ENGLISH
21.05.2012
Ana Sayfa » Savunma - Güvenlik - TerörGeri Dön «

Nükleer Enerjiden Vazgeçmek Mümkün mü?

17.03.2011 16:40:48

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

11 Mart Cuma günü meydana gelen deprem, Japonya’yı can ve mal kayıpları yönünden ciddi anlamda etkilemiş ve etkilemeye devam etmektedir. Henüz ne sayıda olduğu netleşmeyen can kayıplarının en önemli sebebi ise, deprem sonrası meydana gelen tsunamidir. Tsunami, ülkenin 55 nükleer santralinden birisi olan Fukuşima nükleer santraline de zarar vermiş ve bu santralden çevreye, kabul edilebilir seviyenin üstünde bir radyoaktif sızıntının yayılmasına yol açmıştır. Santraldeki durumun daha da kötüye gitmemesi için halen 180 teknisyen santralde nükleer yakıt tankına müdahale etmektedir.

Dünyada atom bombalarının ilk ve şu an için tek mağduru olan Japonya’nın yine bir nükleer tehlikeyle karşı karşıya kalması son derece üzüntü vericidir. Bu hadisenin boyutlarını 1986 yılındaki Çernobil nükleer kazası ile mukayese etmek için ise henüz çok erkendir. Zira şu aşamada kamuoyuyla paylaşılan veriler oldukça yetersizdir. Ancak yine de bu olay vesilesiyle nükleer santrallerin insan sağlığı bakımından taşıdığı riskler konuşulmaya ve tartışılmaya başlanmıştır. Peki, nükleer enerjiden dünyanın vazgeçmesi mümkün müdür?
 
Tarihsel gelişimine kısaca baktığımızda, 1940’lı yıllarda keşfedilen atom enerjisi, 1950’lerin başından itibaren enerji elde etmek amacıyla kullanılmaya başlanmıştır. Günümüzde fizyon enerjisi, doğal gaz, kömür ve petrol gibi sınırlı doğal enerji kaynaklarının önemli ve cazip bir alternatifi haline gelmiş durumdadır. Yeryüzündeki elektrik enerjisi üretiminin yüzde 17’si nükleer reaktörler tarafından karşılanmaktadır. Şu anda 195 nükleer santralin bulunduğu Avrupa’da bu oran yüzde 27 civarındadır. Fransa elektrik ihtiyacının yüzde 80’i nükleer enerjiden sağlamaktadır.
 
Halen 31 ülkede 436 nükleer enerji santrali faal durumdadır. 15 ülkede ise 53 santralin inşa çalışmaları devam etmektedir.[1] Kalkınmış ülkelerin çoğu nükleer enerjiye sahiptir. Başlangıçta oldukça maliyetli olan nükleer enerji teknolojisi ileriki aşamada ekonomik ve güvenilir bir enerji kaynağına dönüşmektedir. Ülkeler yoğun çalışmalar yaparak nükleer enerjiden istifade etme olanaklarını giderek artırmaktadır.
 
Küresel ekonomi içinde güçlü ve belirleyici konuma sahip ülkelere baktığımızda, bunların büyük bir kısmının nükleer enerjiyi uzun yıllardan beri kullandığını görmekteyiz. Örneğin dünyanın ilk 10 büyük ekonomisinden dokuzu (ABD, Çin, Japonya, Hindistan, Almanya İngiltere, Rusya, Fransa ve Brezilya) nükleer enerjiden azami ölçüde istifade etmektedir.
 
Bunun tek istisnası olan İtalya da, daha önce sahip olduğu ancak 1987 referandumu ile vazgeçtiği nükleer enerji üretimine yeniden başlama kararı almıştır. İtalyan Ekonomik Kalkınma Bakanı, ülkesinin 1987’de nükleer enerjiye sırtını dönmesiyle yaklaşık 50 milyar Avro ekonomik kayba uğradığını açıklamıştır. İtalya, elektrik faturasına Avrupa ortalamasına göre yüzde 30, Fransa’ya göre ise yüzde 60 daha fazla ödemektedir. Nükleer santrallerin tekrar kurulması amacıyla 2008 yılında kabul edilen yasayla, 2030 yılına kadar ülkenin elektrik ihtiyacının yüzde 25’inin nükleer güçten elde edilmesi planlanmıştır.[2]
Dünyanın en büyük 20 ekonomisini temsil eden ve aralarında Türkiye’nin de bulunduğu G-20 üyeleri açısından baktığımızda ise, 20 ülkeden sadece 5’inin nükleer enerjiden henüz yararlanmadığı görülmektedir. Bu ülkeler Suudi Arabistan, Endonezya, İtalya, Avustralya ve Türkiye’dir.
 
Nükleer enerji santrallerinin dışında yine sivil amaçlarla kurulan araştırma reaktörleri bulunmaktadır. Dünya üzerinde toplam 56 ülkede, bir kısmı zenginleştirilmiş uranyum yakıtıyla çalışan 250 civarında araştırma reaktörü vardır. Daha çok üniversitelerde ya da ulusal araştırma merkezlerinde bulunan ve enerji reaktörlerine göre çok daha küçük olan bu reaktörler, bilimsel, eğitim ve endüstriyel alanlarda ve kanser tedavisinde kullanılmaktadır.[3]
 
UAEA’nın 2007 yılında yaptığı ‘2030 Yılı Nükleer Enerji İhtiyaç Projeksiyonu’na göre, nükleer santraller, ülkeler için en önemli enerji kaynaklarından birisi olmaya devam edecektir.[4]
 
Dolayısıyla, 60 yıldır var olan ve dünya durdukça var olmaya devam edecek olan bu enerji kaynağı, yeterli teknolojik donanıma sahip ülkelere hizmet etmeye devam edecektir. Burada kritik konu olası çevresel zararların meydana gelmemesi için alınacak yeterli önlemlerdir.
 
Japonya’daki hadiseden sonra Almanya, İsviçre ve Çin Halk Cumhuriyeti gibi nükleer santrallere sahip ülkelerin birçoğu bir dizi ilave güvenlik tedbirini uygulamaya başlamıştır. Avrupa Birliği nükleer enerjinin güvenliğini sağlayan önlemlerin yeterli olup olmadığını masaya yatırmıştır. Ancak hiçbir ülke nükleer enerjiden vazgeçeceğini söylememiştir. Zira ülkelerin enerji ihtiyaçları göz önüne alındığında böyle bir yaklaşım gerçekçi olmaktan çok uzak görünmektedir. 
 
Bu felakete coğrafi anlamda en yakın ülkelerden birisi olan Çin, önümüzdeki 10 yıl içinde inşa etmeyi planladığı 6 nükleer santral hedefinden vazgeçmediğini açıklamış, ancak Japonya’daki durumdan da ders çıkaracağını beyan etmiştir. Rusya aynı şekilde nükleer enerjiden elde ettiği enerji oranını, toplam enerji üretiminin yüzde 30’una çıkarmayı planladığını ve bu planın uygulanacağını en üst düzeyde ifade etmiştir. Ülke topraklarında hiçbir doğal enerji kaynağına sahip olmayan Japonya açısından da durum bu ülkelerin sergilediği yaklaşımdan farklı olması, her şeye rağmen mümkün değildir.  
 
Dolayısıyla, Japonya’yı etkileyen nükleer sızıntı, nükleer santrallerin bundan sonra tsunami yönünden de incelenmesini ve gerekmesi halinde ilave güvenlik tedbirleriyle donatılmasını gerektirecek bir süreci doğurmuştur.
 

(Ömer Ersoy, Araştırmacı)

 


[1] http://www.euronuclear.org/info/encyclopedia/n/nuclear-power-plant-world-wide.htm
[2] http://www.world-nuclear.org/info/inf101.html
[4] http://www.sciencedaily.com/releases/2007/10/071023103052.htm






17 Mayıs 2012 tarihinde SDE Ekonomi Koordinatörlüğü tarafından "Yol Ayrımında Avrupa" başlıklı bir panel gerçekleştirildi...
16.05.2012 10:27:30

SDE’de 27 Nisan 2012 Cuma günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında “Dünyada ve Türkiye’de Savunma Sektörünün Demokratik Denetimi” başlıklı bir Panel gerçekleştirildi…
25.04.2012 13:38:19

SDE’de 26 Nisan 2012 Perşembe günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında "Türkiye’nin Suriye Politikası" başlıklı bir beyin fırtınası toplantısı gerçekleştirildi.
24.04.2012 13:47:16


<Mayıs 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
30123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031123
45678910

4+4+4 eğitim sistemi için ne düşünüyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya