Bu bağlamda İtalya-Libya ilişkileri dikkat çekicidir. Hatırlanacağı gibi geçen yıl Libya’da düzenlenen Arap Ligi toplantısına katılan tek AB ülkesi lideri olan Berlusconi, toplantı sırasında hürmet ve sevgisini göstermek amacıyla Kaddafi’nin elini öpmüştür. Bu görüntü aslında Kaddafi dostluğunun İtalyan yönetimi açısından ne denli önemsendiğini ve hayati olduğunu göstermesi bakımından güzel bir betimleme olmuştur.
Bu dostluk ilişkisi, Libya’daki inşaat, petrol ve doğalgaz sektörünün kapılarını Roma’ya açarken aynı zamanda İtalya’nın ciddi anlamda başını ağrıtan Afrika kaynaklı yasadışı göç akımına karşı da güvenilir bir müttefik bulmasını sağlamıştır. Afrika kıtasından İtalya’ya ulaşmaya çalışan göçmenlerin büyük çoğunluğunun Libya topraklarını kullanması bu işbirliğinin İtalya açısından ne denli kritik olduğunu göstermektedir.
İtalya, Libya ile 2008 yılında Bingazi’de bir Dostluk Antlaşması akdetmiştir. Bu anlaşma sıra dışı bir dostluk anlaşması olarak kabul edilmektedir. Anlaşma, 20. yüzyılın ilk yarısında İtalya’nın Libya’yı işgalini ve sonrasında yaşananları artık iki ülkenin sorun olarak görmeyeceğini hüküm altına almıştır. Bunun karşılığında İtalya Libya’ya 5 milyar Avro vereceğini taahhüt etmiştir. Böylece Libya, İtalyan işgalinden kurtulmak için çektiği ve on binlerce Libyalının hayatına mal olan acıların artık geride kaldığını ve unutulduğunu kabul etmiştir.
Anlaşma İtalya’nın Libya’ya ekonomik anlamda yatırım yapmasını ve ortak savunma-sanayi projeleri geliştirmesini öngörmektedir. Anlaşmanın düzenlediği en can alıcı konu ise göçmen kaçakçılığıyla mücadelede çok yakın işbirliğine gidilmesidir. Anlaşma 2009 yılında yürürlüğe girerek uygulanmaya başlamıştır.
İtalyan sahilleri, fakirliğin, iç çatışmaların ve savaşların eksik olmadığı Afrika ülkelerinden kaçıp, ekonomik ve siyasi açıdan kendilerini güvende hissedecekleri Avrupa Birliği topraklarına ulaşmaya çalışan onbinlerce göçmen için en önemli giriş noktasıdır. Bu yolculuğun Afrika ayağındaki son çıkış noktası ise Libya’dır. Göçmenler, bot ve teknelerle İtalyan adalarına ulaşmak üzere Libya sahillerinden yola çıkmaktadır.
Önceki İtalyan Hükümetleri, insan hakları ve mülteciler konusunda kötü bir karneye sahip Libya’yla bu alanda işbirliği yapmaktan kaçınmıştır. Ancak Berlusconi böyle düşünmemiştir. Göçmen kaçakçılığı ile mücadele kapsamında İtalya, Libya sahil güvenlik birimlerine güçlü silahlar ve deniz araçları vermiştir. Ayrıca, İtalyan topraklarına ulaşan göçmenler, mülteci statüsünü elde etmek için gerekli şartları taşıyıp taşımadıklarına bakılmaksızın Libya’ya geri gönderilmeye başlanmıştır.
Bu uygulamalar neticesinde İtalya’ya ulaşan göçmen sayısı düşmesine düşmüştür ancak göçmenlerin insan hakları bağlamında yaşadığı sıkıntılar çok ciddi boyutlara ulaşmıştır. Göçmen teknelerinde yardıma muhtaç kadın, çocuk, yaralı var mı yok mu bakılmaksızın İtalyan sahil güvenlik birimlerince Libya karasularına yöneltilmeye başlanmış ve buradan da Libya’ya geri götürülerek gözaltına alınmışlardır.
Libya, mültecilerin durumlarını düzenleyen BM Cenevre Sözleşmesi’ne taraf değildir. Dolayısıyla, göçmenlere karşı uluslararası hukuktan kaynaklanan herhangi yükümlülük de hissetmemektedir. İtalya, BM ve zaman zaman da AB tarafından eleştirilen bu işbirliğinden memnun görünmekte ve muhtemelen bunun devamını da mevcut Libya yönetiminin devamında görmektedir.
Kaddafi geçenlerde yaptığı bir açıklamada, AB’nin ülkesindeki protestoculara destek vermesi halinde Afrika’dan Avrupa’ya yönelen göç akımını durdurmayacağını söylemiştir. Bu tehdit en çok da İtalya üzerinde etkili olmuşa benzemektedir. İtalya Dışişleri Bakanına göre Libya’dan yaklaşık 300 bin kişinin İtalya’ya mülteci olarak gelme ihtimali bulunmaktadır. Bununla baş edecek yeterli maddi imkânlara sahip olmadıklarını ifade eden Bakan AB’nin desteğini talep etmiştir. AB’den gelen cevap ise İtalya’nın durumu abarttığı yönündedir.
Her halükarda, AB’nin Libya’ya yönelik politikalarında ortak bir tavır belirleyebilmesi için öncelikle İtalya’yı ikna etmesi gerektiği ve bu politikanın belirlenmesinde de göç meselesinin önemli bir tartışma konusu olacağı açıktır.
(Ömer Ersoy, Araştırmacı)