Türk yetkililerin yaptığı açıklamalarla kayıp-kazanç dengesinin ve alınabilecek tedbirlerin neler olabileceği netleştirilmeye çalışılıyor. Bu veriler doğrultusunda neler söylenebilir, Türk iş dünyasını nasıl bir süreç bekliyor?
Mısır Ekonomisi ve Türkiye-Mısır Ticareti
Mısır dünyada küçük ülke olarak adlandırılan ve küresel mali piyasaları etkileyecek kadar büyük olmayan bir ekonomidir. Mısır’ın milli geliri 253 milyar dolar, nüfusu 86 milyon kişi ve fert başına milli gelir 2 bin 940 dolardır. Mısır ekonomisi, 2009 yılında tüm dünyada yaşanan finansal krize rağmen büyümesini sürdürmüş ve 2009 yılında yüzde 4.7 büyüme gerçekleşmiştir. 2008 yılında gerçekleşen yüzde 7.2’lik ekonomik büyümenin yüzde 4.7’ye düşmesi de Mısır ekonomisinin global krizden bir miktar etkilendiğini göstermektedir. Global kriz nedeniyle dış talepte yaşanan düşüşten kaynaklandığı ve iç talepte yaşanan canlılık sayesinde büyümenin pozitif gerçekleştiği üzerinde durulmaktadır. 2009 yılında sağlanan ekonomik büyümenin yüzde 3.5 oranı özel sektör tarafından sağlanmıştır. Kamu sektörünün ekonomik büyümeye katkısı ise yüzde 1.2 düzeyinde kalmıştır. İşsizlik 83 milyon nüfusu olan Mısır için en önemli sorundur. 2008 yılında yüzde 8.4 olan işsizlik oranı global krizin etkileri ile 2009 yılında yüzde 9.4’e çıkmıştır. Genç bir nüfusa sahip olan Mısır’da her yıl yaklaşık 700 bin kişinin işgücüne katıldığı düşünüldüğünde, işsizlik sorununun önemi açıkça ortaya çıkmaktadır. Global krizin etkileri ile yatırımlarda yaşanan düşüş işsizlik oranının yüzde 9.4’e çıkmasının en önemli sebebi olmuştur. Global krizin etkileri ve 2009 yılında enflasyon ise bir önceki yıla göre önemli ölçüde düşmüştür. 2008 yılında yüzde 20,2’ye çıkmış olan enflasyon 2009 yılında yüzde 9.9’a düşmüştür. Enflasyondaki bu düşüşün en önemli sebepleri gıda ve içeceklerde yaşanan enflasyonun 2008 yılında önemli düşüş kaydetmesidir. Bunun yanında küresel talebin düşmesinin, hükümetin aldığı bazı tedbirlerinde enflasyon üzerinde olumlu etkisi olduğu değerlendirilmektedir.
Mısır, dünyanın en büyük buğday ithalatçısı ve pamuk ihracatçısı ülkesi olmasına rağmen 2009 yılında Mısır’ın dış ticareti de global krizden etkilenmiştir. 2008 yılında 29.8 milyar dolar seviyesinde olan ihracat 2009 yılında 25 milyar dolara düşmüş, ithalat ise 2008 yılında 56.6 milyar dolar iken 2009 yılında 47.6 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. 2009 yılında Mısır’ın en önemli ihraç kalemi ham petrol olmuştur. İhracatın yaklaşık yüzde 45’i ham petroldür. Mısır İstatistik İdaresi’nden (CAPMAS) elde edilen verilere göre, Mısır’ın en önemli dış ticaret partneri Avrupa Birliğidir. Avrupa ülkeleri 2009 yılında Mısır’ın yaptığı ithalatın yüzde 18.8’ini ve ihracatın yüzde 8.6’sını gerçekleştirmişlerdir. Türkiye’nin Mısır’ın ithalatında yeri 5. sırada olup toplam ithalatın yüzde 5.22 teşkil eder. Mısır’ın ihracatında ise Türkiye on üçüncü (13) sırada olup toplam ihracatın yüzde 2.89 teşkil eder. Bu durumda bizim Mısır’a sattıklarımız daha çok aldığımız şeyler ise kısıtlar.
İsyan Sonrası Mısır’daki Türk Yatırımlarının Durumu ve Süveyş Kanalı Ticareti
Türkiye, Mısır’a demir-çelik, tekstil, kimyevi maddeler ve makine parçaları satmakta ve Mısır’dan da petrol yan ürünleri ithal etmektedir. Dış ticaretimiz şu anda durma noktasında olup Türk firmaları olarak en büyük talebi Mısır’daki yatırımlarının güvence altına alınmasıdır. Mısır’da 1.5 milyar dolarlık Türk yatırımı bulunmaktadır. Olayların ardından Mısırda üretim yapan
Sabancı Holding iştiraklerinden Temsa Global ve
Kordsa Global‘in (lastik, takviye malzemeleri ve
otomotiv sektörüne üretim yapan) Mısır’daki tesislerinde, ülkede yaşanan olaylar sebebiyle üretime ara verdiklerini açıklamış ve çalışanlarını ülkeye geri döndürmüşlerdir. Bununla birlikte Mısır’da 10 mağazaya ulaşmayı hedefleyen ve büyüme planları yapan Damat mağazalarının sahipleri Orka Grup’un
Kahire‘de iki, İskenderiye’de bir tane olmak üzere toplam üç mağazalarının bulunmaktadır. Bu mağazalar yaşanan son olaylardan sonra satışlarına ara vermiş ve ürünlerini önlem olarak depoya kaldırmışlardır. Son olarak ihracattaki azalmaya dair net sayıyı
Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Büyükekşi yüzde 86 olarak verdi. Büyükekşi’nin verdiği rakam henüz Şubat ayının ilk 8 günü için geçerlidir.
Tunus Ekonomisi ve Türkiye- Tunus Ticareti
Tunus ekonomisi, turizm başta olmak üzere, hizmet sektörü, tarım, tekstil, hafif sanayiler ile petrol ve fosfat üretimine dayanan gelişme yolunda bir ekonomidir. Siyasetin olduğu gibi ekonominin de bir ölçüde merkezi bir şekilde yürütüldüğü, serbest piyasa ekonomisine tedricen geçilmeye çalışıldığı, ekonomik hayatın bazı alanlarında ise şeffaflığın eksik olduğu görülmektedir. Bununla birlikte, Tunus Mağrip ülkeleri arasında en az riskli ve Afrika’da en fazla rekabet gücüne sahip ülke olarak tanımlanmaktadır. Kalkınmaya dönük yatırımlarda gerek Batılı devletlerin (1990’lı yılların ikinci yarısından itibaren Avrupa Birliği), gerek uluslararası kuruluşların sağladığı mali destek önemli yer tutmaktadır.
Türkiye ile Tunus arasındaki iktisadi ve ticari ilişkiler 2004 senesine kadar, Temmuz 1992’de Ankara’da imzalanan “Ticaret, Ekonomik ve Teknik İşbirliği Anlaşması” çerçevesinde ilerlemiştir. Diğer taraftan, Tunus’un AB ile sanayi ürünlerinde 2008 yılında serbest ticaret alanı oluşturulmasını öngören Serbest Ticaret Anlaşması bulunmaktadır.
Ülkemiz ile Tunus arasındaki ticari ilişkiye baktığımızda ülkemiz lehine bakiye verdiği görülmektedir. 2007 yılında 681 milyon dolar olan dış ticaret hacmi, 2008 yılında bir önceki yıla göre yüzde 52 artarak 1.037 milyon dolara ulaşmıştır. 2009 yılında ekonomik krizin etkisiyle dış ticaret hacmi 2008 yılına göre yüzde 28 azalarak, 746 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. 2009 yılında Tunus’a ihracatımız 575 milyon dolar, Tunus’tan ithalatımız ise 171 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir.
Detaylı inceleme yaptığımızda, Tunus’un; ihracatımızın önemli kalemleri arasında yer alan tekstil-hazır giyim, elektrikli cihazlar, beyaz eşya (bulaşık makinesi hariç) başta olmak üzere, nihai mamuller ile çimento, klinker, mermer ve demir-çelik mamulleri (uzun mamuller) itibariyle hassasiyetinin olduğu ortaya çıkmaktadır. Küresel krizin en şiddetli yaşandığı 2009 yılında Türkiye ve Tunus arasında dış ticaret hacmi bir önceki yıla göre yüzde 28 azalmasına rağmen, geçmiş yıllar itibariyle dış ticaretimizde önemli artışlar kaydedilmiştir. İsyan Sonrası Tunus’taki Türk yatırımlarının durumuna incelendiğinde Türkiye için Tunus’taki iktisadi durum Mısır’dakinden farklı değildir. Her geçen gün yapılan açıklamalarda ticaretin ya da genel olarak ekonomik faaliyetlerin durdurulduğu ifade ediliyor. Buna ek olarak pasif durmamayı tercih eden işadamlarımız tekrar ülkeye ziyaretler düzenlemeyi planlıyorlar. İsyanların iktisadi etkisi karşılıklı açıdan değerlendirecek olursak Türkiye’ye olacak kayıplar dolaylı ya da direkt olarak Tunus ekonomisini de etkileyecektir. Nitekim Türk işverenleri Tunus’ta binlerce yerli iş gücü istihdam etmiştir. Buna rağmen 2009 da yaşanan küresel krizde ekonomik politikası “krizden avantaj sağlamak” olan Türkiye, son olayları da turizm açısından kazanca dönüştürebilir. Nitekim Türkiye’deki birçok seyahat acentesi sahipleri durumun böyle olacağını öngörüyor. ITM Travel sahibi Öğütçü Fransa’daki partnerlerinin son isyanlardan sonra turizm rotasını Tunus ve Mısır’dan Türkiye’ye çevirdiklerini söylüyor. Fransız turistlerin ekonomik açıdan kaliteli turist olduğunu göz önüne alırsak 2011 turizm rakamlarının Türkiye adına önemli değişikliğe uğrayacağını söylemek güç değildir. Bu ülkemiz adına turizm açısından kazanç olabilir.
