yer bulmaya başlamıştır. 11 Eylül 2001 saldırılarından sonraki dönemde, uluslararası terörizme karşı tüm dünyada gelişen hassasiyetle birlikte daha da önem kazanmıştır. 

Terör örgütleri siyasi amaçlarla kurulsa da, maddi çıkar elde etmek üzere faaliyette bulunan ve faaliyetlerini küreselleşmenin imkânlarını da kullanarak uluslararası alana taşıyan suç örgütleriyle çeşitli açılardan etkileşim içine girmediklerini düşünmek mümkün değildir. Herhangi bir terör örgütü maddi kaynak bulamazsa ayakta kalamaz. Kamuoyunun dikkatini çeken eylemler yapabilmesi, eleman temin edebilmesi ve bunları eğitebilmesi kısaca varlığını sürdürebilmesi için maddi kaynağa ihtiyacı vardır.
 
Terör-organize suç arasındaki ilişki temelde bu maddi kaynaktan pay kapmaya odaklanmıştır. Bu çerçevede, özellikle uyuşturucu madde üretimi ve kaçakçılığı, karapara aklama, göçmen kaçakçılığı, adam kaçırma ve haraç gibi suç faaliyetlerine terör örgütlerinin nasıl ve hangi oranda dâhil olduğu sorusunun cevaplandırılması gerekmektedir.
 
2006 yılında BM Genel Kurulu’nda oy birliğiyle kabul edilen BM Küresel Terörle Mücadele Stratejisi ve Eylem Planında da bu bağlantının ortaya çıkarılmasına yönelik ülkelerin azami dikkat göstermeleri istenmektedir. Bu gerçekten kolay bir çalışma değildir. Çünkü terör örgütünün, örgütsel yönetimin bilgisi ve yönlendirmesiyle suç faaliyetlerine karışması örneğin sigara kaçakçılığı ya da uyuşturucu madde kaçakçılığı yaptığının delilleriyle ortaya konulması, bu suçları işlerken yakalanan terör örgütü mensuplarına ait istatistikî bilgilerin toplanmasının ötesinde kapsamlı bir çalışmayı gerektirdiği açıktır.   
    
Yakın geçmişe baktığımızda, uyuşturucu kartellerinin ve terörist grupların de facto olarak stratejik ortaklıklar kurdukları; 1970’lerin Orta Doğu’sunda (Lübnan), Asya’da (Altın Üçgen) ve 1980’lerin Latin Amerika’sında çeşitli yönleriyle karşılıklı ilişkiler tesis ettikleri görülmektedir. Bu dönemlerde terör ve organize suç esasen operasyonel amaçlara dayalı ortak ilişkiler geliştirmiştir. Kolombiya’da örneğin Medellin ve Cali’deki kokain kartelleri kokain laboratuarlarının güvenliğini sağlamaları için FARC ve M-19 gerillalarını kiralamıştır.
 
Ülkemiz açısından baktığımızda, PKK terör örgütünün de, Avrupa ve bazı komşu ülkelere dağılmış olan örgütsel ağını, çeşitli suç faaliyetlerinden kazanç elde etmek amacıyla kullandığı bilinmektedir.         
 
Bu bağlantının ortaya konması kanun uygulayıcı birimlerin terör örgütleriyle uluslar arası alanda daha etkin ve çok yönlü mücadele etmesini sağlayabilecek olması bakımından büyük önem taşımaktadır. Zira terörist faaliyetlerin uluslararası politikada her ülkeye göre farklı algılanışı ve henüz tüm ülkelerin üzerinde uzlaştığı gerçek bir terör suçu tanımının yapılmış olmaması, bu suçlara karşı sürdürülen mücadeleyi zayıflatmaktadır. Diğer suç faaliyetlerine karşı yürütülen ortak polisiye mücadele ise nispeten daha yaygın ve kapsamlıdır. Dolayısıyla bu kanal sonuna kadar kullanılmalıdır.  
 
Terör ve organize suç gruplarının, gelir kaynaklarından mahrum bırakıldıkları oranda güç ve etkinlikleri azalacaktır. Ülkelerin bu açıdan etkin bir müsadere sistemini işletmeleri gerekmektedir. Teröristlerin karıştığı diğer suçlarda, müsadere sisteminin en hızlı ve en etkin ve en caydırıcı şekilde uygulanmasına dönük hukuki ve idari alt yapının kurulmasına öncelik verilmelidir. Bu yolla devlete intikal eden mal varlığı değerlerinin ise, terör mağdurlarının zararlarının tanziminde ya da terörün önlenmesine yönelik yapılacak toplumsal içerikli çalışmalarda kullanılması önemlidir.
 
(Ömer Ersoy, Araştırmacı)





17 Mayıs 2012 tarihinde SDE Ekonomi Koordinatörlüğü tarafından "Yol Ayrımında Avrupa" başlıklı bir panel gerçekleştirildi...
16.05.2012 10:27:30

SDE’de 27 Nisan 2012 Cuma günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında “Dünyada ve Türkiye’de Savunma Sektörünün Demokratik Denetimi” başlıklı bir Panel gerçekleştirildi…
25.04.2012 13:38:19

SDE’de 26 Nisan 2012 Perşembe günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında "Türkiye’nin Suriye Politikası" başlıklı bir beyin fırtınası toplantısı gerçekleştirildi.
24.04.2012 13:47:16


<Mayıs 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
30123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031123
45678910

4+4+4 eğitim sistemi için ne düşünüyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya