İran Avrupa Birliği Gerginliği
İran’da haziran ayında yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimleri, seçimlerin sonuçları ve sonrasında ortaya çıkan olaylar uluslar arası alanda merakla takip edilen bir süreç. Bu süreç içinde Tahran’da Fransa’nın ve İngiltere’nin Büyükelçilikleri’nde çalışan iki İranlı ve bir Fransız akademisyenin olaylara karıştıkları ve casusluk yaptıkları gerekçesiyle tutuklanmaları Avrupa Birliği ülkelerinde kaygı ile takip edilmektedir.
Bu nedenden dolayı özellikle Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler Örgütü İran’daki gelişmeleri yakından izlemektedir. Avrupa Birliği İran seçimleri sonrası yaptığı açıklamada seçim sonrası olaylara karışanların yargılanma sürecini “ hukuk dışı ve şaşırtıcı “ olarak nitelendirdi.[1] İran ise Avrupa Birliği’nin bu tutumunu kabul edemeyeceğini zira bu durumun İran’ın içişlerine karışma olduğunu ifade etti.[2]
Fakat İran ile yaşanan gerginliklerin bir tek nedeninin İran’daki seçim sonuçları ve akabinde ortaya çıkan olaylardan ibaret olmadığı da bilinmektedir. İran’ın yürüttüğü uranyum zenginleştirme programı ABD ve Avrupa Birliği başta olmak üzere Batılı ülkeleri endişelendirmektedir. Bu konuda İran elektrik enerjisi üretmek için zenginleştirilmiş uranyuma ihtiyaç duyduğunu savunurken ABD ve Avrupa Birliği ülkeleri İran’ı nükleer silah üretmeye çalışmakla suçlamaktadır.[3] Yaşanan tüm gerginliklere rağmen 1 Temmuz 2009 tarihinden itibaren altı aylık süre için Avrupa Birliği Dönem Başkanlığı’nı yürüten İsveç; İran’ın bölge için önemli bir ülke konumunda olduğundan dolayı İran yönetimiyle gerginlik istemiyor ve İran’ı izole etme politikasının yanlış olduğunu vurguluyor.[4]
Avrupa Birliği’nin lider ülkeleri konumunda olan Almanya ve Fransa’nın liderleri Başbakan Angela Merkel ve Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy 31 Ağustos 2009 tarihinde Berlin’de bir araya gelerek İran’a karşı ortak bir politika izleme yoluna gittiler. İki lider toplantı sonucu İran yönetiminden nükleer programıyla ilgili bir tutum değişikliğine gitmesini beklediklerini vurguladılar. Aksi takdirde iki ülkenin ve dolayısıyla Avrupa Birliği’nin İran’a karşı yaptırımlarının artacağını ifade etmekten çekinmediler.[5] Almanya ve Fransa, Avrupa Birliği’nin dışında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde de İran’a karşı daha sert bir politika izliyorlar.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin daimi üyeleri ABD, Rusya Federasyonu, İngiltere, Fransa, Çin ve Almanya da İran yönetiminden en kısa süre içinde nükleer programlarıyla ilgili bir tutum değişikliğine gitmesini beklediklerini söylediler.
İran yönetimi Merkel ve Sarkozy’nin, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin ve Almanya’nın isteklerine olumlu cevap verecek gibi görünüyor. Henüz resmi bir yazışma belgesi olmamasına rağmen İran yönetimi görüşmelere açık ve hazır olduğunu duyurmuştur.[6]
Görünen o ki İran yönetimi daha fazla Batılı devletlerin eleştirilerine ve isteklerine boyun eğemeyecek. Tahran yönetimi Batı’ya diyalog kapısını açtı ve bir süre için bu gergin durum yumuşayacak fakat bunun sonucunu şu an için kestirmek zor görünüyor. İran yönetimi baskılardan ve gerginlikten bir nebze kurtulabilmek için zaman kazanmış da olabilir. Bunu zaman gösterecek.
(Yrd. Doç. Dr. Nail Alkan, AB – Balkanlar - Kıbrıs Masası, Kıdemli Araştırmacı, 03.09.2009)
[1] http://kobi.milliyet.com.tr/haber/kobi-iran-ab-nin-bildirisi-acik-bir-kapitulasyondur,4861
[2] VOA Türkçe 17 .06.2009
[3] http://www.spiegel.de/politik/deutschland/0,1518,642994,00.html
[4] http://www.lpghaber.com/AB-Donem-Baskani-Isvec--Iran-Yonetimiyle-Gerginlik-Istemiyor--haberi-238763.html
[5] http://press.jrc.it/NewsExplorer/clusteredition/tr/20090831,yenisafak-d075cf92fae4d73f93d8855ffcd0b1d7.html
[6] Dts Nachrichtenagentur 02.09.2009