BM Raporlarına göre, Afganistan’dan çıkan eroin maddesinin yüzde 30’u, afyon maddesinin ise yüzde 50’si İran’a sevk edilmektedir. İran’a ulaşan uyuşturucu maddenin ise yaklaşık yüzde 15’i ülke içerisinde kalırken geri kalan kısmı, kaçakçılar için yüksek kâr getiren ve geniş tüketim pazarı olan Avrupa ülkelerine ulaştırılmak üzere ülke dışına çıkarılmaktadır.
İran, tüm dünyada yakalanan eroinin yüzde 25’ini ve afyonun ise yüzde 50’inden fazlasını tek başına ele geçirmektedir. Ülkenin uyuşturucu madde kaçakçılığı ile mücadelesi, Afganistan ve Pakistan sınırından ülkeye yapılan uyuşturucu sevkiyatlarını durdurmaya odaklanmıştır. Bu mücadelenin en önemli unsuru, sınır hattı boyunca inşa edilen gözetleme kuleleri ile izleme, takip ve müdahale amaçlı görevlendirilen çok sayıda polis ve askerdir.
Ancak o bölgenin sınır koşulları dikkate alındığında bunun başarılmasının kolay olmadığı görülmektedir. Uyuşturucu madde kaçakçıları İran’a yaptıkları uyuşturucu madde sevkiyatlarını, İran güvenlik güçleriyle girebilecekleri silahlı çatışmaları da göze alarak ağır silahlar eşliğinde ve modern taşıtlarla gerçekleştirmektedir. Çıkan çatışmalarda her yıl yüzlerce kişi hayatını kaybederken binlerce kişi de yaralanmaktadır.
Nükleer güç tartışmaları yüzünden İran’a uygulanan ambargolar, İran makamlarına göre, ülkenin uyuşturucu operasyonlarını da olumsuz yönde etkilemektedir. Örneğin, çelik yelek ve gece görüş cihazları gibi uyuşturucu madde kaçakçılarına karşı sınırda görev yapan personel için çok hayati olan ekipmanların yurtdışından temin edilmesi ambargo nedeniyle mümkün olamamaktadır.
Uyuşturucuyla mücadele konusunda İngiltere’nin İran’la ilişkileri tahmin edilenin ötesindedir. İngiltere, İran’la 2000 yılında uyuşturucu madde kaçakçılığıyla mücadelede ortak işbirliği anlaşması imzalamış daha sonra, İran’a karşı uyguladığı silah ambargosuna bir istisna getirerek, uyuşturucu madde kaçakçılığı yapan gruplarla mücadelesinde kullanmak üzere 2003 yılında İran’a çok sayıda gece görüş cihazı temin etmiştir.
Bunun duyulmasından sonra İngiliz hükümeti, İran’a uyguladığı silah ambargosunu kendi eliyle ihlal etiği yönünde ciddi eleştiriler almıştır. İngiliz hükümeti ise, hassas malzeme tedarikinin, Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi (UNODC) tarafından finanse edildiğini ve kendi iç hukuklarına tamamen uygun olduğunu belirten açıklamada bulunmuştur. İngiliz hükümetini ülke içinde eleştirileri muhatap olacağını bilerek bu adımı atmasının arkasındaki sebep İngiltere’de kullanılan eroinin yüzde 90’ının Afganistan kaynaklı olması ve bunun önlenmesinde İran’ın kilit bir pozisyonda bulunmasıdır.
İngiltere uyuşturucuyla kaynağında ya da kaynağa yakın bölgelerde mücadele edilmesi politikası çerçevesinde Afganistan ve Pakistan’la da diyalog içerisindedir. Örneğin, 2001 Bon Anlaşması'na göre, Afganistan’ın yeniden imarı sürecinde İngiltere, ülkenin afyon üretiminin durdurulmasında birincil planda sorumluluk almıştır. Afganistan’ın uyuşturucuyla mücadele politikası İngiliz uzmanlarca bu kapsamda hazırlanıp yürürlüğe girmiştir. Ayrıca, Afganistan’daki İngiliz birlikleri ülkenin afyon üretiminin neredeyse yarısını tek başına karşılayan Helmand eyaletine konuşlanmıştır.
Sadece İngiltere değil, Almanya, Belçika, İtalya ya da Hollanda Avrupa ülkelerinde satılan eroin maddesinin yüzde doksanının Afganistan kaynaklı olduğu düşünüldüğünde uyuşturucunun Batıya ulaşmasını engelleyecek bir set olarak İran’ı desteklemek oldukça rasyonel bir politikadır. Ancak İran, Afganistan’da son on yılda hızla artan uyuşturucu üretiminden Batı’yı sorumlu tutmaktadır. Taliban sonrası dönemde yani uluslararası gücün ülkeye ayak bastığı dönemden sonra Afganistan’daki afyon ve eroin üretimi rekor seviyelere ulaştığı BM’nin yayınlamış olduğu raporlarda ortaya konulmaktadır.
İran makamları Batı’nın uyuşturucu ile mücadelede kendilerine yeterince destek vermediğinden dolayı da şikâyetçidir. Batılı ülkelerin ise, İran’ın uyuşturucu ile daha etkili mücadele etmesi için özellikle UNODC kanalını tercih ettikleri görülmektedir. Tahran Ofisini 2000 yılında açan UNODC, İran’ın mücadele kapasitesinin arttırılmasına yönelik çeşitli projeler geliştirilmekte ve finanse etmektedir. UNODC’yi finanse eden de ağırlık olarak Batılı ülkelerdir.
UNODC 2007 yılında Afganistan, Pakistan ve İran arasında sınıraşan suçlarla mücadelenin güçlendirilmesi için üçlü bir mekanizma kurulmasına öncülük etmiştir. Bu mekanizma üç ülkeyi bir araya getirmekte ve sınır güvenliği ve kontrolü başta olmak üzere uyuşturucu madde kaçakçılığına karşı ortak mücadele kapasitesini genişletmek üzere adımlar atmalarına zemin olmaktadır. Bu mekanizmanın programlama ve koordinasyon ofisi ise Tahran’dadır. Merkezi Tahran’da bulunan Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’nın (EİT) Uyuşturucu Biriminin kurulmasında da UNODC görev almıştır. Bu birim, çeşitli projeler üzerinden Avrupa Birliği tarafından da desteklenmektedir.
İran’ın Batı açısından bu önemi, ABD’nin İran’a yönelik baskı altında tutma politikasında da bir istisnaya gitmesine neden olmuş ve 1998 yılında İran’ı büyük ölçekte uyuşturucu madde üreten ve transit rota olarak kullanılan ülkeler listesinden çıkarmıştır. ABD Dışişleri Bakanlığı’nın tavsiyesi ve ABD Başkanı’nın onayıyla yapılan bu değişiklik ABD Kongre üyeleri tarafından ciddi eleştirilere muhatap olduğunu da not edelim.
Özetlemek gerekirse, ortak menfaatler ve ihtiyaçlar söz konusu olduğunda ülkeler bütün farklılıklarını ve çelişkilerini bir kenara koyup aynı masa etrafında oturmayı ve birlikte çalışmayı bilmesi gerekmektedir. Bu noktada önemli olan, ortak ihtiyaç alanlarının tespiti ve işbirliği kanalların geliştirilmesine gerektiği ölçüde mesai harcanmasıdır.
(Ömer Ersoy, Araştırmacı)