Buna ek olarak turizm sektöründe etkisini kısa vadede gösterebilecek olan kazançlarımızdan bir diğeri de uzun vadeli kalkınma avantajıdır. Türkiye’nin ticaret yaptığı ülkelerin çoğunun sosyo-ekonomik açıdan kalkınmış olması dış ticaret dengelerini daha iyi bir konuma getirmektedir. Bugün gelinen noktada, ticari faaliyetlerinde bulunduğumuz tüm ülkelerin, ekonomik ve sosyal açıdan ilerlemesi, halklarının zenginleşmesi, ticari açıdan ülkemize ve iş dünyasına olumlu yansıyacaktır. Ayrıca, üzerinde önemle durulması gereken bir diğer husus da, ülkemizin bugün ulaşmış olduğu gelişmişlik, istikrar ve demokrasi seviyesiyle, kültürel ve tarihsel yakınlığımız olan tüm bu coğrafya ile paylaşacağımız çok önemli tecrübelerimizin olduğu gerçeğidir.
Libya’da Durum
Tunus’ta başlayıp sıçramalarla yayılan Arap Devrimi Libya’yı da sardı. Son günlerdeki yaşanan korkunç olayların artması Türk iş dünyasını tedirgin etti. Libya’da yatırımları bulunan şirketler tedbir alıyorlar. Libya’da özellikle Türk inşaat sektörü faaliyet gösteriyor. Akfen Holding bünyesinde faaliyetlerini yürüten TAV İnşaat bunlardan sadece biri. Türkiye, gerilimin ve çatışmaların tırmandığı Libya’da çalışan yaklaşık yirmi beş bin kadar çalışanını hızlıca tahliye ettirmeye çalışıyor. Türkiye’nin yanı sıra ülkeyle ilişkileri bulunan Avrupa Birliği de ticari faaliyetleri durdurmaktan başka çözüm yolu geliştirememektedir. Nitekim Libya’ya satış yapan Avrupa Birliği üyesi ülkeler bu satışları durdurmuşlardır. Libya’da faaliyet gösteren Türk firmalarının çoğunlukla inşaat firmalarıdır. Ankara Sanayi Odası’nın (ASO’nun) Aylık Olağan Meclis Toplantısında konuşan ASO Yönetim Kurulu Başkanı Nurettin Özdebir, sözkonusu ülkelerde iş yapan şirketlerin iş yerlerinde de maddi hasarlar meydana geldiğini, bu zararların önümüzdeki günlerde de devam etmesinin muhtemel olduğunu ifade etti. Özdebir, bu nedenle, yaşanan gelişmeler çerçevesinde Vergi Usul Kanununun 13′üncü maddesine göre mücbir sebep ilan edilmesi gerektiğini söylemiştir. Dış Ticaretten Sorumlu Devlet Bakanı Zafer Çağlayan Libya’da iş yapan Türk müteahhitlik firmalarıyla görüşmelerde bulunuyor. Bu bilgiler doğrultusunda neler yapılabileceğine yönelik tartışmalara diğer bakanlıklarımız da destekte bulunuyor. Görüşmelerde Dışişleri Bakanlığı, Ulaştırma Bakanlığı, Başbakanlık Afet İşleri Genel Müdürlüğü, İhracatı Geliştirme Etüd Merkezi, Türk Eximbank, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu, Arap Türk Bankası, Türkiye Müteahhitler Birliği, Türkiye İnşaat Sanayicileri İşveren Sendikası ve Libya’da iş yapan Türk müteahhitlik firmalarının temsilcileri katılıyor. Bu durum isyanın etkilerinin ne kadar geniş çaplı olduğunun ve sektörel dağılımının giderek arttığının önemli bir göstergesidir.
Libya’daki olayların takip eden günlerde olayların ciddi boyutlara varmasıyla petrol fiyatları hızla tırmanmaya başladı, petrol fiyatları 2,5 yılın en yüksek seviyelerine tırmanarak rekor kırdı. Türkiye gelişmeden en fazla etkilenen ülkelerin başında geliyor. 2000’li yılların ikinci yarısından itibaren, Libya, Amerikan petrol şirketlerinin çıkarları istikametinde politikalar izledi. Fiyatların düşmesi gerektiğinde de artması gerektiğinde de devreye giren ülkeydi Libya. Sonuç olarak, Libya’daki gelişmeler Mısır, Tunus ve diğer Arap ülkelerinkinden, gerek ekonomik ve gerekse siyasi sonuçları olarak farklı karaktere sahiptir. Bu nedenle, Libya’da ki gelişmelerin sonucu, sadece Libya’yı ve Libya halkını değil, dünya çapında, enerji kaynaklarına sahip olma çatışmasında güçler dengesini etkileyecektir. Tunus ve Mısır’daki kitle hareketleri global ekonomiyi fazla etkilememişken, Libya’daki hareket uluslararası bir öneme sahiptir.
(Doç. Dr. Kıvılcım Metin ÖZCAN, SDE Yüksek İstişare Kurulu Üyesi)